
12.12.2007
Bu haftaki konuğumuz kızının oynadığı Migrosspor’un neredeyse hiçbir maçını kaçırmayan ve kulübü bir aile ortamı kadar sıcak bulduğunu söyleyen bir basketbol sevdalısı: Osman Aydın.
Röportajımıza başlamadan önce Osman Bey’in kızı ve arkadaşları bize oldukça ilgiliydi. Onların da hakem ağabeylerine-ablalarına söylemek istedikleri, tespitleri vardı.
Ayşe Cora: Hakemlerimizin çoğu tecrübeli ama tecrübeli olanlar kadar tecrübesiz olanları da var. Bu maça çok yansıyor. Bir maçta yüz tane 3 sn. oluyor, bunlardan sadece 1 tanesini veriyorlar. Vermediklerinin çoğu da sayı oluyor. Bence daha önemli maçları tecrübeli hakemlerin yönetmesi gerek. Önemli maçlara tecrübesiz hakemler konuluyor ve maç elden gidiyor; ya bizim lehimize ya rakibimizin lehine.
Hakemler mi kaybettiriyor maçları?
Ayşe Cora: Evet, bazen. Hakemler de maç kaybettiriyor.
Hande Aydın: Hakemler değil tecrübesizlik maç kaybettiriyor.
Gelelim Osman Bey’e… Kendinizden bahseder misiniz?
Adım Osman Aydın. Migros Spor Kulübü’nde oynayan çocuğumun peşinde 6 senedir koşturuyorum. İnşaat taahhüt işiyle uğraşıyorum.
Kızınızı basketbola siz mi yönlendirdiniz, yoksa kendi tercihi mi?
Bizim bir ağabeymiz var, Osman Memikoğlu, onun sayesinde oldu. Benim kızım futbolcuydu. Daha sonra basketbola döndürdük.
Kızınıza ve takıma olan desteğiniz ne şekilde oluyor?
Bizim Migros Spor Kulübü’nde, çocuklar olsun, veliler olsun, hocalar olsun hepimiz bir bütünüz. Biz hocamıza, hocamız bize fikirleriniz söyler. Hiçbir tartışma yaşanmadan, kardeşlik ve saygı çerçevesinde ilişkilerimiz sürüyor. Birbirimiz hakkında hiçbir zaman dedikodu olmaz. Benim gözlemim şu ki; bu zamana kadar gelen tüm hocalarımız çok değerli ve takdir edilecek kişiler. Kulübün içindeki hoca, veli ve öğrenci-oyuncuların dayanışması içinde bu çatı altında birbirimizi hiç kırmadık ve üzmedik. Deplasmanlara da beraber gittik, turnuvalara da, şampiyonalara da… Bu deplasmanlara ailecek gidiyoruz. Velilerimizden Hülya Hanım, gittiğimiz deplasmanlarda öğretmen evi olsun, polis evi olsun ayarlayabiliyor. Biz bir aileyiz ve bu ortamda hep beraber gidiyor ve geliyoruz. Dışarıda da ailecek görüşüyoruz. Kendi masraflarımızı kendimiz, çocuklarınkini kulüp karşılıyor. Biz bunu severek yapıyoruz. Çocuklarımızı sahada görünce mutlu oluyoruz. Migros’un çocukları birbirine öyle kaynaştı ki, kardeş gibiler yani.
Tribünlerde gördüğümüz bazı kulüplerin seyircilerinde kötü tezahürat veya tepkiler olabiliyor. Altyapı maçlarını devamlı takip eden biri olarak bunları doğru buluyor musunuz?
Öncelikle cenaze, düğün ve hastalık dışında hiç maç kaçırmadığımı belirteyim. Bizler, büyük olarak çocuklara örnek olmamız lazım. Sahada oynayan 5 tane, bench’te oturan diğer çocuklar hepimizin çocukları, ne olursa olsun. Velilerin örnek olması lazım. Birinin çocuğu düşse, ayağını burksa hepimiz üzülüyoruz. O çocuklar sahada rekabet ediyorlar ama saha dışında zaten arkadaşlar, yine hep beraberler. Kimsenin kalbini kırmayacaksın, kimseyi üzmeyeceksin.
Hakemleri tanıyor musunuz?
Hakemlerimize saygıyla ve sevgiyle bakıyoruz. Eski arkadaşlarımız olduğu gibi bunların arasında yeni arkadaşlar da var. Eski, tecrübeli hakemlerimiz onların hatalarını kapatıyorlar. Öyle böyle gidiyor yani.
Hakemlerde gördüğünüz (+) ve (-) yanlar nelerdir?
Şöyle söyleyeyim; hakemler bir kere büyük kulüplere göz yumuyorlar! Karşısındaki kişilerden etkileniyorlar, etkilenmeyen hakemler de var tabi… Çocuklar sahaya çıkıyorlar, Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş, Erengazi olarak düşünmeyeceksin onları. A takımı B takımı olarak düşüneceksin, o çocukların hakkını yemeyeceksin. O çocuğun ilerideki spor hayatını etkiler bu kararlar. Hakem, sahada çocukları kendi çocukları gibi görecek, kendi çocuklarına karar veriyor gibi görürse olur bu iş. Ama saha içindeki ve dışındaki kişilerden etkilenirse, kendi çocukları gibi düşünemez. Benim gitmediğim vilayet neredeyse yok, saha dışında etkilenerek maça çıkan hakemler olduğunu görüyorum. Hak ve adaletli yönetmesi lazım, kimseyi gözetmemesi lazım… Her iki hoca da oyuncular da emek harcıyor o sahada. Sen kalkıp orada o çocukların hakkını yersen, o çocuklar daha sonra sana saygı da göstermez, dostluk da biter.
İsyan ettiğiniz hakem oldu mu?
Olmadı desem yalan olur. Olsun olmasın ne fark eder!!! Düdük onun elinde.
Kulüplerde gördüğünüz problemler var mı?
Bizim kulüpte problem yok. Migros Spor Kulübü’nden Allah razı olsun, yöneticileri olsun idarecileri olsun, derdimiz olsa ona da koşarlar. Ama diğer kulüpleri bilemem. Daha önce de söylediğim gibi çocuklarımızın idmanda beraber olduğu gibi biz de dışarıda aileler olarak beraberiz. Allah’ıma şükür derdimiz yok.
Kızınız dedi ki, “Baba ben basketbolu bırakacağım, ……….. yapacağım.” Ne yaparsınız?
Benim hiç tepkim olmaz. Çünkü karar kendisinin. Ben onu 10 yaşından 17 yaşına kadar alıp getirdim, babalık yaptım bu konuda, ama eğer yapmayacaksa kararı kendisi vermesi lazım. Bir yaştan sonra karışamazsın yani.
Sporun, basketbolun kızınıza kazandırdıkları nedir?
Ben kızımda bir kere aile terbiyesi görüyorum. Kötü çevreden ve kötü arkadaşlıklardan uzak duruyor. Anneye babaya saygılı, disiplinli, ahlaklı olmasıdır kazandırdıkları. Derslerinde de başarılı oluyor.
Ben bayan futbol takımında idarecilik de yaptım. Orada da gördüğüm en güzel şey şu; arkadaş kavramı ve kötülüklerden uzak durmaları. İçki, sigara, alkolden uzak duruyorlar. Çocuk kendini sorumluluk altına alıyor. Her türlü kararı verebiliyor.
Son olarak ne söylemek istersiniz?
Hakemlerden şunu rica ediyorum; çocuklarımızı kendi çocukları görsünler ve ona göre davransınlar, maç yönetsinler. Peygamber Efendimiz gibi adil olsunlar, adil karar versinler. Çocuklarımızın hakkını saha içinde olduğu gibi saha dışında da yedirmesinler. Çocuklar nadir birer çiçektir çünkü. Hakem sahaya çıkacak, küçük takım büyük takım demeyecek, orada adalet dağıtacak. Bir tarafa şekerli limonata verirken diğer tarafa daha az şekerli veya acı limonata verirsen olmaz. Her iki tarafa da aynı limonatadan vermek gerek. Yoksa öbür tarafta da hesap vereceksin.
|