Üye olmak istiyorum Şifremi Unuttum  Kullanıcı Adı: Şifre:
07 Eylül 2010 , Salı21:20 Günün İpucu: Yeni Sezonda Başarılar Dileriz

Hurşit Baytok: Diyalog kurabilmek çok önemli!

27.03.2009

Bu haftaki konuğumuz, halen Beşiktaş JK Altyapı Sorumlusu ve Genç Erkek Takım Antrenörlüğü görevlerini yürüten, basketbol camiasının duayen isimlerinden Hurşit Baytok. Antrenörlük yaşantısından hakemler ile olan ilişkisine, özel hayatından eski anılarına kadar bir çok konuda düşüncelerini bizimle paylaşan Sn. Hurşit Baytok'a İstanbul Basketbol Hakemleri Derneği olarak teşekkür ediyoruz.


Biraz kendinizden bahseder misiniz?

 

Basketbola başladığım zamanlardan bahsedebiliriz. Ben epey bir geç başladım basketbola. 17 yaşımdaydım ilk başladığımda. Beşiktaş’ta başladım, Beşiktaş’ta devam ettim. 18 sene ligde oyunculuk yaptım. Biter bitmez de antrenörlüğe başladım. 1985 ten beri antrenörlük yapıyorum. 1996’dan beri de altyapı antrenörlüğü görevlerinde bulundum. Beşiktaş’ta ben direk A takımdan başladım. Normalde insanlar altyapıdan başlar ve yükselir ama ben direk A takımdan başladım.

 

 

 

Peki bunun sebebi neydi?

 

O zamanlar klübün antrenöre ihtiyacı vardı. Kimse sahip çıkmadı açıkcası ve bana kaldı. Bende yeni başladığım için kaybedecek birşeyim yoktu ve devam ettim. Ama daha sonra çok yatırım yaptım. Kendimi geliştirebilmek için çok çalıştım.

 

 

 

Maçlar esnasında hakemler herşeyi doğru çalsalar bile antrenörler diyaloğa girme, bir konuşma gereği duyuyorlar. Hakem her kararında doğru olsa bile, bu takışma ve diyaloğa girme çabaları sizce doğru mudur?

 

Ben diyalog taraftarıyım. Ben olaya şu yönden bakıyorum; saha içinde ve saha dışında  olay tamamiyle farklı. Hakem sahada adalet dağıtan, oyunun kurallara göre oynanmasını sağlayan kişi olarak orda bulunuyor. Bense kazanmak için ordayım. Karşımda da benim gibi birisi var. Ben işi çirkinleştirmiyorum! Ama bazen de çizmeyi aşıyorum! Eğer ben çizmeyi aşıyorsam sen hakem olarak bana cezam ne ise ver zaten. Senin görevin o! Ama maç biter, saha içinde olanlar orada kalır biz çıkar dışarı yemeğimizi yeriz muhabbetimizi ederiz, arkadaşlığımız devam eder. Maç bitti herşey bitti! Ölmüşle, olmuşa zaten çare yok. Hani hep derler ya: ‘’Hepimiz aynı gemideyiz.’’  , asla öyle birşey yok. Antrenörler ile hakemler asla aynı gemide değiller, ama rotamız aynı! Hepimiz basketbolun içindeyiz ve hepimiz bu oyunun gelişmesinden fayda sağlayacağız. Bakış açılarımız farklı ama diyolog ile bunu çözer ve ortak bir nokta bulabiliriz. Eskiden bu yoktu ama şimdi çok daha iyi bir noktadayız. Birçok şeyi aştık zaten.

 

 

 

Gözlemlediğimiz kadarıyla lig maçları ile hazırlık maçlarındaki tutumunuz çok farklı. Lig maçlarında, kazanma arzusuyla olsa gerek çok daha aktifsiniz ve kenardan itiraz ettiğiniz durumlar var. Fakat hazırlık maçlarında gayet sakinsiniz. Bunu nasıl açıklıyorsunuz?

 

Başta da söylediğim gibi ben kazanmak için sahada olan tarafım ve kazanmak için elimden geleni yapmaya çalışırım. Hazırlık maçlarıysa tamamen farklı bir hava. Diğer antrenörleri bilemem ama benim oradaki amacım takımda herkese bol bol süre verebilmek, hepsini deneyebilmek. Adı üzerinde zaten: hazırlık maçı... Mesela bir hakem arkadaşımızla aramızda bir elektrik vardı. Bir türlü uyuşamazdık, kızıyorduk birbirimize. Ben onun gerçekten çok iyi bir insan, çok iyi bir hakem olduğunu biliyorum ama bir türlü uyuşamıyorduk işte. Birgün oturduk konuştuk, tüm sorunlarımızı halledebildik. Diyalog kurarak bu sonuca vardık, sorunlarımızı aştık.

 

 


Hakem ve anterenör arasındaki diyaloğu geliştirebilmek için ne gibi önerileriniz vardır?

 

Hakemlerin, antrenör seminerlerine gelerek çok daha uzun süreli olarak kalmalarından yanayım ben. Antrenörlerin bulunduğu ortamı bir görmeli, o havayı bir solumalıdır hakemlerde. Aynı şey biz antrenörler içinde geçerli. Tabiki birbirimizin işini asla birbirimizden daha iyi bilemeyiz. Ben sizin kadar hakemliğin inceliklerini asla bilemem. Tamam kural bilgim olabilir ama o psikolojiyi bilemem. Birbirimizle daha fazla zaman geçirerek, birbirimizi daha kolay anlayabiliriz.

 

 

 

Altyapı maçlarında genç hakemlerle yaşadığınız sorunlar var mı? Ne gibi çözüm önerileriniz var?

 

Bizde anterenörlüğe ilk başladığımda neler yapmışız, dönüp bir bakıyorum da neler var neler... Tecrübesizlikten dolayı yaşadığımız sorunlar var. Ama ben biraz daha iyimser bakmaya çalışıyorum olaya. Ama şunu asla kabul etmiyorum: ‘’senin sahada yeni oluşundan faydalanmak isteyen antrenörler var.’’ Ben ona karşıyım! Sende bunu yapıyorsun diyorsanız, yaptığımı düşünmüyorum açıkçası.

 

 

 

Antrenörlük dışında neler yaparsınız?

 

Kitap yazarım...

Severim kitap yazmayı. Tabiki basketbolla ilgili yazıyorum, hoşuma gidiyor... bi ara dergi çıkarmaya yeltenmiştim. Son olarak bir kitap bitirdim.

 

Marmara üniversitesi’nde ders verdiğinizi biliyoruz, biraz bahseder misiniz?

 

Haftada bir iki saat orada oluyorum fırsat buldukça. Seviyorum gençlerle vakit geçirmeyi. Kendimi genç hissediyorum...

 

 

 

Son olarak antrenörlük hayatınız boyunca unutamadığınız anılarınız var mı?

 

Olmaz mı...

Bakış yüzünden teknik faul almışımdır ben. Birgün maçta Aydemir(Ekti) Ağabey’e bir baktım, teknik faulü yedim. ‘’Noldu?’’ diye sorduğumda, ‘’Küfür etsen daha iyiydi, o nasıl bir bakıştır öyle’’ dedi.

Bir gün yine bir maçtayız. Eski hakemlerden Nejat Duran vardı. Çok severim kendisini. Boyu kısaydı. Ben uzun olmamama rağmen, benim ancak omuzlarımdaydı kendisi. Birgün top fileye sıkıştı. Bende tam o arada bir kararından ötürü ona sinirlenmiştim. Bana dönerek: ‘’Alır mısın şu topu?’’ dedi. ‘’Ne alıcam ya, git kendin al.’’ dedim. Nejat Ağabey’in o topa ulaşmasına imkan yoktu oysaki...

Öte yandan birgün Emin Moğulkoç ile bir maçımda vardı. Deniz Nakliyat’ın koçuydum o dönemde. Emin de ilk kez maçıma çıkmıştı. Bir baktım sahada kuş uçmuyor. Bir otorite bir despotluk. Dayanamadım: ‘’Bu nedir kardeşim, despoto mu var burda ?’’ dedim. Bir şaşırdı, gülmekten kendimizden geçtik. Her taraftan kahkahalar yükselmeye başladı. O da gülüyor bende, tribündekilerde... Eğlenceliydi çok.



 

Bu güzel sohbet için bizlere zaman ayırdığınızdan dolayı çok teşekkür ederiz.

 

Ben teşekkür ederim.

 

Robert Traylor: Gelirken Korkmuştum

Hurşit Baytok: Diyalog kurabilmek çok önemli!

Barbaros Akkaş:Oyuncunun Saygısını Kazanmalısınız

İbrahim Kutluay: Önce Eğitim

Cavit Altunay Yazdı!

Ufuk Akyüz: En güzel yanı dostluklar

Cavit Altunay: Amerika basketbolu nerede

Korhan Demirkol: Birbirinizi çok iyi denetliyorsunuz

Cihat Levent: Tek eksik anlayış

Emin Moğulkoç: Hakemlik=Tecrübe

Tamer Oyguç: Hakem korunmalı

Ufuk Sarıca: Altyapıda 2 kez cevap vermediniz

Murat Murathanoğlu: Oyuncu da hakemi tanımalı

Gökmen Ertan: Sadece görevinizi yapmanızı bekliyorum

Mehmet Okur: Amerika'da çıta yüksek

Burçin Badem: Hakemler bana travma yaşattı

Murat Biricik: Çok gözlem, yapabildiğinin en iyisini yapmak

Mithat Özciğer: Daha az hatayla nasıl maç yönetirimi düşünmek gerek

Deniz Kıyak: Kendine yatırım geleceğe katkıdır

Yıldırım Öztürk: En önemlisi sahadaki duruşu

Ömer Akan: Hakemle ne kazandım ne de kaybettim

Menderes Gümüşdal: Mutlaka bir idolu olacak

İsmail Uyanık: Sessiz çoğunluğun vicdanı olun

Tamer Acar: Bence de torpil yok!

Serdar Apaydın: Sokaktan gelen adam hakem olamaz

Savaş Gökbayrak: Bazen art niyet arıyorum

Ünal Tanyıldızı: Hakem görmeden de çalabilmeli

Recep Ankaralı: Kimseye torpil yok

Fikret Cigal: Hep bir üstü hedeflemeli

Hüseyin İlteriş Öztürk: İşimi yükselmek için kullanmadım

Aziz Alemdar: Emeğinizi vermeliler

Behçet Serim: Eski disiplin yok

Bora Sancar: Hakem kararlılığını vücut diline yansıtabilmeli

Meriç Tunca: Turgay Demirel'den fazla katkım oldu

Memduh Öget: Hakem olmak yürek ister

Murat Akar: NBA hakemliği kusursuz

Engin Özerhun: Hakem profesyonel olmalı

Galip Atabek: Neden MHK? (2)

Galip Atabek: Eğitime kadro şart (1)

Yavuz Kuruçay: Hakemlik Türkiye'de yapılacak iş değil

Gökhan Keskin: O bünyede kalabiliyorsanız başarılısınız

Hulusi Yenal: Teşekkür beklerdim

Osman Aydın: Saha içinde de saha dışında da adil olmalı

Harun Erdenay: Tüm maç boyunca yüzde yüz konsantrasyon

Erdinç Elmastaş: Hakem de sanatçıdır

Dee Brown: Kritik anda oyunu okuyabilmelisiniz

Bülent Bayraktar: Profesyonel destek şart

Dalmau: Hakemlerle ilgilenmiyorum

Nevriye Yılmaz: En iyi hakem maçtan sonra hatırlanmayandır

Sabahattin Merdan: İstanbul'da birlik ve beraberlik olmalı

Kadir Özçelik: Hakemliğin % 50'sinden fazlasını sosyal yönler oluşturur

Serdar Gürel: Hakemlere hak verdim

Aziz Akkaya: FIBA hakemlerinin düdükleri çok kötü

Zafer Kalaycıoğlu: Federasyon daha fazla gayret etmeli

Önder Bingöl: Güleryüzlü ve vücut dili iyi olan...

Murat Didin: Hakemler yakışıklı ve güzel olsun

Devrim Kıvanç: Hakemlere Mevlana sabrı diliyorum

Cem Çağal: Eski hakemlerden android olan vardı

Kerem Tunçeri: Hakemler diyalog kurmalı

Necip Kapanlı: Adam olmak ve yetenekli olmak

Oktay Mahmudi: Sahada başrol oyuncusu hakem değil

Tolga Şahin: Kendine yatırım şart

Murat Kosova: Hakem otoriter olmalı

Necati Güler: Her tecrübeli hakeme güvenmiyoruz

İsmet Badem: Hakeme yumurta attırdım

Mihriban Oğuz: Menajerlik doğam

Yasemin Horasan: Asık suratımı artık görmeyeceksiniz :))

Charlie: En sevdiğim kurum MHK

Aydın Örs: Hakemlerimiz çok başarılı

Fatih Dalay: Hayırlı olsun

İstanbul Basketbol Hakemleri Derneği 2007 Ziyaretçi Sayısı: 690911