
31.10.2007
Bu haftaki konuğumuz Fenerbahçe'yle yeniden sözleşme imzalayan, WNBA'e giden ilk Türk sporcusu Nevriye Yılmaz.
Kendinizden biraz bahseder misiniz?
Basketbola 1992 yılında İstanbul Üniversitesi altyapısında başladım. 1999’da Galatasaray’a transfer oldum. Galatasaray’a gitmeden önceki yaz WNBA kampına katıldım. 2 sene G.Saray’da oynadıktan sonra ilk yurtdışı deneyimimi yaşadım. İsrail’e gittim, kulüp kapandığı için sezonun kalanını Yunanistan’da tamamladım. Daha sonra 3 yıl İtalya’da oynadım. Aralarda yine WNBA’e gidip şansımı denedim ve 2004 yılında ilk forma giyme şansını buldum San Antonio’da. Bunun dışında 2005 ve 2007’de Avrupa Şampiyonası gördüm. 2 yıldır Fenerbahçe’deyim bu 3. sezonum, 2 tane şampiyonluk yaşadım.
WNBA’e giden ilk Türk basketbolcusunuz. Giderken neler hissettiniz, ne gibi zorluklarla karşılaşmayı düşünüyordunuz, neler oldu?
Hiç farkında değildim nelerle karşılaşacağımın. Zaten çok küçük yaşta gittim ilk WNBA’e, 19 yaşımı doldurmamıştım. WNBA de daha yeniydi, 2. yılıydı. WNBA, çok tecrübe, ciddi bir birikim isteyip de oynanabilecek bir yer. Ancak şimdi gidersem ciddi bir süre alabileceğimi düşünüyorum ama ufak tefek sakatlıklarım olduğu için kendi sezonumu düşünüp, yazları kendimi çok fazla zorlamak istemiyorum. Daha çok dinlenerek ve kendime özel antreman yaparak geçiriyorum.
Bu yıl sözleşmenizi Fenerbahçe’yle yenilediniz. Fenerbahçe’nin özel bir yeri var mı, yoksa Türkiye’de başka bir takıma gitmeyi düşünür müsünüz?
Şu anda bayan basketboluna Fenerbahçe kadar yatırım yapan başka kulüp yok. Daha yeni yeni Galatasaray yapar gibi, Beşiktaş zaten yıllardır belli bir bütçede ve çok fazla iddiayla değil de Fenerbahçe’yi yenme amacıyla devam ettiriyor diye düşünüyorum. Anadolu takımlarının da 3 büyükleri yenme gibi bir amaçları var. Fenerbahçe’de öyle değil. Euroleauge katılıyor Fenerbahçe ve bu 2. yılımız. Geçen sene iyi bir şeyler yaptık ki başkan bundan mutlu oldu ve tekrar bu sene katılıyoruz. İstese “Geçen sene başarılı olamadınız” deyip bu yıl katılmayabilirdik. Sonuçta profesyonelce düşünen tek takım Fenerbahçe olduğu için ve burada da mutlu olduğum için takım değiştirmek saçma olurdu.
WNBA, İtalya, Yunanistan, İsrail’de basketbol oynadınız. Ligimizi bu ligleri karşılaştırdığınızda neler söyleyebilirsiniz?
Çok farklılık yok. Yunanistan biraz daha düşük seviyede bir lig. Bence en iyi lig Rusya. İspanya ve Fransa ligleri de fena değil. Bence biz Avrupa’da ilk 3’ün içindeyiz diyebilirim. İtalya’da da oynadım 3 yıl, oraya gelen yabancılar Türkiye’ye gelenler kadar kariyerli oyuncular değil. Milli takım bazında da karşılaştırırsak, İtalya’yı çoğunlukla yeniyoruz.
Avrupa Şampiyonası’nda beklenen başarının gelmeme nedeni nedir sizce? Tecrübesizlik mi yoksa millet olarak beklentilerimizin çok fazla olması mı?
Evet, beklentilerimiz çok fazla. Hep “Vatan millet Sakarya”, “Yapacağız, edeceğiz” düşünüyoruz ama oradaki takımlar da yıllardır bu şampiyonalara katılıyorlar. Kitapçıklarda her takımın kaç kez Avrupa Şampiyonası’na katıldığı, kaçıncı olduğu yazıyordu ama bizim sadece iki kez katıldığımız yazıyordu. Biz Avrupa Şampiyonası oynayarak gelmedik A takıma. Sonuçta yine iyi bir jenerasyonuz, bu benim 4. Avrupa Şampiyona’m. Takımda da çoğu arkadaşın 3 veya 4 oldu ancak diğer takımlardakiler 2 yılda bir Avrupa Şampiyonası’nda oynuyorlar. Basketbol bir takım oyunu ve birkaç kişinin tecrübesiyle olacak bir şey değil. Oynayan 12 kişinin ciddi şekilde tecrübeli olması gerekiyor ki biz 12 kişiyle de oynamıyorduk. Hep aynı kişilerle, 7-8 kişiyle oynuyoruz. Bir de sakatlıklar var, tabiî ki kendimi frenlemek zorunda kaldım. Tam performans veremedim yani. Açıkça söylemek gerekirse ilk 5’ler için daha çok erken bizim için. Bunlar söylenmiyor, söylenince de “Niye öyle diyorsun?” deniyor ama artık kendini kandırmamak gerek. “Size” olarak küçüğüz, kısalarımız çok kısa (J), eziliyorlar.
Bu şartlar altında başarı için ne kadar zaman lazım?
Bilemiyorum. Ben aslında bu 2007’den de çok ümitliydim. Çünkü 2005’te biz 8. olduk, ilk defa katıldık, heyecanlıydık….. O yıl son saniyelerde maçları kaybettik, uzatmada kaybettik… Tecrübesizlik, şanssızlık… Bu yıl ki tecrübesizlik değil artık. Bilmiyorum…
Maçtan önce hangi hakemlerin maçınızı yöneteceğine bakıyor musunuz? Maçta hakemin nelerine dikkat edersiniz? Sizce hakem nasıl olmalı?
Maçımızın hakemlerine hiç bakmam. Çünkü isim olarak tanımam hiç birini. Şöyle bir şey var; “En iyi hakem maçtan sonra hatırlanmayan hakemdir.” Eğer bir hakemin yüzünü maçtan sonra hatırlıyorsan o iyi hakem değil. Çünkü alakasız şeyler çalmıştır ve oyuncuların dikkatini çekmiştir. İyi hakem gerçekten kendini belli etmeyen hakemdir.
Hakemlere öğretilen kurallar bize öğretilmiyor herhalde ki biz her seferinde maç içinde isyan ediyoruz. Sebebi bu olabilir. Sezon başında hakemlere nasıl seminer veriliyorsa, aynı şekilde hakemlerin de kulüplere gidip seminer vermesi gerekir. WNBA’de sezon başında belli hakemler, bütün takımları ziyaret ediyorlar; hem başarılar diliyorlar hem de onlara bütün kuralları tek tek anlatıyorlar. Burada öyle bir şey yok. Hangi temaslar çalınıyor anlatan yok. Pivotun teması daha farklı oluyor, bir guardın forvetin temasına oranla; daha fiziksel oynuyor. Bir maçta bir hakem, benim yaptığım harekete faul çalıyor, rakibin bana yaptığı aynı harekete faul çalmıyor. Neymiş efendim ben Nevriye’ymişim, o beni itebilirmiş! Öyle bir şey olur mu, benim ne avantajım var?!! Adaletli davranılmıyor. Mesela bana vuruyorlar, hakem diyor ki; “O vuruş sana bir şey yapmaz, sen kuvvetlisin.” Olur mu öyle bir şey? Benim ne avantajım kaldı o zaman!
Bir de bazı hakemler maç başlar başlamaz "zırt" "zurt" düdük çalmaya başlayıp astığım astık tavır içine giriyorlar. “Konuşma teknik faul çalarım” gibi diyaloglar yaşıyoruz. Çok garip oluyor bu davranışları. Hakemlere karşı önyargılı olmak istemiyorum.
Bu seminer düzenlenmeli; biz mi gideceğiz artık nasıl olursa… Gerçekten bilinçleneceğiz, bu çok büyük bir eksiklik.
Bayan basketbolunun hak ettiği ilgiyi gördüğüne inanıyor musun?
Hiçbir zaman bir bayan sporu erkek sporunun gördüğü ilgiyi görmez. Tüm dünyada bu böyle. Şu anda, önceki senelere göre çok daha iyi olduğunu düşünüyorum. Fenerbahçe’de oynadığım için bana öyle geliyor da olabilir. Fenerbahçe’nin seyircisi var ve Fenerbahçe TV sayesinde de geniş kitlelerce tanınıyoruz. Yavaş yavaş artacağını düşünüyorum. Tabii ilginin artması için ilk olarak başarılı olmak gerekiyor. İkincisi de o başarıyı kullanıp insanların önüne sunulması lazım. Bir çok güzel sporcu kız var ve onlar hiç kullanılmıyorlar. Onlar da biraz kullanılsa ilgi daha da artabilir. Mankenler kadar güzel kızlar var ve hiç olmazsa yaptıkları işte de başarılılar.
Fenerbahçe bayan basketbol takımı kadar başarılı bir takımın daha doğru dürüst bir sponsoru yok hala. Kulüp bakıyor bize. Büyük bir fedakarlık yaparak kendi bütçesinden harcıyor. Büyük bir sponsor olması lazım diye düşünüyorum.
Basketbol dışında nelerle ilgilenirsiniz?
Futbol.
Oynuyor musun?
Hayır, oynamayı beceremem ama seyrederim. Özellikle Şampiyonlar Ligi maçları’nı kaçırmamaya çalışıyorum.
Tuttuğun takım var mı Şampiyonlar Ligi’nde?
Fenerbahçe (J) Önceki seneler Milan’ı tutuyordum ama onlar bu seneler biraz kötüler İtalya Ligi’nde.
Bu arada “Lost”u çok seviyorum. Onu bekliyorum, 4. sezonun başlamasını bekliyorum. Bunların dışında da uyuyorum ya da havuzda yüzüyorum.
Son olarak eklemek istediğin şeyler var mı?
Herkese başarılar diliyorum. Bu sene ligin diğer yıllara göre daha heyecanlı geçeceğini düşünüyorum. Galatasaray’ın yanı sıra Kayseri TED var; Ayhan Avcı orada… BOTAŞ’ın pek sesi çıkmıyor ama mutlaka bir şeyler yapacağını düşünüyorum.
|