Üye olmak istiyorum Şifremi Unuttum  Kullanıcı Adı: Şifre:
07 Eylül 2010 , Salı21:34 Günün İpucu: Yeni Sezonda Başarılar Dileriz

Önder Bingöl: Güleryüzlü ve vücut dili iyi olan...

19.09.2007

Bu hafta uzun yıllar basketbol camiası içinde MHK üyeliği ve kulüp başkanı sıfatlarıyla aktif olarak bulunan, ancak artık sadece seyirci olarak kalmak isteyen Önder Bingöl'ü konuk ettik. Bu sıcak sohbet için kendisine teşekkür ediyoruz.


Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz?

Ankara ODTÜ’de basketbol ile tanışıp tam hevesimi alamadan yurtdışı eğitiminden dolayı bırakmak zorunda kaldım. Üniversite eğitiminden sonra iş gereği yerleştiğim İzmir’de, ortağı da bulunduğum şirketin (Sanyo) kulübünde tekrar çok sevdiğim basketbol ile birleştim. Daha sonra Çakabey Koleji’nde kısa bir yöneticilikten sonra 99 yılında gelen teklif üzerine Ömer Bozer başkanlığındaki 4 yıl süren MHK üyeliğim başladı. Daha sonra Tuborg Pilsener Spor Kulübüne şube başkanı olarak basketbol yaşantım devam etti. Ancak bundan sonra sadece iyi bir izleyici olarak kalacağım.

 

Spor camiasında bir çok tarafta bulundunuz. Kulüp başkanlığı, MHK üyeliği, şube başkanlığı gibi. En çok hangisinden keyif aldınız?

Kulüpçülük, basketbol ailesinin en keyifli bölümü diyebilirim ama en çok zevk aldığınız dersen MHK üyeliği boyunca edindiğim dostluk ve çevre. Şu anda halen sürdürdüğüm tek bölümüdür. Kulüpçülük her hafta artan adrenalinin verdiği bir keyif ama maalesef uzun soluklu plan ve projelerinizi istediğiniz şekilde yönlendiremediğiniz bir bölüm. Fakat MHK’de 4 yıl boyunca olması gereken ve arzu ettiğim şekilde görev yaptım.

 

Hakem camiası daha mı vefalı yani?

Menfaat ilişkisi olmayan ve her ortamda birlik ve beraberliği layıkıyla yerine getiremeseler de bu saç ayaklarının en vefalı bölümü hakemlikte yatıyor.

 

Sizce İzmir basketbolu eskisine göre ilerliyor mu? Yoksa bir gerileme devrine mi girdi?

Üzülerek söylüyorum ki İzmir basketbolu çok ciddi kan kaybına gidiyor. Bunda en büyük etken Tuborg’un şubeyi kapatması. Basketbol kültürü çok yüksek olan KSK kulübünün yoktan var olma çabaları.

 

Peki ya Göztepe, Altay?

Artık 2. ligde bile yoklar. Yeni bir oluşumda bulunan Gelişim Koleji, İzmir BŞB’nin büyük özverilerle bir şeyler yapmaya çalışması İzmir için sevindirici. Ama Türkiye’nin 3.büyük ili olan İzmir’in  basketbol potansiyeli 1 .ligde en az 2 takım, 2.lige en az 3-4 takım ile temsil edilmesi gerektiğine inanıyorum.

 

Klasik sorumuz? Bir hakemde olması gereken özellikler nelerdir?

Güleryüz ve vücut dili. Neden? Çünkü hakem denildiği zaman hep otoriter, astığı astık kestiği kestik, tek bir düdükle can yakan, kötümser bir profil çizilir ama; içlerinden geldiğim için çok iyi biliyorum ki hepsi tek tek çok kültürlü, sevecen ancak bunları çoğu zaman yansıtamayan insanlar. İsim olarak örnek vermek istemiyorum ancak oyuncular, coachlar, yöneticiler ile gerek konuşması gerek davranış biçimleri ile kendisini saha içinde otoritesini kabul ettirip parkeden çıktıktan sonra dost kalınabileceğini bildiğim çok hakem arkadaşımız var. Ki bence de artık Türk basketbol camiası olarak bazı şeyleri aşıp maçın sadece salonda oynandığını, maç bittikten sonra da her şekilde hayatım devam ettiğini ve hiçbir hakemin art niyetle düdük çalmayacağını görmeleri gerekir.

 

En son Tuborg Spor Kulübü’nde kulüp başkanlığı yaptınız? Bazı kulüpler dönem dönem profesyonel faaliyetlerini sona erdirip bir müddet sonra tekrar başlıyor? Sizce süreklilik nasıl sağlanır? Bu basketbola zarar veriyor mu? Yoksa firmalar beklentilerine ulaşamadıkları için mi çekiliyorlar? Basketboldan ne bekliyorlar?

Açıkçası müessese kulüpleri öncelikle spor için harcadıkları parayı başarı ile endekslemektedirler.  Bu da son derece doğru. Özelikle Tuborg gibi müesseselerin sektör gereği reklam yasağı içinde olmaları bu işi çok daha ön plana çıkarmıştı. Müessese kulüplerini yönetenlerin, yönettikleri bütçe ile doğru yönetilmeli ve minimum bütçe ile yapılacak en iyi işleri ortaya çıkarmaları öncelikli olmalıdır. Yüksek ve afaki bütçelerle yıllarca harcatılan paralar sonunda maalesef kaçınılmaz bir şekilde hüsrana dönüşüyor. Bunu yıllardır Türk basketbolunda izledik.

 

Spor yaşantınız boyunca hakemlerle ilgili aklınızda kalan iyi veya kötü bir anı var mı? J)

Vefa örneği bir anımı paylaşacağım. Çocuklarımdan birinin Eskişehir’de üniversiteyi kazanmasından sonra kayıt için oraya gittiğimde hiç mecburiyetleri olmadan gösterilen ilgi ve alaka ömrün boyunca unutamadığım bir anıdır.

 

Uzun yıllar profesyonel yöneticilik yaptınız. Sizce hakemlerin gelir seviyesini nasıl arttırır veya hakem giderlerinin federasyona nasıl yük olmamasını sağlarız?

Buradaki en büyük görev MHK'ye düşer. Biz yıllar önce bu işe sponsor desteği ile katkı sağlamayı teklif ettiğimizde çok sıcak bakılmamıştı. Ama bugün bütün dünyada görüyoruz ki hakemlik camiasında sponsorların desteği çok fazla. İsrail liginde hakemin formasının rengini bile seçmek zor. Bugün Türkiye’de de ikinci spor olarak anılan basketbol doğru pazarlandığı takdirde her birimine çok rahat sponsor bulunabilir. Önemli olan uzun vadeli, doğru projeler ile doğru sponsorları biraya getirmektir.

 

Son olarak şunları eklemek istiyorum;

 

Hakem camiasının bir takım haline gelmesi, tek bir yumruk olması halinde Türk basketboluna yapacağı katkı yanında aşağıdan gelen hakem adaylarına bu işi hem daha cazip hale getirecek hem de Türk basketboluna katkı artacaktır. Hakem camiasına verilecek en önemli mesajın da bu olduğuna inanıyorum.

 

Yeni sezonda tüm hakem arkadaşlarıma sakatlıktan uzak güzel bir sezon dilerim.

 

 

Robert Traylor: Gelirken Korkmuştum

Hurşit Baytok: Diyalog kurabilmek çok önemli!

Barbaros Akkaş:Oyuncunun Saygısını Kazanmalısınız

İbrahim Kutluay: Önce Eğitim

Cavit Altunay Yazdı!

Ufuk Akyüz: En güzel yanı dostluklar

Cavit Altunay: Amerika basketbolu nerede

Korhan Demirkol: Birbirinizi çok iyi denetliyorsunuz

Cihat Levent: Tek eksik anlayış

Emin Moğulkoç: Hakemlik=Tecrübe

Tamer Oyguç: Hakem korunmalı

Ufuk Sarıca: Altyapıda 2 kez cevap vermediniz

Murat Murathanoğlu: Oyuncu da hakemi tanımalı

Gökmen Ertan: Sadece görevinizi yapmanızı bekliyorum

Mehmet Okur: Amerika'da çıta yüksek

Burçin Badem: Hakemler bana travma yaşattı

Murat Biricik: Çok gözlem, yapabildiğinin en iyisini yapmak

Mithat Özciğer: Daha az hatayla nasıl maç yönetirimi düşünmek gerek

Deniz Kıyak: Kendine yatırım geleceğe katkıdır

Yıldırım Öztürk: En önemlisi sahadaki duruşu

Ömer Akan: Hakemle ne kazandım ne de kaybettim

Menderes Gümüşdal: Mutlaka bir idolu olacak

İsmail Uyanık: Sessiz çoğunluğun vicdanı olun

Tamer Acar: Bence de torpil yok!

Serdar Apaydın: Sokaktan gelen adam hakem olamaz

Savaş Gökbayrak: Bazen art niyet arıyorum

Ünal Tanyıldızı: Hakem görmeden de çalabilmeli

Recep Ankaralı: Kimseye torpil yok

Fikret Cigal: Hep bir üstü hedeflemeli

Hüseyin İlteriş Öztürk: İşimi yükselmek için kullanmadım

Aziz Alemdar: Emeğinizi vermeliler

Behçet Serim: Eski disiplin yok

Bora Sancar: Hakem kararlılığını vücut diline yansıtabilmeli

Meriç Tunca: Turgay Demirel'den fazla katkım oldu

Memduh Öget: Hakem olmak yürek ister

Murat Akar: NBA hakemliği kusursuz

Engin Özerhun: Hakem profesyonel olmalı

Galip Atabek: Neden MHK? (2)

Galip Atabek: Eğitime kadro şart (1)

Yavuz Kuruçay: Hakemlik Türkiye'de yapılacak iş değil

Gökhan Keskin: O bünyede kalabiliyorsanız başarılısınız

Hulusi Yenal: Teşekkür beklerdim

Osman Aydın: Saha içinde de saha dışında da adil olmalı

Harun Erdenay: Tüm maç boyunca yüzde yüz konsantrasyon

Erdinç Elmastaş: Hakem de sanatçıdır

Dee Brown: Kritik anda oyunu okuyabilmelisiniz

Bülent Bayraktar: Profesyonel destek şart

Dalmau: Hakemlerle ilgilenmiyorum

Nevriye Yılmaz: En iyi hakem maçtan sonra hatırlanmayandır

Sabahattin Merdan: İstanbul'da birlik ve beraberlik olmalı

Kadir Özçelik: Hakemliğin % 50'sinden fazlasını sosyal yönler oluşturur

Serdar Gürel: Hakemlere hak verdim

Aziz Akkaya: FIBA hakemlerinin düdükleri çok kötü

Zafer Kalaycıoğlu: Federasyon daha fazla gayret etmeli

Önder Bingöl: Güleryüzlü ve vücut dili iyi olan...

Murat Didin: Hakemler yakışıklı ve güzel olsun

Devrim Kıvanç: Hakemlere Mevlana sabrı diliyorum

Cem Çağal: Eski hakemlerden android olan vardı

Kerem Tunçeri: Hakemler diyalog kurmalı

Necip Kapanlı: Adam olmak ve yetenekli olmak

Oktay Mahmudi: Sahada başrol oyuncusu hakem değil

Tolga Şahin: Kendine yatırım şart

Murat Kosova: Hakem otoriter olmalı

Necati Güler: Her tecrübeli hakeme güvenmiyoruz

İsmet Badem: Hakeme yumurta attırdım

Mihriban Oğuz: Menajerlik doğam

Yasemin Horasan: Asık suratımı artık görmeyeceksiniz :))

Charlie: En sevdiğim kurum MHK

Aydın Örs: Hakemlerimiz çok başarılı

Fatih Dalay: Hayırlı olsun

İstanbul Basketbol Hakemleri Derneği 2007 Ziyaretçi Sayısı: 690919