
22.08.2007
Bu haftaki konuğumuz, bizi yurt dışında başarıyla temsil eden, yakışıklı ama "evli" ve "bıyıklı" basketbolcumuz Kerem Tunçeri. Kısa süreli Türkiye tatili sırasında bizimle değerli vaktini paylaşan Kerem'e, hedeflerinde başarılar dileriz.
Çok klasik bir soru: Basketbolcu olmasanız ne olurdunuz? Ya da ne iş yapmak isterdiniz?
Şimdiye kadar hiç düşünmedim başka bir şey. Tabiri caizse baba mesleği. Babam da milli basketbolcuydu. Evde onun formaları, onun madalyalarını görerek büyüdük. O yüzden başka bir şey düşünmedim. Kafamda başka hiçbir mesleği kurmadım.
Herhalde en çok bayan hayranı olan basketbolcularımızdansınız. (Ufuk Akyüz’den maç içinde telefonunu isteyen olmuştu, maçı yönetiyorken, düşünün) Çok kısa bir süre önce de dünya evine girdin (Herhalde buna en çok Hatice teyze sevindi) Genç kızlar bu konuda ne dedi? Ya da neden evlendin beni beklemedin mesajları geldi mi? (Bu sorunun cevabından eşinize kesinlikle bahsetmeyeceğiz J)
Yok yok. Ben zaten akşamları çok dışarı çıkan veya öyle işlerde tarağı olan bir insan değilim. Çok uzun ilişkilerim oldu. Şimdiki kız arkadaşım!!! (eşim demesi gerekiyorduJ) eşim yani, şu andaki eşimle… alışması zor oluyor, daha yeni evlendik ya… (Gülüşmeler) Eşimle 4 senedir beraberdik. O yüzden çok fazla bir şey olmadı… Mesaj olayına gelince öyle şeyler olmadı, zaten telefon numaram da kimsede yok. Bulan birkaç tane vardı ama artık yok. (Çok kolay atlattı bu soruyu)
İspanya’da taraftarlar bizden daha ateşli ve bilinçli diye düşünüyoruz. Gerçi Avrupa Kupası maçlarında çok rakip oldunuz ama şimdi her hafta orada oynuyorsunuz doğal olarakJ Nasıl tepkiler veriyorlar? Her oyuncuya aynı mı? Yabancılara farklı mı?
Daha bilgili oldukları kesin ama daha ateşli olduklarına katılmıyorum. Seyirci hemen hemen bütün maçlarda salonu dolduruyor, ama bizim Galatasaray’ın, Beşiktaş’ın, Fenerbahçe’nin yaptığı tezahüratlar hiçbir zaman olmuyor. Öyle bir iki tane klasik tezahüratları var, onları söylüyorlar. Bütün takımlar için aynı şey geçerli. Ama en etkili yanları hakemlere inanılmaz baskı yapıyorlar. Mesela yanlış bir karar çaldıklarında veya onlara göre yanlış gelen bir karar verildiği zaman inanılmaz bir uğultu oluyor salonda. Her salonda ama sırf bizde değil. O yüzden hakemlere karşı baskın oldukları kesin seyircinin.
Oyunculara değil de hakemlere mi daha çok tepki var yani?
Oyunculara da var. Bir oyuncu el kol hareketi vs. yaparsa seyirciye veya takımda başka bir arkadaşına o zaman biraz ıslıklıyorlar. Ama küfür olmuyor.
Baba (Haluk Tunçeri zamanın efsane basketbolcularından) Abi (Kemal Tunçeri çok iyi bir basketbolcu) ve Kerem bir araya geldiğinde neler konuşulur?
Durmadan basketbolun içinde olduğumuz için konuşuyoruz tabii. Ben ilk defa yurt dışında olduğum için bu iki aydır bir çok şeyden de konuştuk, konuşuyoruz da.
Hakemler için zor bir oyuncu değilsiniz ve çoğu zamanda yardımcı oluyorsunuz ama oynadığınız takımda çok itiraz eden oyuncular olmuştur. Hakemlerle ilgili maçtan önce veya maçtan sonra neler konuşulur? (Bilelim de ona göre gardımızı alalım J)
Ben, hepsiyle (hakem) arkadaş gibiydim zaten. Tabii benden büyük olanlar da var, ama ben onlarla da arkadaş gibiydim, iyi diyaloğumuz oldu. Maç içinde o sinir ortamında arada sırada tartışırsın, belki benim de yanlış söylediğim şeyler olmuştur zamanında ama iyi diyalogla, iyi niyetli olduğumu zaten herkes biliyor.
Türk oyuncular genellikle her hakemin nasıl karakterde olduğunu biliyor ama özellikle yabancılara “Bak bu hakem çok kolay teknik faul çalar, bu hakemle git konuş daha iyi olur” gibi uyarılarımız oluyor tabii.
Rahatlayıp kafanızı boşaltmak istediğinizde ne yaparsınız? Müzik mi dinlersiniz? Otomobil mi kullanırsınız? Yemek mi yaparsınız?
Ben sinemayı çok seviyorum. Ama İspanya’da gidemedik. Burası gibi değil, hep dublaj yapmışlar, o yüzden geçen sene bir kere sinemaya gidebildim. Ama buradayken haftada iki-üç kez muhakkak gidiyorum. İspanya’da evde oturmayı seviyorum.

Dil problemini nasıl hallettiniz?
İki üç ay biraz zorlandım adapte olana kadar. Eşim zaten biraz İspanyolca konuşuyor. Öğrenmek lazım ama biraz tembellik yaptım. İnşallah önümüzdeki sene öğreneceğim.
Yerli veya yabancı oyunculardan birtakım kurup oynamak isteseniz takım arkadaşlarınızın kimler olmasını isterdiniz?
Arkadaşlarımı kesin alırım hemen… J
Çok genel oldu bu cevabın, isim istiyoruz?
İsim veremem. İsim istemeyin benden…
O zaman beğendiğin bir oyuncu diyelim…
Benim hayran olduğum tek insan, gelmiş geçmiş, Michael Jordan. Hakikaten ona acayip bir hayranlığım var. Onun gibi bir oyuncu, yeryüzüne bir daha gelmez bana göre. Şu andaki oyuncular kıyas bile götürmez. Onun yanına 3-4 tane de çocuk koy, yeter.
İyi bir hakemin sahip olması gereken özellikler nelerdir? (Bu soruyu herkese soruyoruz, kusura bakmayın)
Bence en önemlisi diyalog kurmaları gerektiği. Onların işi çok zor çünkü saliselik pozisyonlarda karar vermek zorundalar. İnsanlar bu işlere çok büyük yatırımlar yapıyorlar, onun karşılığını bekliyorlar. Yanlış bir düdükte çok büyük tepki alabiliyorlar. Aynı şey oyuncular içinde geçerli. Dediğim gibi, en önemlisi diyalog kurmak.
Mesela ben Beşiktaş’ta oynarken bir kere kendimden utanmıştım… Bir hakem arkadaşımız vardı, ilk senesiydi. Ben hakemim, kimse bana bir şey yapamaz demeye, o tavra girmeye çalıştı. Ve benimle s.d.k yarıştırdı resmen. Bana faul çalıyor, bana kasti faul yapıyorlar faul çalmıyor falan… En sonunda dayanamadım, ağza alınmayacak laflar etmiştim. Oyundan atılıyordum neredeyse Murat Didin beni oyundan çıkarmasa. O kadar sinirlendim ki… Baktığım zaman ben belli bir kariyer sahibi olmuş biriyim. Tamam gençlere öyle davranıyorsun (bence gene yanlış ama), ama özellikle tecrübeli oyunculara da öyle davranmaları yanlış bence. Genç hakemler diyalog kursunlar bence, herkesle, genç yaşlı fark etmeden.
Sizi yakalamışken öyle kolay bırakmıyoruz J
Real Madrid’den sonrası ne olacak? Önümüzdeki 10 senede hayatınızla ilgili planlarınız nelerdir? Oyunculuk, antrenörlük veya tamamen başka bir iş….
Yurt dışında kalmak istiyorum. Ben çok mutluyum Real Madrid’de. Seneye teklifler ne olur, şartlar ne olur bilemem. Büyük konuşamamak gerekiyor ama antrenörlük düşünmüyorum ben. Ağabeyimle bir basketbol okulumuz var bizim. Onunla ilgili çalışmalar olur belki. O işin başına geçebilir belki. Belki de menajer olabilirim bir takıma. GM diyorlar ya, en baştaki kişi. Belki Türkiye’de öyle bir sistem yok ama İspanya’da her takımda var. Güzel bir imkan olursa öyle bir şey olabilir. Basketbol dışında bir şey düşünmüyorum. Bilmediğin bir işi yapamazsın bana göre. Bildiğimiz şeyleri yaparız, olursa olur olmazsa da olmaz, n’apalım…
Kariyeriniz boyunca en unutamadığınız maç? Defalarca oynayıp o keyfi yaşamak isterim dediğiniz?
Bu seneki final maçı çok özeldi benim için. O ortamı gördükten sonra, yaşadıktan sonra anlıyorsun. Final maçında Barcelona’yla oynadık. Çok büyük bir ezeli rekabet var. Gitmeden tahmin edebiliyordum çünkü Galatasaray’da ve Beşiktaş’ta oynadığım için arasındaki rekabeti biliyordum. Amerikalılar anlamazlar onu. Masöründen tut fizyoterapistine kadar resmen nefret ediyorlar Barcelona’dan. İçine girdiğin zaman sen de alıyorsun o havayı. Ben de sevmemeye başladım.
Son maç işte, durum 2-1, Barcelona’da oynuyoruz. O maç çok güzeldi. 100 kişilik bir seyircimiz gelmişti. Onları orada yenmek… Ben de iyi oynamıştım o maçta… Öyle bir hatırası var bende.
Son olarak Türkiye’yi çok özlediğimi belirtmek isterim. İlk defa yurt dışında bulundum ben. İlk 2-3 ay çok zorlandım. En çok da yemekleri özledim. Orası da Akdeniz ülkesi ama ağız tadımız çok farklı. Allah’tan hanım iyi yemek yapıyor da, Türk yemekleri özlemimizi gideriyoruz.
|