
24.10.2007
Bu haftaki konuğumuz, çok uzun yıllar basketbola her konuda hizmet etmiş, şu anda da İl Hakem Komitesi Başkanlığı görevini yürüten Sabahattin Merdan. Kısa bir süre önce geçirdiği önemli ameliyat sonrası bize vakit ayıran Sabahattin Abi'ye teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Hakemliğe nasıl başladığınızı anlatır mısınız?
İlk başlangıçta oyunculuk yapıyorduk. Biz oyuncuyken hakem olmayı teklif ettiler. 3 defa kursa katıldık, 3 seferde de kursun sonunda hep oyunculuk önce geldi... Sonunda lisansımızı yırttılar, hakem yaptılar. İlk hakemliğe başladığım yıllarda, MHK Başkanı gelir maçları izlerdi (Dilaver Özgören vardı o yıllarda MHK Başkanı). Bir maçta da benim şansıma gelip beni izledi ve beğendi ve ben aday hakemken deplasmanlı lig maçı yönettim. (Şimdiki 1. Erkekler Ligi) O zamanlar klasman yoktu ve bu böyle 20 sene devam etti.
Hakemlik yaparken bir işle uğraşıyor muydunuz?
Kadıköy İskelesi’nde gazete bayiim vardı. Orayı işletiyordum.
İyi bir hakemin özellikleri ne olmalıdır?
Bir işi, bir gücü olmalı. Basketbolu çok seviyorsa maçları çok iyi takip etmeli. Bizim zamanımızda herkes gider maç seyrederdi, herkes gider birbirinin maçını seyrederdi. Hakemler kendilerine yatırım yaparlardı. Şimdi maalesef göremiyorum bunları. Bazı arkadaşlarımız küsmüş olabilir, beklediklerini alamamış olabilirler, maddi sorunlardan... Ne maçları gelip takip ediyorlar, ne daha fazla yatırım yapıyorlar; nasılsa benim maçım olacak zaten diye. Bu söylediklerime klasman hakemleri de dahil.
Haftada bir kez çalışmakla iyi hakem olunmaz. Mutlaka ve mutlaka çok özverili ve iyi çalışmak lazım. Artı bu hakem arkadaşlarla da meşgul olunmak lazım.
Çevrenizde çok sevilen sayılan birisiniz. Bunun nedeni nedir acaba?
İnsanlarla iyi bir diyalog içinde olmam, sporun verdiği terbiyeden dolayıdır. Ben kulüpçülük de yaptım, çok takımlarda sporculuk yaptım, çok uzun süreler hakemlik yaptım ama insanlarla veya kulüplerle hiç bir zaman diyaloğumuz bozulmadı. Bugün herkese aynı saygıyla; küçükle küçüğe saygı, büyükle büyüğe saygı şeklinde geldik bu noktalara. Bunun en güzel örneğini de ameliyat olduğumda gördüm. Türkiye’nin her tarafından tanıdığım tanımadığım yüzlerce kişi aradılar beni.
Laf açılmışken, hastalığınızın durumu şu anda nedir?
Bir 10 güne daha ihtiyacım var. Yavaş yavaş yürümelere başladım. Allah’a şükür fazla bir problemimiz yok. İnşallah 10-15 gün sonra iyice kendime geleceğim. Bu arada hatırımı soran tüm herkese teker teker teşekkür edemedim; bu vesileyle tüm hakem camiasına, kulüplere bu kadar yakınlık gösterdikleri için şükranlarımı sunuyorum.
Ligler olsun, kulüpler olsun, hakemler olsun; İstanbul’da bir sorun görüyor musunuz?
İstanbul’un en büyük sorunu İstanbul’un çok büyük olması. Maalesef ve maalesef ki kalsman hakemleri ile bölge hakemleri arasında pek bir yakınlık göremiyorum. Genç arkadaşlara yardımcı olunmuyor. Eğitim Komisyonu var ama o da nereye kadar!
İstanbul’un en büyük eksikliği birlik, beraberlik, bağlılık yok. Bunun çözümü mücadele etmek. Derneğimiz var, fedakar arkadaşlarımız var. Çözebiliriz.
Unutamadığınız bir anınız var mı? Paylaşır mısınız bizimle.
İlk çıktığım maçta maçı TV de veriyordu. Galatsaray-Teknik Üniversite. O zamanın ünlü oyuncularından birinin kaşı yarılmıştı. Ben de cebimde kağıt mendil bulundururdum. Mendili kaşına kapatarak ilk tedaviyi doktor yokken ben yapmıştım.
Hakemlik yaptığınız dönemlerde zorlandığınız, maçına çıkmak istemediğiniz bir antrenör var mıydı?
Ne antrenör ne de oyuncu olsun kimseyle hiç bir kötü diyaloğumuz olmadı. O zamanki insanlarda spor terbiyesi çok fazlaydı, herkes abi kardeş olarak görüyordu birbirini. Sadece hakemler değil bütün basketbol camiası bir aradaydı. Şimdi işin içine profsyonellik girdi, kimse kimseyi tanımamaya başladı. Daha dünkü zibidi hakeme kafa tutmaya başladı.
Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Bizim zamanımızda 7-8 kişi birbirimizin maçını seyrederdik. Maçtan sonra bir yere giderdik hep beraber maçın analizini yapardık. Şurda şu düdüğü çalsaydık şöyle olurdu, burda bunu yapsakdık böyle olurdu gibi...
Otururduk hep beraber bir yerlerde, hakemlikten aldığımız parayı da koyardık ortaya, yer içer konuşurduk. Anlatabiliyorumdur umarım. Birlik ve beraberliğin hangi seviyelerde olduğunu.
Klasman hakemleri gelip de altyapıdaki arkadaşları seyretmiyor. Gelip de yorum yapmıyorlar. İnsanlar bizi görmekten bıktı; Sabahattin Merdan, Erdinç Elmastaş, Erdinç Acır. Bizle bir yere kadar. Eğer bir şeyler olacaksa elbirliğiyle yapılabilir ancak.
|