Üye olmak istiyorum Şifremi Unuttum  Kullanıcı Adı: Şifre:
11 Eylül 2010 , Cumartesi05:57 Günün İpucu: Yeni Sezonda Başarılar Dileriz

Yasemin Horasan: Asık suratımı artık görmeyeceksiniz :))

27.06.2007

Her hafta çarşamba günleri yayınlamaya devam ettiğimiz 'Haftanın Konuğu'nda bu hafta Napoli'ye transfer olan bayan basketbolunun etkili isimlerinden Yasemin Horasan'ı ağırlıyoruz. Bizim için belki de sabah uykusundan feragat eden Yasemin, oldukça dobraydı. Gitmeden önce başta hakemler olmak üzere tüm camiaya seslendi: Asık suratımı artık görmeyeceksiniz...


Yasemin çok zor bir lig olan İtalya liginde forma giyeceksin. Son zamanlarda öncelikle çok zayıfladığını düşünüyoruz. Uzun bir oyuncu olarak daha önce daha sert hücum ve savunma yapan Yasemin için bu bir dezantaj mıdır? Yoksa daha hareketlilik kazanıp bunu bir avantaj olarak mı kullanacaksın? Savunmada bu senin için bir handikap olabilir mi?

Tabiki saha içinde rahat hareket edebilmek önemli. Dediğiniz gibi ben fiziğimi kullanarak oynayan bir oyuncuyum. O yüzden yapılı da olmam benim bazen avantajıma da oluyor. Ama gelişen basketbolda ve basketbolun çok tempolu olduğu bir sistemde oynuyoruz. Bu yüzden ben de fazla kilolarımdan olabildiğince uzaklaşmak istiyorum. Bunun dezavantaj olacağını zannetmiyorum. Çünkü aynı oranda kuvvetimin de üzerine düşüyorum. Sonuçta dezavantaj olmaz. Fazla kilolarımı verdim ama kuvvetimi kaybetmedim.

 

Yasemin Horasan’ın hayatında olmazsa olmazlar nelerdir?

Ailem var tabiki. Onlardan hiçbir şekilde vazgeçemem. Yalan konuşmayı sevmem, dürüstlüğe çok önem veririm. Bu kadar!

 

Maçlarda hakemler için kolay bir oyuncu musundur? Yoksa hakem görmeden kendine avantaj sağlayacak(rakibi kızdıracak veya illegal durduracak) hareketleri kovalar mısın? (Bu soruyu Türkiye’de oynamayacağın için soruyoruz ve İtalya Hakem komitesi ile paylaşmayacağız)

Ben kolay bir oyuncu olduğumu düşünüyorum. Ama maç içinde aldığım bazı kolay fauller beni çileden çıkartıyor. (Gülüyor) Tabiki maçın atmosferinde rakibimizi yenebilmek için çeşitli sertlikler yapıyoruz. Bunu bütün sporcular yapıyor. Ama hiçbir şekilde kasıtlı olarak sertlik yapan bir oyuncu değilim. Hakemler görmeden bir sertlik yapayım gibi şeylerim yoktur. Ama gene söyleyeyim, hakemlerin bana çaldığı kolay faullerde çok çabuk sinirleniyorum. (Yeniden gülüşmeler)

 

Hemen hemen her maçında annenizi tribünde görmek bizim için bir alışkanlık haline geldi. Bu İtalya’da da sürecek mi? Yoksa evde uydu yayınları ile mi annenin gücünü yanında hissedeceksin?

İtalya’ya ailemle beraber gitmeyeceğim. Ama tabiki ailem de beni ziyarete gelecek oraya.Olabildiğince yanımda olup, maçlarıma gelebildikleri kadar gelmeye çalışacaklar ama sürekli benimle beraber olamayacaklar. Mesafenin çok fazla uzun olmaması nedeniyle gel-gitlerle halletmeye çalışacağız... 

 

Maçların TV yayını olduğu için uydudan da seyredebilecekler.

 

Biliyorsun İtalya ciddi bir karbonhidrat tehlikesi. Pizzalar, pastalar, makarna... Bunun ile ilgili ne tip önlem almayı düşünüyorsun?

Sporcunun karbonhidrat alması her zaman gerekiyor. Bunu abartmamak da gerekiyor tabi. İtalya’ya bir çok defa gittim. Pizzalar ve makarnaları muhteşem, bunu herkes biliyor. Dondurmaları da öyle. Ama bunlardan olabildiğince uzak durmaya çalışacağım. Sporcu beslenmesi neyi gerektiriyorsa o şekilde beslemeye çalışacağım.

 

Tabii bir de işin moda kısmı var. Vazgeçemediğin markalar var mı? Yasemin Horasan nerelerden giyinmeyi sever?

Genelde marka takıntım yoktur ama spor malzemeleri olarak Adidas’ı kullanıyorum. Sponsorum Adidas, onu kullanıyorum spor malzemelerinde. Dışarda, günlük hayatımda da çok fazla abartmadan şık olabilecek kıyafetleri seçiyorum. Elbise de giyiyorum, etek de, pantolon da... Sürekli eşofman, sürekli etek giyerim de demiyorum. Kesin şunu giyerim diyeceğim hiçbir şey yok. O günkü ruh halim nasılsa ona göre giyiniyorum.

 

Maçlarda suratını hep asık ve kızgın görüyoruz. Bu farkında olmadan maça konsantrasyonundan mı kaynaklanıyor? Yoksa rakiplerini korkutmak amaçlı mı?

Evet bunu bana söylüyorlar. Saha içinde yaptığımız işe konsantre oluyoruz. Bütün dünyayla bağlantımız kesiliyor o anda. Ben işimi ciddiye alıyorum, herhalde o yüzden. Yani suratım asık olsun diye bir durumum yok ama demekki maçın atmosferinden, konsantrasyondan dolayı öyle bir görüntü olabilir.  

 

Hakemlik yapmak zorunda olsan bayan maçı mı yönetmeyi tercih edersin, erkek maçı mı? Neden?

Bence bayan maçları biraz daha zor. Çünkü ben, bayanların daha fazla istek ve hırsla oynadıklarını düşünüyorum. Daha çok yüreklerini ortaya koduklarını düşünüyorum. Ve bu da saha içindeki atmosferi, gerginliği biraz daha yükseltiyor. O yüzden bayan maçları psikolojik olarak daha zor olabilir. 

 

Çok kritik bir anda çalınabilen bir düdüğe bir bayanın tepkisi daha farklı olabiliyor. Çünkü, bence, daha çok kendini kaptırmış oluyor oyuna ve tepkisi ona göre değişik olabiliyor. Erkekler biraz daha olgunlukla karşılıyorlar gibi. Olaylara daha profesyonel gözle baktıkları için “tamam” deyip geçebiliyorlar.

 

Bayanlar, çok fazla yürekleriyle ve bunu düşünerek oynadıkları için bence daha zor.

 

Son olarak eklemek istediğiniz, söylemek istediğiniz konular var mı?

Türk basketbolunun bayanlarda çok fazla geliştiğine inanıyorum. Gelişmeye de devam ediyor. Basketbol kalitesi olarak ligimizin üst seviyelerde olduğunu düşünüyorum. Umuyorum ki altyapılara yapılan desteklerle ve bayan basketboluna sponsorların ve medyanın desteğiyle önümüzdeki yılların ve yeni jenerasyonların daha iyi ve üst düzeyde basketbol oynayacağını düşünüyorum. Basketbola olan yatırımın devam etmesini diliyorum. Buradaki, ligimizdeki(!) hakemlere başarılar diliyorum. Ben bu sene burada olmayacağım. (Gülüşmeler) Benim asık suratımı özleyecekler...

 

Robert Traylor: Gelirken Korkmuştum

Hurşit Baytok: Diyalog kurabilmek çok önemli!

Barbaros Akkaş:Oyuncunun Saygısını Kazanmalısınız

İbrahim Kutluay: Önce Eğitim

Cavit Altunay Yazdı!

Ufuk Akyüz: En güzel yanı dostluklar

Cavit Altunay: Amerika basketbolu nerede

Korhan Demirkol: Birbirinizi çok iyi denetliyorsunuz

Cihat Levent: Tek eksik anlayış

Emin Moğulkoç: Hakemlik=Tecrübe

Tamer Oyguç: Hakem korunmalı

Ufuk Sarıca: Altyapıda 2 kez cevap vermediniz

Murat Murathanoğlu: Oyuncu da hakemi tanımalı

Gökmen Ertan: Sadece görevinizi yapmanızı bekliyorum

Mehmet Okur: Amerika'da çıta yüksek

Burçin Badem: Hakemler bana travma yaşattı

Murat Biricik: Çok gözlem, yapabildiğinin en iyisini yapmak

Mithat Özciğer: Daha az hatayla nasıl maç yönetirimi düşünmek gerek

Deniz Kıyak: Kendine yatırım geleceğe katkıdır

Yıldırım Öztürk: En önemlisi sahadaki duruşu

Ömer Akan: Hakemle ne kazandım ne de kaybettim

Menderes Gümüşdal: Mutlaka bir idolu olacak

İsmail Uyanık: Sessiz çoğunluğun vicdanı olun

Tamer Acar: Bence de torpil yok!

Serdar Apaydın: Sokaktan gelen adam hakem olamaz

Savaş Gökbayrak: Bazen art niyet arıyorum

Ünal Tanyıldızı: Hakem görmeden de çalabilmeli

Recep Ankaralı: Kimseye torpil yok

Fikret Cigal: Hep bir üstü hedeflemeli

Hüseyin İlteriş Öztürk: İşimi yükselmek için kullanmadım

Aziz Alemdar: Emeğinizi vermeliler

Behçet Serim: Eski disiplin yok

Bora Sancar: Hakem kararlılığını vücut diline yansıtabilmeli

Meriç Tunca: Turgay Demirel'den fazla katkım oldu

Memduh Öget: Hakem olmak yürek ister

Murat Akar: NBA hakemliği kusursuz

Engin Özerhun: Hakem profesyonel olmalı

Galip Atabek: Neden MHK? (2)

Galip Atabek: Eğitime kadro şart (1)

Yavuz Kuruçay: Hakemlik Türkiye'de yapılacak iş değil

Gökhan Keskin: O bünyede kalabiliyorsanız başarılısınız

Hulusi Yenal: Teşekkür beklerdim

Osman Aydın: Saha içinde de saha dışında da adil olmalı

Harun Erdenay: Tüm maç boyunca yüzde yüz konsantrasyon

Erdinç Elmastaş: Hakem de sanatçıdır

Dee Brown: Kritik anda oyunu okuyabilmelisiniz

Bülent Bayraktar: Profesyonel destek şart

Dalmau: Hakemlerle ilgilenmiyorum

Nevriye Yılmaz: En iyi hakem maçtan sonra hatırlanmayandır

Sabahattin Merdan: İstanbul'da birlik ve beraberlik olmalı

Kadir Özçelik: Hakemliğin % 50'sinden fazlasını sosyal yönler oluşturur

Serdar Gürel: Hakemlere hak verdim

Aziz Akkaya: FIBA hakemlerinin düdükleri çok kötü

Zafer Kalaycıoğlu: Federasyon daha fazla gayret etmeli

Önder Bingöl: Güleryüzlü ve vücut dili iyi olan...

Murat Didin: Hakemler yakışıklı ve güzel olsun

Devrim Kıvanç: Hakemlere Mevlana sabrı diliyorum

Cem Çağal: Eski hakemlerden android olan vardı

Kerem Tunçeri: Hakemler diyalog kurmalı

Necip Kapanlı: Adam olmak ve yetenekli olmak

Oktay Mahmudi: Sahada başrol oyuncusu hakem değil

Tolga Şahin: Kendine yatırım şart

Murat Kosova: Hakem otoriter olmalı

Necati Güler: Her tecrübeli hakeme güvenmiyoruz

İsmet Badem: Hakeme yumurta attırdım

Mihriban Oğuz: Menajerlik doğam

Yasemin Horasan: Asık suratımı artık görmeyeceksiniz :))

Charlie: En sevdiğim kurum MHK

Aydın Örs: Hakemlerimiz çok başarılı

Fatih Dalay: Hayırlı olsun

İstanbul Basketbol Hakemleri Derneği 2007 Ziyaretçi Sayısı: 692872