
28.11.2007
Erdinç Elmastaş'ın, hakemlik yaptığı dönemlerde şiş gözleri nedeniyle maça alkollü olarak çıktığı söylentileri çıktığını herkes bilmez!!! 15 yıl hakemlik yaptıktan sonra şimdi İl Hakem Komitesi'nde asbaşkan olarak görev yapıyor. Röportajımızın büyük kısmı hakemlik üzerineydi.
NOT: Erdinç Elmastaş, bahsetmek istediği ancak röportajımız sırasında o an için aklına gelmeyen bazı konuların da röportajına eklenmesini rica etti. Biz de ekledik...
İstanbul’daki göreviniz nedir?
İl Hakem Komitesi Asbaşkanıyım.
İstanbul için planlarınız neler, biraz bahseder misiniz?
Açık söylemek gerekirse pek bir planımız yok. İstanbul’da herkes bir şeyler söylüyor, yapıyor. Çok başlılık var. Örneğin hakem kursu açılması konusunda... İl Temsilcisi’nin “Kurs açılsın” demesi lazım. Hatta bu yakınlarda bilhassa üniversitelerden teklif geldi kurs açılması için. Hem sporcu olmaları hem de tahsil durumlarının iyi olmaları nedeniyle hakemlik için oldukça uygunlar ve başarılı olurlar üniversite öğrencileri.
Basketbol ligimizi nasıl buluyorsunuz? Sizin zamanınızda oynanan basketbolla şimdi oynanan basketbolu karşılaştırır mısınız?
Basketbolun çok fazla ilerlemiş olduğunu görüyorum da... Beni üzen, bir takımda 4 tane Amerikalı’nın oynaması, birinin yedek kalması gibi; bunun için de Türk çocuklarına fırsat gelmemesi. Bunun zararlarını da milli takımda çekiyoruz. Tahminim, coachlar da diğer oyunculara “Amerikalı’ya ver, sayıyı o atsın” diye... Artık bilmiyorum yani. Avrupa Şampiyonası’ndaki başarısızlık da bence bu nedenden dolayıdır.
Erdinç Elmastaş’ın basketbol hayatı nasıl başladı?
1952 yılında Modaspor yıldız takımında oynamaya başladım. O sıralarda futbolla basketbol arasında çekişmeler oldu; futbol mu oynayayım, basketbol mu oynayayım... Her ikisinde de bir b.. (Elmastaş, aynen yazmamızı istedi) olamadık. Bu arada basketbolda A takıma çıkamadım, 2. kümelerde oynadım. Türkiye’de futbolda, ilk profesyonel lig başladığı zaman Beylerbeyi’nde idmanlara çıktım. O dönemde işçi olarak Almanya’ya gittim. Köln takımında hem futbol hem basketbol oynadım. 1968’de Türkiye’ye geri geldim ve 1970’lerde hakem oldum. O zamanlar hakemliği, eski sporcular yapıyordu daha çok. 1985 yılına kadar hakemlik yaptım.
Köln mü İstanbul mu?
Medeni bakımından Köln, güzellik bakımından İstanbul. Dünyada İstanbul gibi güzel bir şehir yok. İşçi olduğum zamanlarda ve basketbol dolayısıyla yurt dışında hasbel kader çok bulundum. Tekrarlıyorum, İstanbul gibi güzel bir şehir görmedim.
Kaç yaşında hakem oldunuz?
Biraz geç hakem oldum. 33 yaşındaydım.
Geç yaşta hakem olduğunuzu düşünüyorsunuz. Size göre bunun avantajları ve dezavantajları neydi?
Oyunculuktan geldiğimiz için hakemliği daha çabuk kavramamız bir avantajdı. Yaşım büyük olduğu için de uluslararası hakem olamamak da dezavantajdı benim için. Bu işin ideali en yüksek mertebeye ulaşmaktır. Eğer ulaşamıyorsan bu dezavantaj, bütün avantajlardan üstündür.
Hakemliği tercih etme nedeniniz nedir? Niye idarecilik veya basketbolun başka bir dalı değil?
İdarecilik teklifi geldi bana ama ben hakemliği daha yakın buldum kendime. İdareci olacak yapıya da sahip değildim. O zamanlar daha ziyade idarecilerin, maddi katkıda bulunması lazım kulüplere. Öyle bir durumum da olmadığından hakemliğe karar verdim.
Almanya’dan döndükten sonra iş kurdum. Bizim zamanımızdaki kitaplarda da vardı, kitabın başındaki en büyük ibare şuydu: “Hakemin işi olacak.” Şimdi o ibare yok! Hakemin işi olursa sadece hakemliğe bağlılığı kalmaz maddi ve manevi olarak. Bir çok hakem var, karar verirken, “ben işi karıştırdım, gelecek hafta bana maç vermezler” diye endişeye kapılıyorlar. Ama hakemin işi olursa ve hakemliği de hobi olarak yapıyorsa bu, ideal olandır. Daha doğru karar verme yeteneğine sahip olur bu hakemler.
Bir hakemde bulunması gereken özellikler nelerdir?
Bu soruya şöyle cevap vereyim; herkes nasıl ki ses sanatkarı olamaz, ressam olamaz... Hakem de öyle. O da bir sanattır. Öncelikle Allah vergisi bir yetenek olması lazım. Bunun yanı sıra bu yeteneklerini saha içinde güzel fiziği ve hareketleriyle süslemesi lazım. Tabii ki güzel fizik de bir avantaj hakemlikte.
Unutamadığınız bir anınız var mı?
Bir tarihte hızlı hakemim. İlk 5 hakem varsa onların içindeyim yani. Çok güzel bir maç var o dönem, televizyon da yeni başlamış naklen yayın vermeye. Benim ismim geçmiş “Şu maçı Erdinç idare etsin” diye, mühim bir maç... Federasyon Başkanı Osman Abi (Allah rahmet eylesin), “Ya Erdinç iyi hakem ama boyu kısa, televizyonda kısa boyla iyi görüntü vermez” demiş.
Sizin bahsetmek istediğiniz konular var mı?
Ben, hakemlerin her hafta koşmasını doğru bulmuyorum. Bence hakemlerin kafa yapısı çok mühim. Doğru düşünüp doğru karar verebiliyor mu... Bu kararı süsleyebiliyor mu... Bazen tatlı bazen sert olabiliyor mu... Bu konuda eğitim gerek.
Bunların yanı sıra hakemler arasında standart düdüklerin çalınmasını da sağlamak gerek. “Ben buna faul çalmam, bu steps değil, ya da yandan gelen hakareti ben duymadım...” Hepsi görülüyor, duyuluyor. Bunun yanında “Abilerim çalmıyor ki ben çalayım!” mazereti var. Eğer bir hata varsa hep beraber aynı cezayı verebilmeli. Bir coach’un hakeme “yuh” dediği zaman A’sı da B’si de C’si de aynı kararı vermesi lazım. Bence standart yok. Hakaretlerin cezalandırılmasında bile standart yok.
Yine dünyaya gelsem yine hakem olurdum. Çok büyük haz aldım ben hakemlikten. Bizim zamanımızda hakemlik daha amatör olduğundan daha bir haz duyuyorduk biz. Korkusuzca, ne çalınması gerekiyorsa çalıyorduk biz. Ben, hakemlik yaptığım 15 senede, bir düdükten sonra ceza almış hakem görmedim. Şimdi adama 3 ay 5 ay veriyorlar profesyonel gibi. Bu yanlış.
Bir diğer konu, salonlardaki araç gereçler çok iptidai. Benim zamanımda, 80’li yıllardaki skorboardları kullanıyorlar hala Caferağa Spor Salonu’nda. Kimse sorumluluk almak istemiyor. Bölge Federasyona atıyor topu, Federasyon kulüplere atıyor... Fenerbahçe Bayan takımı geçen yıl maç saati yüzünden Avrupa'dan elendi.
Bilhassa masa görevlilerinin karşılaştığı zorluklar da var. Bu konulara kimse değinmemiştir herhalde şimdiye kadar. Kullanılan teçhizatın standart olması lazım. Abdi İpekçi’de başka, Caferağa’da başka, yok orada dokunmatik yok burada........ Her salonda ayrı teçhizat kullanmak zorunda kalıyor görevli arkadaşlarımız. Özel okullardaki teçhizatı gördükçe Federasyon’un ve Bölge’nin ne kadar geri kaldığını anlıyoruz.
Şu anda ligimizde "lig koordinatörleri" görev yapıyor. Bence o arkadaşların yaptığı işe ihtiyaç yok. Federasyon, oraya harcadığı parayı salonların yenilenmesine harcarsa basketbola daha faydalı bir iş yapmış olur.
Son olarak derneğimize teşekkür etmek istiyorum. Hakemlerimiz için yaptıkları çalışmaları ve fedakarlıkları takdir ediyorum.
|