Üye olmak istiyorum Şifremi Unuttum  Kullanıcı Adı: Şifre:
07 Eylül 2010 , Salı21:36 Günün İpucu: Yeni Sezonda Başarılar Dileriz

Bülent Bayraktar: Profesyonel destek şart

14.11.2007

Bu haftaki konuğumuz her profesyonel sporcunun performansını nasıl korumak ve arttırmak gerektiği konusunda öğretim üyeliği yapan Bülent Bayraktar. Bülent Hocamız, üst düzey hakemlik yapan herkesin mutlaka profesyonel desteğe ihtiyacı olduğunu vurguladı.


Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

İstanbul doğumluyum. Üniversiteden önceki eğitimimin tamamını İstanbul’da gördüm. İstanbul Tıp Fakültesini bitirdikten sonra özellikle fonksiyonel anatomi, sporcu sağlığı ve performansı ile ilgili hem ülkemde hem Amerika Birleşik Devletleri’nde eğitim gördüm. 1999 yılında uzman doktor, 2005 yılında da doçent oldum. Halen İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Spor Hekimliği Anabilim Dalı’nda Öğretim Üyesi olarak görev yapıyorum. Tıp fakültesinde, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksekokulu’nda, Beden Eğitimi Spor Yüksekokulu’nda ve Devlet Konservatuarı Dans Bölümü’nde Anatomi, Sporcu Sağlığı, Spor Hekimliği ve Sakatlıklardan Korunma yöntemleri ile ilgili eğitim veriyorum. Onbir yaşından beri lisanslı olarak basketbol oynuyorum. Yaklaşık 17 yıldır da sporcu sağlığıyla ilgili olarak çalışmalarda bulunuyorum. Beşiktaş, Galatasaray ve Milli Takımlarda görev yaptım. Sporun yüksek performansta en sağlıklı şekilde yapılabilmesi ve  sporcu ile takımların başarıya ulaşabilmesi için ekip arkadaşlarımızla birlikte büyük çaba sarf ediyoruz. Halen TFF’de Spor Hekimliği ve Atletik Performans Departmanı Koordinatörü olarak, TBF’nda Sağlık Kurulu üyesi olarak ve Herkes İçin Spor Federasyonu’nda ise yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmaktayım.

 

Hem futbolda hem basketbolda uzun yıllar çalıştınız. Basketbolcular mı yoksa futbolcular mı kendini sakatlıklara karşı daha iyi koruyor?        

Aslına bakarsanız kendi oynadığım zamanı da göz önüne aldığımda basketbolcuların o dönemde daha eğitimli ve daha bilinçli yaklaşım içinde olduklarını söylemek mümkün. Bu sebeple geçmişte basketbolcuların futbolculara göre sakatlıklara karşı kendilerini daha iyi koruduğunu, performanslarını arttırmaya yönelik daha çok girişimlerde bulunduklarını ve daha iyi antrenman yöntemlerini kullandıklarını belirtebilirim. Fakat futbolun bir sektör haline gelmesi ve basketbola göre daha büyük paraların dönmesi, TFF’nin özellikle son 10-15 yıl içindeki sporcu sağlığı ve performans konusundaki girişimlerinin arttırmasıyla artık futbolcuların kendilerini daha iyi koruduklarını ve hatta çok daha iyi hizmet aldıklarını söyleyebilirim.

Aradaki farkı anlatmak için küçük bir örnek vermek gerekirse, futbol takımlarının sağlık hizmetlerinin başında genelde spor hekimliği eğitimi almış hekimler bulunuyor ve ekibin içinde fizyoterapistler ve masörler yer almaktadır. Oysa basketbol takımlarının halen büyük bir kısmında tüm sağlık hizmeti maalesef sadece masörler tarafından yürütülmeye çalışılmaktadır. Bu durum futbolun 15-20 yıl önceki durumuna karşılık gelmektedir. Tabi sağlık ekibinin genişliği, eğitiminin ve bilgisinin derinliği verdiği hizmetin kalitesini direkt olarak etkilemektedir. Kısa zaman içinde TBF’nin de gerekli girişimleri yaparak sporcu sağlığı ve sağlık ekibinin oluşturulması konusunda futbolla yarışılabilecek düzeye gelinmesini sağlayacağını umuyorum.  

 

Saha kenarında maç seyrederken bir sporcunun fiziksel olarak güçsüz olduğunu çıplak gözle görebiliyor ya da maç içindeki gidişattan kendi oyuncunuzun sakatlanabileceğini hissedebiliyor musunuz? Bunu teknik kadroya bir koz olarak kullanması gerektiği konusunda uyarılarınız oldu mu?

Çıplak gözle bakarak bunu söylemek sübjektif bir öngörüden öteye gitmesi mümkün değildir. Bir oyuncu hakkında böyle bir şey söylemek için elinizde objektif veriler olması gerekir. Sporcunun kuvvet ve performansına ilişkin objektif veriler olmadan karar vermek yanıltıcı ve yanlış olur. Zaten artık oyuncuların kuvvet ve performansına ilişkin çıplak gözle karar vermemize gerek de kalmamıştır. Yaptığımız laboratuar ve saha testleri ile sporcuların eksikliklerini ve sakatlık risklerini tespit edebiliyoruz ve buna bağlı olarak teknik heyeti, antrenörleri ve sporcuları bilgilendiriyor, uyarabiliyor ve hatta isterlerse önerilerde bulunabiliyoruz. Bugün bütün üst düzey sporcularda, yarışmacı elit sporcularda uluslararası arenada başarı elde etmiş tüm atletlerde bu tür bilimsel çalışmalar yapılmaktadır. Bu bilgiler ışığında hazırlanmış programlar, sporcuların büyük başarılarında yol açıcı olmuştur.

 

Hakemler de, bir sporcu kadar kendilerine dikkat etmelidir. Hakemler, performanslarını sezon içine nasıl yayıp en yüksek verimi alabilir?

Hakemlerin, durumu oldukça özel bana göre. Çünkü hakemler, adalet dağıtması, her zaman en doğru kararı vermesi gereken kişilerdir. Bu nedenle de fiziksel olarak da mental olarak da her zaman hazır durumda olmalıdırlar. Sporun tüm bileşenlerinin karşılaşmanın her iki taraf oyuncularının öyle veya böyle hata yapabilir olduğu kabul edildiği halde hakemlerin en küçük hatası bile tartışma konusu olabilmektedir. Bu nedenle hakem görevini en düşük hata payı ile yerine getirmelidir. Profesyonel olarak konu ile ilgili bilgiye sahip olmayan hakemlerin büyük bir bölümünün antrenörü de danışmanı da yoktur. Ancak bilinmesi gereken bir gerçek vardır ki hakemlerin yüksek atletik performansa sahip olmaları mesleki performanslarını da yükseltecektir. Performansı iyi olmayan kişi yorulduğunda karar verme becerisi, olaylar karşısındaki tavrı ve hatta görme alanındaki becerisi bozulmaktadır. Bu bilgiler ışığında şahsi kanaatim odur ki üst düzey hakemler muhakkak profesyonel destek almalıdırlar. Tıbbi danışmanları olmalı, düzenli olarak sağlık kontrolleri yapılmalı, vücut kompozisyonları takip edilmeli ve performans testleri yapılmalıdır. Tespit edilen eksiklerine yönelik uygun antrenman ve beslenme programları hazırlanmalıdır. Unutulmamalıdır ki yüksek atletik performans, mesleki başarıyı da yükseltecektir.  

 

Maç günlerinde nasıl beslenmeliyiz?

Sadece maç günü değil, her zaman yediklerimize dikkat etmeliyiz. Atletik performansın en üst seviyede olması için vücut kompozisyonunu takip etmeli ve uygun beslenme planı hazırlanmalıdır. Bunun dışında ise öncelikle maç saatine göre maçtan önce yeterli miktarda sıvı alınmalıdır, tabiî ki de maç esnasında da sıvı alımına dikkat edilmelidir. Maç saatine göre uygun öğünlerde beslenilmelidir. Örneğin, maç saatinden 3 saat önce kadar  karbonhidrattan zengin bir öğün alınmalı ve yine maçtan sonra kaybettiklerimizin yerine koymak için de yine karbonhidrat yönünden zengin besinler yenilmelidir.

 

Size göre iyi hakemde olması gereken özellikler nelerdir?

İyi bir hakem öncelikle, iyi bir insan olmalıdır. Karşısındaki kişilerin de insan olduğunu unutmamalıdır. Hakemin kızmak gibi bir hakkı yoktu. Hakem, kızarak tepki göstermemelidir. Çaldığı düdüklerde adaletli ve kararlı olmalıdır. Güler yüzlü ve sempatik olarak maçın tansiyonunu düşürmelidir. Gerekli durumlarda otoriter tavırlarıyla maça hakim olmalı ve güven telkin etmelidir.

 

Bizimle bir anınızı paylaşır mısınız?

29 sene lisanslı basketbol oynadım ve basketbol hayatım boyunca hakemlere hep yardımcı olmaya çalışmışımdır. Top benden çıktığında mutlaka hakeme fısıldarım, gereğinde parmağımla hakeme oyunun yönünü işaret ederim. Birçok hakemle e çok iyi dostluğum vardır. Bir karşılaşma sırasında tanımadığım bir hakem arkadaşa, top benden çıkmıştı, hakem topu bize verdiğinde topun benden çıktığını ifade ettim. Maçın da kritik dakikalarından biri idi ve başabaş bir mücadele vardı. Top gerçekten hiç tartışmasız benden dışarı çıkmıştı. Topu bize vermesine rağmen hakeme topun benden çıktığını tekrar söyledim. Bu arada rakip takım oyuncuları da itiraz ediyorlardı. Ben tekrar benden çıktığını söylemeye kalkışınca hakem bana teknik hata çaldı. Her zaman doğru konuşulmalı ama her doğru her yerde konuşulmamalı sözünün geçerliliğini birkez daha anlamış oldum.

 

Robert Traylor: Gelirken Korkmuştum

Hurşit Baytok: Diyalog kurabilmek çok önemli!

Barbaros Akkaş:Oyuncunun Saygısını Kazanmalısınız

İbrahim Kutluay: Önce Eğitim

Cavit Altunay Yazdı!

Ufuk Akyüz: En güzel yanı dostluklar

Cavit Altunay: Amerika basketbolu nerede

Korhan Demirkol: Birbirinizi çok iyi denetliyorsunuz

Cihat Levent: Tek eksik anlayış

Emin Moğulkoç: Hakemlik=Tecrübe

Tamer Oyguç: Hakem korunmalı

Ufuk Sarıca: Altyapıda 2 kez cevap vermediniz

Murat Murathanoğlu: Oyuncu da hakemi tanımalı

Gökmen Ertan: Sadece görevinizi yapmanızı bekliyorum

Mehmet Okur: Amerika'da çıta yüksek

Burçin Badem: Hakemler bana travma yaşattı

Murat Biricik: Çok gözlem, yapabildiğinin en iyisini yapmak

Mithat Özciğer: Daha az hatayla nasıl maç yönetirimi düşünmek gerek

Deniz Kıyak: Kendine yatırım geleceğe katkıdır

Yıldırım Öztürk: En önemlisi sahadaki duruşu

Ömer Akan: Hakemle ne kazandım ne de kaybettim

Menderes Gümüşdal: Mutlaka bir idolu olacak

İsmail Uyanık: Sessiz çoğunluğun vicdanı olun

Tamer Acar: Bence de torpil yok!

Serdar Apaydın: Sokaktan gelen adam hakem olamaz

Savaş Gökbayrak: Bazen art niyet arıyorum

Ünal Tanyıldızı: Hakem görmeden de çalabilmeli

Recep Ankaralı: Kimseye torpil yok

Fikret Cigal: Hep bir üstü hedeflemeli

Hüseyin İlteriş Öztürk: İşimi yükselmek için kullanmadım

Aziz Alemdar: Emeğinizi vermeliler

Behçet Serim: Eski disiplin yok

Bora Sancar: Hakem kararlılığını vücut diline yansıtabilmeli

Meriç Tunca: Turgay Demirel'den fazla katkım oldu

Memduh Öget: Hakem olmak yürek ister

Murat Akar: NBA hakemliği kusursuz

Engin Özerhun: Hakem profesyonel olmalı

Galip Atabek: Neden MHK? (2)

Galip Atabek: Eğitime kadro şart (1)

Yavuz Kuruçay: Hakemlik Türkiye'de yapılacak iş değil

Gökhan Keskin: O bünyede kalabiliyorsanız başarılısınız

Hulusi Yenal: Teşekkür beklerdim

Osman Aydın: Saha içinde de saha dışında da adil olmalı

Harun Erdenay: Tüm maç boyunca yüzde yüz konsantrasyon

Erdinç Elmastaş: Hakem de sanatçıdır

Dee Brown: Kritik anda oyunu okuyabilmelisiniz

Bülent Bayraktar: Profesyonel destek şart

Dalmau: Hakemlerle ilgilenmiyorum

Nevriye Yılmaz: En iyi hakem maçtan sonra hatırlanmayandır

Sabahattin Merdan: İstanbul'da birlik ve beraberlik olmalı

Kadir Özçelik: Hakemliğin % 50'sinden fazlasını sosyal yönler oluşturur

Serdar Gürel: Hakemlere hak verdim

Aziz Akkaya: FIBA hakemlerinin düdükleri çok kötü

Zafer Kalaycıoğlu: Federasyon daha fazla gayret etmeli

Önder Bingöl: Güleryüzlü ve vücut dili iyi olan...

Murat Didin: Hakemler yakışıklı ve güzel olsun

Devrim Kıvanç: Hakemlere Mevlana sabrı diliyorum

Cem Çağal: Eski hakemlerden android olan vardı

Kerem Tunçeri: Hakemler diyalog kurmalı

Necip Kapanlı: Adam olmak ve yetenekli olmak

Oktay Mahmudi: Sahada başrol oyuncusu hakem değil

Tolga Şahin: Kendine yatırım şart

Murat Kosova: Hakem otoriter olmalı

Necati Güler: Her tecrübeli hakeme güvenmiyoruz

İsmet Badem: Hakeme yumurta attırdım

Mihriban Oğuz: Menajerlik doğam

Yasemin Horasan: Asık suratımı artık görmeyeceksiniz :))

Charlie: En sevdiğim kurum MHK

Aydın Örs: Hakemlerimiz çok başarılı

Fatih Dalay: Hayırlı olsun

İstanbul Basketbol Hakemleri Derneği 2007 Ziyaretçi Sayısı: 690919