Üye olmak istiyorum Şifremi Unuttum  Kullanıcı Adı: Şifre:
11 Eylül 2010 , Cumartesi05:55 Günün İpucu: Yeni Sezonda Başarılar Dileriz

Sabahattin Merdan: İstanbul'da birlik ve beraberlik olmalı

24.10.2007

Bu haftaki konuğumuz, çok uzun yıllar basketbola her konuda hizmet etmiş, şu anda da İl Hakem Komitesi Başkanlığı görevini yürüten Sabahattin Merdan. Kısa bir süre önce geçirdiği önemli ameliyat sonrası bize vakit ayıran Sabahattin Abi'ye teşekkürlerimizi sunuyoruz.


Hakemliğe nasıl başladığınızı anlatır mısınız?

İlk başlangıçta oyunculuk yapıyorduk. Biz oyuncuyken hakem olmayı teklif ettiler. 3 defa kursa katıldık, 3 seferde de kursun sonunda hep oyunculuk önce geldi... Sonunda lisansımızı yırttılar, hakem yaptılar. İlk hakemliğe başladığım yıllarda, MHK Başkanı gelir maçları izlerdi (Dilaver Özgören vardı o yıllarda MHK Başkanı). Bir maçta da benim şansıma gelip beni izledi ve beğendi ve ben aday hakemken deplasmanlı lig maçı yönettim. (Şimdiki 1. Erkekler Ligi) O zamanlar klasman yoktu ve bu böyle 20 sene devam etti.

 

Hakemlik yaparken bir işle uğraşıyor muydunuz?

Kadıköy İskelesi’nde gazete bayiim vardı. Orayı işletiyordum.

 

İyi bir hakemin özellikleri ne olmalıdır?

Bir işi, bir gücü olmalı. Basketbolu çok seviyorsa maçları çok iyi takip etmeli. Bizim zamanımızda herkes gider maç seyrederdi, herkes gider birbirinin maçını seyrederdi. Hakemler kendilerine yatırım yaparlardı. Şimdi maalesef göremiyorum bunları. Bazı arkadaşlarımız küsmüş olabilir, beklediklerini alamamış olabilirler, maddi sorunlardan... Ne maçları gelip takip ediyorlar, ne daha fazla yatırım yapıyorlar; nasılsa benim maçım olacak zaten diye. Bu söylediklerime klasman hakemleri de dahil.

Haftada bir kez çalışmakla iyi hakem olunmaz. Mutlaka ve mutlaka çok özverili ve iyi çalışmak lazım. Artı bu hakem arkadaşlarla da meşgul olunmak lazım.

 

Çevrenizde çok sevilen sayılan birisiniz. Bunun nedeni nedir acaba?

İnsanlarla iyi bir diyalog içinde olmam, sporun verdiği terbiyeden dolayıdır. Ben kulüpçülük de yaptım, çok takımlarda sporculuk yaptım, çok uzun süreler hakemlik yaptım ama insanlarla veya kulüplerle hiç bir zaman diyaloğumuz bozulmadı. Bugün herkese aynı saygıyla; küçükle küçüğe saygı, büyükle büyüğe saygı şeklinde geldik bu noktalara. Bunun en güzel örneğini de ameliyat olduğumda gördüm. Türkiye’nin her tarafından tanıdığım tanımadığım yüzlerce kişi aradılar beni.

 

Laf açılmışken, hastalığınızın durumu şu anda nedir?

Bir 10 güne daha ihtiyacım var. Yavaş yavaş yürümelere başladım. Allah’a şükür fazla bir problemimiz yok. İnşallah 10-15 gün sonra iyice kendime geleceğim. Bu arada hatırımı soran tüm herkese teker teker teşekkür edemedim; bu vesileyle tüm hakem camiasına, kulüplere bu kadar yakınlık gösterdikleri için şükranlarımı sunuyorum.

 

Ligler olsun, kulüpler olsun, hakemler olsun; İstanbul’da bir sorun görüyor musunuz?

İstanbul’un en büyük sorunu İstanbul’un çok büyük olması. Maalesef ve maalesef ki kalsman hakemleri ile bölge hakemleri arasında pek bir yakınlık göremiyorum. Genç arkadaşlara yardımcı olunmuyor. Eğitim Komisyonu var ama o da nereye kadar!

İstanbul’un en büyük eksikliği birlik, beraberlik, bağlılık yok. Bunun çözümü mücadele etmek. Derneğimiz var, fedakar arkadaşlarımız var. Çözebiliriz.

 

Unutamadığınız bir anınız var mı? Paylaşır mısınız bizimle.

İlk çıktığım maçta maçı TV de veriyordu. Galatsaray-Teknik Üniversite. O zamanın ünlü oyuncularından birinin kaşı yarılmıştı. Ben de cebimde kağıt mendil bulundururdum. Mendili kaşına kapatarak ilk tedaviyi doktor yokken ben yapmıştım.

 

Hakemlik yaptığınız dönemlerde zorlandığınız, maçına çıkmak istemediğiniz bir antrenör var mıydı?

Ne antrenör ne de oyuncu olsun kimseyle hiç bir kötü diyaloğumuz olmadı. O zamanki insanlarda spor terbiyesi çok fazlaydı, herkes abi kardeş olarak görüyordu birbirini. Sadece hakemler değil bütün basketbol camiası bir aradaydı. Şimdi işin içine profsyonellik girdi, kimse kimseyi tanımamaya başladı. Daha dünkü zibidi hakeme kafa tutmaya başladı.

 

Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Bizim zamanımızda 7-8 kişi birbirimizin maçını seyrederdik. Maçtan sonra bir yere giderdik hep beraber maçın analizini yapardık. Şurda şu düdüğü çalsaydık şöyle olurdu, burda bunu yapsakdık böyle olurdu gibi...

Otururduk hep beraber bir yerlerde, hakemlikten aldığımız parayı da koyardık ortaya, yer içer konuşurduk. Anlatabiliyorumdur umarım. Birlik ve beraberliğin hangi seviyelerde olduğunu.

Klasman hakemleri gelip de altyapıdaki arkadaşları seyretmiyor. Gelip de yorum yapmıyorlar. İnsanlar bizi görmekten bıktı; Sabahattin Merdan, Erdinç Elmastaş, Erdinç Acır. Bizle bir yere kadar. Eğer bir şeyler olacaksa elbirliğiyle yapılabilir ancak.

 

Robert Traylor: Gelirken Korkmuştum

Hurşit Baytok: Diyalog kurabilmek çok önemli!

Barbaros Akkaş:Oyuncunun Saygısını Kazanmalısınız

İbrahim Kutluay: Önce Eğitim

Cavit Altunay Yazdı!

Ufuk Akyüz: En güzel yanı dostluklar

Cavit Altunay: Amerika basketbolu nerede

Korhan Demirkol: Birbirinizi çok iyi denetliyorsunuz

Cihat Levent: Tek eksik anlayış

Emin Moğulkoç: Hakemlik=Tecrübe

Tamer Oyguç: Hakem korunmalı

Ufuk Sarıca: Altyapıda 2 kez cevap vermediniz

Murat Murathanoğlu: Oyuncu da hakemi tanımalı

Gökmen Ertan: Sadece görevinizi yapmanızı bekliyorum

Mehmet Okur: Amerika'da çıta yüksek

Burçin Badem: Hakemler bana travma yaşattı

Murat Biricik: Çok gözlem, yapabildiğinin en iyisini yapmak

Mithat Özciğer: Daha az hatayla nasıl maç yönetirimi düşünmek gerek

Deniz Kıyak: Kendine yatırım geleceğe katkıdır

Yıldırım Öztürk: En önemlisi sahadaki duruşu

Ömer Akan: Hakemle ne kazandım ne de kaybettim

Menderes Gümüşdal: Mutlaka bir idolu olacak

İsmail Uyanık: Sessiz çoğunluğun vicdanı olun

Tamer Acar: Bence de torpil yok!

Serdar Apaydın: Sokaktan gelen adam hakem olamaz

Savaş Gökbayrak: Bazen art niyet arıyorum

Ünal Tanyıldızı: Hakem görmeden de çalabilmeli

Recep Ankaralı: Kimseye torpil yok

Fikret Cigal: Hep bir üstü hedeflemeli

Hüseyin İlteriş Öztürk: İşimi yükselmek için kullanmadım

Aziz Alemdar: Emeğinizi vermeliler

Behçet Serim: Eski disiplin yok

Bora Sancar: Hakem kararlılığını vücut diline yansıtabilmeli

Meriç Tunca: Turgay Demirel'den fazla katkım oldu

Memduh Öget: Hakem olmak yürek ister

Murat Akar: NBA hakemliği kusursuz

Engin Özerhun: Hakem profesyonel olmalı

Galip Atabek: Neden MHK? (2)

Galip Atabek: Eğitime kadro şart (1)

Yavuz Kuruçay: Hakemlik Türkiye'de yapılacak iş değil

Gökhan Keskin: O bünyede kalabiliyorsanız başarılısınız

Hulusi Yenal: Teşekkür beklerdim

Osman Aydın: Saha içinde de saha dışında da adil olmalı

Harun Erdenay: Tüm maç boyunca yüzde yüz konsantrasyon

Erdinç Elmastaş: Hakem de sanatçıdır

Dee Brown: Kritik anda oyunu okuyabilmelisiniz

Bülent Bayraktar: Profesyonel destek şart

Dalmau: Hakemlerle ilgilenmiyorum

Nevriye Yılmaz: En iyi hakem maçtan sonra hatırlanmayandır

Sabahattin Merdan: İstanbul'da birlik ve beraberlik olmalı

Kadir Özçelik: Hakemliğin % 50'sinden fazlasını sosyal yönler oluşturur

Serdar Gürel: Hakemlere hak verdim

Aziz Akkaya: FIBA hakemlerinin düdükleri çok kötü

Zafer Kalaycıoğlu: Federasyon daha fazla gayret etmeli

Önder Bingöl: Güleryüzlü ve vücut dili iyi olan...

Murat Didin: Hakemler yakışıklı ve güzel olsun

Devrim Kıvanç: Hakemlere Mevlana sabrı diliyorum

Cem Çağal: Eski hakemlerden android olan vardı

Kerem Tunçeri: Hakemler diyalog kurmalı

Necip Kapanlı: Adam olmak ve yetenekli olmak

Oktay Mahmudi: Sahada başrol oyuncusu hakem değil

Tolga Şahin: Kendine yatırım şart

Murat Kosova: Hakem otoriter olmalı

Necati Güler: Her tecrübeli hakeme güvenmiyoruz

İsmet Badem: Hakeme yumurta attırdım

Mihriban Oğuz: Menajerlik doğam

Yasemin Horasan: Asık suratımı artık görmeyeceksiniz :))

Charlie: En sevdiğim kurum MHK

Aydın Örs: Hakemlerimiz çok başarılı

Fatih Dalay: Hayırlı olsun

İstanbul Basketbol Hakemleri Derneği 2007 Ziyaretçi Sayısı: 692870