
11.07.2007
Bu haftaki konuğumuz evladını yitirmiş, kalbi kırık, mahcup bir basketbol aşığı; İsmet Badem. 12 yıl emek verdiği Fanatik Basket'in kapatılması İsmet Abi'yi çok üzmüş, basketbol camiasının bu gazeteye sahip çıkmaması derinden yaralamış... Fazla söze gerek yok, İsmet Badem her şeyi bu röportajında anlatıyor.
Basketbolu çok iyi bildiğinizi biliyoruz. Üst düzey oyunculuk yaptınız. Tecrübelerinizi kimse inkar edemez. Peki neden sporun antrenörlük veya menajerlik kısmında değil de gazetecilik kısmını seçtiniz?
Çünkü basketbolun medyada çok iyi temsil edildiğine inanmıyorum. Basketbolun gözü-dili olup hep az olsun küçük olsun benim olsun zihniyetinden kurtarıp, basketbolu hiç tanımayan ve bilmeyenleri basketbol sporuna çekebilmek için bu konuya soyundum
"Ben İsmet Badem" isimli kitabınızı büyük bir keyifle okuduk. Burada eskilerden yakın zamana bir çok anınızı gördük. Bu kitabın devamı gelecek mi?
Sorunuz için teşekkür ederim. Basketbol camiasının beni ne kadar yakından takip ettiği belli oluyor!!! "Ben İsmet Badem" adlı kitabımın ardından "Ebruli" isimli 350 sayfalı bir kitap çıkardım.Ve hemen ardından da "Niyetçi" isimli bir şiir kitabım çıktı. Ve tükendi. Sizlere günaydın.
Seyretmekten sıkılmadığınız bir oyuncu var mı?(Yerli veya yabancı)
Eskiden Kemal Erdenay sonra Harun Erdenay, Ufuk Sarıca. Yeni jenerasyondan İbrahim Kutluay.
Geçen hafta basketbol camiası çok üzücü bir haberle şok oldu. Dünyadaki tek basketbol gazetesi faaliyetini sona erdirdi. Bu konuda bizi biraz aydınlatır mısınız?
12 sene evvel Mehmet Yakup Yılmaz’ın Genel Yayın Yönetmenliğini yaptıgı Milliyet grubunda kendisine Fanatik Basket projesini anlattım. Çok sıcak baktı ve onun desteğiyle Fanatik Basket hayat buldu. İlk günden itibaren büyük bir yükselişe geçen Fanatik Basket sizin de sorunuzdaki gibi dünyanın hiç bir ülkesinde, hiçbir basketbol camiasına nasip olmayan bir gazete olarak çok iyi bir çizgide devam ederken ne yazık ki basketbol ailesine herhalde cazip gelmedi. Kendisine sahip çıkılmayan Fanatik Basket, her geçen gün satın alınmayarak tiraj kaybına neden oldu. İşveren de haklı olarak yayın hayatına son verdi.
Kalitesinden, barışçıl yaşam tarzından asla taviz vermeyen, kavga değil dostluk arayan Fanatik Basket politikasının zaman zaman yanlış oldugunu düşünüyorum. Keşke herkesi birbirine sokan her hafta bir kaç oyuncu ve hakeme saldıran, her hafta hakem hatalarını ön plana çıkaran, camiada polemik yaratan ve sayfalarını savaş meydanına çeviren Fanatik Basket belki de yayın hayatına devam edecekti. Bu konuda kendimi suçlu hissediyorum.İsim babası ve bu gazetenin yaratılmasında birinci derecede emeğim oldugu için gazetenin kapanması evlat acısı gibi içime oturdu. Üzüntüm sonsuz. 7’den 70’e basketbol camiası Fanatik Basket’e sahip çıkmadığı için herkese kırgınım.
Basketbol yerine defalarca futbola geçme şansım omasına rağmen asla basketbola ihanet etmedim. Peki etmedim de ne oldu? Şu anda sanki bir evlat acısı çekiyorum ama bu ülke öyle bir ülke ki üzerinde yaşayanlar kendi menfaatleri ve mutlulukları için milli takımın bile başarısız olmasını istediklerini biliyorum. Basketbol camiası bakalım bundan sonra spor medyasında sadece satır aralarında görünmekten mutlu olacak mı!!!
İsmet Badem’i son birkaç yılda biraz daha sanki kendini geri plana çekmiş görüyoruz. Bunun sebebi motosiklet kullanma veya torunlara daha fazla vakit ayırmak olabilir mi? Yoksa sizi küstüren bir şeyler mi oldu?
Sadece basketbolda değil her türlü meslek dalında insanların sahadan çekilme sürecini çok iyi bilmesi gerektiğine inanıyorum. Çalıştıgım her gazete ve TV’de mutlaka bir çok genci yetiştirdiğime inanıyorum. Çünkü benden ayrılan tüm genç dostlarım şu an çok iyi işlerin başında. Bugüne kadar ayakta kalmamacasına sağlıksız olan insanların koltuklarına nasıl sarıldıklarını, ölmeden hiç bir şekilde koltuklarını kimseye bırakmak niyetinde olmadıklarını hep izledim.Gittiğim turnuvalarda olimpiyat komitelerinde, özellikle siyasette, hiç bir mağlubiyet, yaşlılık ve hatta bunama gibi sağlıksız belirtilerde bile o koltuk sevdası yok mu... Hep beni çıldırtmıştır. Bu nedenle Fanatik Basket’te Ümit Avcı, Salih Erkan ve Hatice Yücel gibi mesai arkadaşlarıma bayrağı teslim etmeye hazırlanıyordum, ancak yinelemek istiyorum ki basketbol camiasının vefasızlığı gazetenin kapanmasına neden olmuştur. Bu konuda patronun bir suçu yok. Patronun işi para kazanmak demek ki. Basketbol hala bu çizgiye gelemedi. En büyük üzüntüm bu. Türkiye genelinde şehir şehir, kasaba kasaba dolaşıp paneller yapıp aydınlanma çağının sporu olan basketbolu tüm Anadolu gençlerine tanıtmak ve sevdirmek için gösterdiğim çabanın boşa gitmesi beni üzdü. Daima ayrıcalıklı ve özel insanların sporu olan basketbol ve ona gönül verenlerin, oynayanların içinde yaşayanların mutlaka Fanatik Basket’e sahip çıkacaklarına inanıyordum.
Kısaca 12 sene boşuna kürek çekmenin mahcubiyeti içindeyim.
Sizce iyi bir hakemin sahip olması gereken özellikler nelerdir?
Sahadaki oyuncuların, tribündeki seyircinin, ne düdük çalarsa çalsın saygı duyacağı ve mutlaka bunu çalan hakemin bir bildiği vardır diyebilecek düşünceyi sağlayabilmiş olan hakem iyi bir hakemdir. Örneğin Tevfik Artun, Hüsamettin Topuzoğlu.
Birbirinden ilginç anılarınız vardır mutlaka? Oyunculuk veya antrenörlük zamanında hakemlerle ilgili bir anınızı bizimle paylaşır mısınız?
Beşiktaş’ta oynarken Spor Sergi Sarayı’nda şu an ismini söylemeyeceğim eski bir hakem arkadaş tabiri caizse maçı çığrından çıkarmıştı. Çok kötü bir günündeydi. Ben kenardan topu oyuna sokarken istem dışı olarak yüksek sesle “Bu hakemin kafasına elimde olsa yumurta atardım” dedim. Yaratıcı seyircimiz Spor Sergi’nin hemen arkasından, nerden buldularsa bir sürü yumurta ellerinde hakeme atmazlar mı... Tabii bir kaçı hakeme de isabet etmişti. Çok sevdiğimiz bu hakem arkadaşıma, farkında olmadan dediğim bir sözden dolayı böyle bir şey yapılmasına neden olmuştum.(Gülüyor) Maç uzun süre duraklamıştı.
Hakemlik yapmak ister miydiniz?J
Hiçbir zaman hakem olamazdım, olamayacağımı düşünüyorum. Çünkü her galibiyet oyuncunun, antrenörün, idarecinin ve seyircinin; peki alınan mağlubiyetler??? Yüzde yüz hakemlerden. Dolayısıyla şartlar ne olursa olsun direkt eleştiri oklarına maruz kalan sevgili hakem dostlarımızın görevi çok zor ve bu görevin altından kalkmak gerçekten mucize!!!!
Böyle bir mucizeyi gerçekleştirecek hissiyatı kendimde hiç bulamadım.
Sevgili İsmet Ağabey;
Bu spora olan aşkınızdan sanki bir kişinin bile basketbolu bırakmasından veya izlememesinden inanılmaz üzüleceğinizi hissediyoruz. Yıllardır yaymaya çalıştığınız bu basketbol sevgisi ve misyonu için biz İstanbul Basketbol Hakemleri olarak size çok teşekkür ediyoruz.
Ben de sonunda İstanbul’un hakemlik konusunda ne kadar etkin yetkin ve başarılı yönetimler gösteren hakemler yetiştireceğine inandığım için İstanbullu hakem dostlarımın varlığı beni mutlu ediyor. En önemli düşüncelerimden biri Dünya Şampiyonaları’nda ve Olimpiyatlar’da çok daha fazla ve çok daha ehemmiyeti yüksek maçlarda Türk hakemlerini görmektir. Ben de teşekkür ederim.
|