
19.09.2007
Bu hafta uzun yıllar basketbol camiası içinde MHK üyeliği ve kulüp başkanı sıfatlarıyla aktif olarak bulunan, ancak artık sadece seyirci olarak kalmak isteyen Önder Bingöl'ü konuk ettik. Bu sıcak sohbet için kendisine teşekkür ediyoruz.
Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz?
Ankara ODTÜ’de basketbol ile tanışıp tam hevesimi alamadan yurtdışı eğitiminden dolayı bırakmak zorunda kaldım. Üniversite eğitiminden sonra iş gereği yerleştiğim İzmir’de, ortağı da bulunduğum şirketin (Sanyo) kulübünde tekrar çok sevdiğim basketbol ile birleştim. Daha sonra Çakabey Koleji’nde kısa bir yöneticilikten sonra 99 yılında gelen teklif üzerine Ömer Bozer başkanlığındaki 4 yıl süren MHK üyeliğim başladı. Daha sonra Tuborg Pilsener Spor Kulübüne şube başkanı olarak basketbol yaşantım devam etti. Ancak bundan sonra sadece iyi bir izleyici olarak kalacağım.
Spor camiasında bir çok tarafta bulundunuz. Kulüp başkanlığı, MHK üyeliği, şube başkanlığı gibi. En çok hangisinden keyif aldınız?
Kulüpçülük, basketbol ailesinin en keyifli bölümü diyebilirim ama en çok zevk aldığınız dersen MHK üyeliği boyunca edindiğim dostluk ve çevre. Şu anda halen sürdürdüğüm tek bölümüdür. Kulüpçülük her hafta artan adrenalinin verdiği bir keyif ama maalesef uzun soluklu plan ve projelerinizi istediğiniz şekilde yönlendiremediğiniz bir bölüm. Fakat MHK’de 4 yıl boyunca olması gereken ve arzu ettiğim şekilde görev yaptım.
Hakem camiası daha mı vefalı yani?
Menfaat ilişkisi olmayan ve her ortamda birlik ve beraberliği layıkıyla yerine getiremeseler de bu saç ayaklarının en vefalı bölümü hakemlikte yatıyor.
Sizce İzmir basketbolu eskisine göre ilerliyor mu? Yoksa bir gerileme devrine mi girdi?
Üzülerek söylüyorum ki İzmir basketbolu çok ciddi kan kaybına gidiyor. Bunda en büyük etken Tuborg’un şubeyi kapatması. Basketbol kültürü çok yüksek olan KSK kulübünün yoktan var olma çabaları.
Peki ya Göztepe, Altay?
Artık 2. ligde bile yoklar. Yeni bir oluşumda bulunan Gelişim Koleji, İzmir BŞB’nin büyük özverilerle bir şeyler yapmaya çalışması İzmir için sevindirici. Ama Türkiye’nin 3.büyük ili olan İzmir’in basketbol potansiyeli 1 .ligde en az 2 takım, 2.lige en az 3-4 takım ile temsil edilmesi gerektiğine inanıyorum.
Klasik sorumuz? Bir hakemde olması gereken özellikler nelerdir?
Güleryüz ve vücut dili. Neden? Çünkü hakem denildiği zaman hep otoriter, astığı astık kestiği kestik, tek bir düdükle can yakan, kötümser bir profil çizilir ama; içlerinden geldiğim için çok iyi biliyorum ki hepsi tek tek çok kültürlü, sevecen ancak bunları çoğu zaman yansıtamayan insanlar. İsim olarak örnek vermek istemiyorum ancak oyuncular, coachlar, yöneticiler ile gerek konuşması gerek davranış biçimleri ile kendisini saha içinde otoritesini kabul ettirip parkeden çıktıktan sonra dost kalınabileceğini bildiğim çok hakem arkadaşımız var. Ki bence de artık Türk basketbol camiası olarak bazı şeyleri aşıp maçın sadece salonda oynandığını, maç bittikten sonra da her şekilde hayatım devam ettiğini ve hiçbir hakemin art niyetle düdük çalmayacağını görmeleri gerekir.
En son Tuborg Spor Kulübü’nde kulüp başkanlığı yaptınız? Bazı kulüpler dönem dönem profesyonel faaliyetlerini sona erdirip bir müddet sonra tekrar başlıyor? Sizce süreklilik nasıl sağlanır? Bu basketbola zarar veriyor mu? Yoksa firmalar beklentilerine ulaşamadıkları için mi çekiliyorlar? Basketboldan ne bekliyorlar?
Açıkçası müessese kulüpleri öncelikle spor için harcadıkları parayı başarı ile endekslemektedirler. Bu da son derece doğru. Özelikle Tuborg gibi müesseselerin sektör gereği reklam yasağı içinde olmaları bu işi çok daha ön plana çıkarmıştı. Müessese kulüplerini yönetenlerin, yönettikleri bütçe ile doğru yönetilmeli ve minimum bütçe ile yapılacak en iyi işleri ortaya çıkarmaları öncelikli olmalıdır. Yüksek ve afaki bütçelerle yıllarca harcatılan paralar sonunda maalesef kaçınılmaz bir şekilde hüsrana dönüşüyor. Bunu yıllardır Türk basketbolunda izledik.
Spor yaşantınız boyunca hakemlerle ilgili aklınızda kalan iyi veya kötü bir anı var mı? J)
Vefa örneği bir anımı paylaşacağım. Çocuklarımdan birinin Eskişehir’de üniversiteyi kazanmasından sonra kayıt için oraya gittiğimde hiç mecburiyetleri olmadan gösterilen ilgi ve alaka ömrün boyunca unutamadığım bir anıdır.
Uzun yıllar profesyonel yöneticilik yaptınız. Sizce hakemlerin gelir seviyesini nasıl arttırır veya hakem giderlerinin federasyona nasıl yük olmamasını sağlarız?
Buradaki en büyük görev MHK'ye düşer. Biz yıllar önce bu işe sponsor desteği ile katkı sağlamayı teklif ettiğimizde çok sıcak bakılmamıştı. Ama bugün bütün dünyada görüyoruz ki hakemlik camiasında sponsorların desteği çok fazla. İsrail liginde hakemin formasının rengini bile seçmek zor. Bugün Türkiye’de de ikinci spor olarak anılan basketbol doğru pazarlandığı takdirde her birimine çok rahat sponsor bulunabilir. Önemli olan uzun vadeli, doğru projeler ile doğru sponsorları biraya getirmektir.
Son olarak şunları eklemek istiyorum;
Hakem camiasının bir takım haline gelmesi, tek bir yumruk olması halinde Türk basketboluna yapacağı katkı yanında aşağıdan gelen hakem adaylarına bu işi hem daha cazip hale getirecek hem de Türk basketboluna katkı artacaktır. Hakem camiasına verilecek en önemli mesajın da bu olduğuna inanıyorum.
Yeni sezonda tüm hakem arkadaşlarıma sakatlıktan uzak güzel bir sezon dilerim.
|