
14.11.2007
Bu haftaki konuğumuz her profesyonel sporcunun performansını nasıl korumak ve arttırmak gerektiği konusunda öğretim üyeliği yapan Bülent Bayraktar. Bülent Hocamız, üst düzey hakemlik yapan herkesin mutlaka profesyonel desteğe ihtiyacı olduğunu vurguladı.
Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
İstanbul doğumluyum. Üniversiteden önceki eğitimimin tamamını İstanbul’da gördüm. İstanbul Tıp Fakültesini bitirdikten sonra özellikle fonksiyonel anatomi, sporcu sağlığı ve performansı ile ilgili hem ülkemde hem Amerika Birleşik Devletleri’nde eğitim gördüm. 1999 yılında uzman doktor, 2005 yılında da doçent oldum. Halen İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Spor Hekimliği Anabilim Dalı’nda Öğretim Üyesi olarak görev yapıyorum. Tıp fakültesinde, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksekokulu’nda, Beden Eğitimi Spor Yüksekokulu’nda ve Devlet Konservatuarı Dans Bölümü’nde Anatomi, Sporcu Sağlığı, Spor Hekimliği ve Sakatlıklardan Korunma yöntemleri ile ilgili eğitim veriyorum. Onbir yaşından beri lisanslı olarak basketbol oynuyorum. Yaklaşık 17 yıldır da sporcu sağlığıyla ilgili olarak çalışmalarda bulunuyorum. Beşiktaş, Galatasaray ve Milli Takımlarda görev yaptım. Sporun yüksek performansta en sağlıklı şekilde yapılabilmesi ve sporcu ile takımların başarıya ulaşabilmesi için ekip arkadaşlarımızla birlikte büyük çaba sarf ediyoruz. Halen TFF’de Spor Hekimliği ve Atletik Performans Departmanı Koordinatörü olarak, TBF’nda Sağlık Kurulu üyesi olarak ve Herkes İçin Spor Federasyonu’nda ise yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmaktayım.
Hem futbolda hem basketbolda uzun yıllar çalıştınız. Basketbolcular mı yoksa futbolcular mı kendini sakatlıklara karşı daha iyi koruyor?
Aslına bakarsanız kendi oynadığım zamanı da göz önüne aldığımda basketbolcuların o dönemde daha eğitimli ve daha bilinçli yaklaşım içinde olduklarını söylemek mümkün. Bu sebeple geçmişte basketbolcuların futbolculara göre sakatlıklara karşı kendilerini daha iyi koruduğunu, performanslarını arttırmaya yönelik daha çok girişimlerde bulunduklarını ve daha iyi antrenman yöntemlerini kullandıklarını belirtebilirim. Fakat futbolun bir sektör haline gelmesi ve basketbola göre daha büyük paraların dönmesi, TFF’nin özellikle son 10-15 yıl içindeki sporcu sağlığı ve performans konusundaki girişimlerinin arttırmasıyla artık futbolcuların kendilerini daha iyi koruduklarını ve hatta çok daha iyi hizmet aldıklarını söyleyebilirim.
Aradaki farkı anlatmak için küçük bir örnek vermek gerekirse, futbol takımlarının sağlık hizmetlerinin başında genelde spor hekimliği eğitimi almış hekimler bulunuyor ve ekibin içinde fizyoterapistler ve masörler yer almaktadır. Oysa basketbol takımlarının halen büyük bir kısmında tüm sağlık hizmeti maalesef sadece masörler tarafından yürütülmeye çalışılmaktadır. Bu durum futbolun 15-20 yıl önceki durumuna karşılık gelmektedir. Tabi sağlık ekibinin genişliği, eğitiminin ve bilgisinin derinliği verdiği hizmetin kalitesini direkt olarak etkilemektedir. Kısa zaman içinde TBF’nin de gerekli girişimleri yaparak sporcu sağlığı ve sağlık ekibinin oluşturulması konusunda futbolla yarışılabilecek düzeye gelinmesini sağlayacağını umuyorum.
Saha kenarında maç seyrederken bir sporcunun fiziksel olarak güçsüz olduğunu çıplak gözle görebiliyor ya da maç içindeki gidişattan kendi oyuncunuzun sakatlanabileceğini hissedebiliyor musunuz? Bunu teknik kadroya bir koz olarak kullanması gerektiği konusunda uyarılarınız oldu mu?
Çıplak gözle bakarak bunu söylemek sübjektif bir öngörüden öteye gitmesi mümkün değildir. Bir oyuncu hakkında böyle bir şey söylemek için elinizde objektif veriler olması gerekir. Sporcunun kuvvet ve performansına ilişkin objektif veriler olmadan karar vermek yanıltıcı ve yanlış olur. Zaten artık oyuncuların kuvvet ve performansına ilişkin çıplak gözle karar vermemize gerek de kalmamıştır. Yaptığımız laboratuar ve saha testleri ile sporcuların eksikliklerini ve sakatlık risklerini tespit edebiliyoruz ve buna bağlı olarak teknik heyeti, antrenörleri ve sporcuları bilgilendiriyor, uyarabiliyor ve hatta isterlerse önerilerde bulunabiliyoruz. Bugün bütün üst düzey sporcularda, yarışmacı elit sporcularda uluslararası arenada başarı elde etmiş tüm atletlerde bu tür bilimsel çalışmalar yapılmaktadır. Bu bilgiler ışığında hazırlanmış programlar, sporcuların büyük başarılarında yol açıcı olmuştur.
Hakemler de, bir sporcu kadar kendilerine dikkat etmelidir. Hakemler, performanslarını sezon içine nasıl yayıp en yüksek verimi alabilir?
Hakemlerin, durumu oldukça özel bana göre. Çünkü hakemler, adalet dağıtması, her zaman en doğru kararı vermesi gereken kişilerdir. Bu nedenle de fiziksel olarak da mental olarak da her zaman hazır durumda olmalıdırlar. Sporun tüm bileşenlerinin karşılaşmanın her iki taraf oyuncularının öyle veya böyle hata yapabilir olduğu kabul edildiği halde hakemlerin en küçük hatası bile tartışma konusu olabilmektedir. Bu nedenle hakem görevini en düşük hata payı ile yerine getirmelidir. Profesyonel olarak konu ile ilgili bilgiye sahip olmayan hakemlerin büyük bir bölümünün antrenörü de danışmanı da yoktur. Ancak bilinmesi gereken bir gerçek vardır ki hakemlerin yüksek atletik performansa sahip olmaları mesleki performanslarını da yükseltecektir. Performansı iyi olmayan kişi yorulduğunda karar verme becerisi, olaylar karşısındaki tavrı ve hatta görme alanındaki becerisi bozulmaktadır. Bu bilgiler ışığında şahsi kanaatim odur ki üst düzey hakemler muhakkak profesyonel destek almalıdırlar. Tıbbi danışmanları olmalı, düzenli olarak sağlık kontrolleri yapılmalı, vücut kompozisyonları takip edilmeli ve performans testleri yapılmalıdır. Tespit edilen eksiklerine yönelik uygun antrenman ve beslenme programları hazırlanmalıdır. Unutulmamalıdır ki yüksek atletik performans, mesleki başarıyı da yükseltecektir.
Maç günlerinde nasıl beslenmeliyiz?
Sadece maç günü değil, her zaman yediklerimize dikkat etmeliyiz. Atletik performansın en üst seviyede olması için vücut kompozisyonunu takip etmeli ve uygun beslenme planı hazırlanmalıdır. Bunun dışında ise öncelikle maç saatine göre maçtan önce yeterli miktarda sıvı alınmalıdır, tabiî ki de maç esnasında da sıvı alımına dikkat edilmelidir. Maç saatine göre uygun öğünlerde beslenilmelidir. Örneğin, maç saatinden 3 saat önce kadar karbonhidrattan zengin bir öğün alınmalı ve yine maçtan sonra kaybettiklerimizin yerine koymak için de yine karbonhidrat yönünden zengin besinler yenilmelidir.
Size göre iyi hakemde olması gereken özellikler nelerdir?
İyi bir hakem öncelikle, iyi bir insan olmalıdır. Karşısındaki kişilerin de insan olduğunu unutmamalıdır. Hakemin kızmak gibi bir hakkı yoktu. Hakem, kızarak tepki göstermemelidir. Çaldığı düdüklerde adaletli ve kararlı olmalıdır. Güler yüzlü ve sempatik olarak maçın tansiyonunu düşürmelidir. Gerekli durumlarda otoriter tavırlarıyla maça hakim olmalı ve güven telkin etmelidir.
Bizimle bir anınızı paylaşır mısınız?
29 sene lisanslı basketbol oynadım ve basketbol hayatım boyunca hakemlere hep yardımcı olmaya çalışmışımdır. Top benden çıktığında mutlaka hakeme fısıldarım, gereğinde parmağımla hakeme oyunun yönünü işaret ederim. Birçok hakemle e çok iyi dostluğum vardır. Bir karşılaşma sırasında tanımadığım bir hakem arkadaşa, top benden çıkmıştı, hakem topu bize verdiğinde topun benden çıktığını ifade ettim. Maçın da kritik dakikalarından biri idi ve başabaş bir mücadele vardı. Top gerçekten hiç tartışmasız benden dışarı çıkmıştı. Topu bize vermesine rağmen hakeme topun benden çıktığını tekrar söyledim. Bu arada rakip takım oyuncuları da itiraz ediyorlardı. Ben tekrar benden çıktığını söylemeye kalkışınca hakem bana teknik hata çaldı. Her zaman doğru konuşulmalı ama her doğru her yerde konuşulmamalı sözünün geçerliliğini birkez daha anlamış oldum.
|