Üye olmak istiyorum Şifremi Unuttum  Kullanıcı Adı: Şifre:
11 Eylül 2010 , Cumartesi05:58 Günün İpucu: Yeni Sezonda Başarılar Dileriz

Yavuz Kuruçay: Hakemlik Türkiye'de yapılacak iş değil

09.01.2008

Business League... Türkiye'nin önde gelen şirketleri, kozlarını bu kez sahada, bu ligde paylaşıyor. Bu ligin kurucularından Yavuz Kuruçay'la lig ağırlıklı, ancak hakemleri de yakından ilgilendiren konulardan konuştuk.


Kendinizden bahseder misiniz bize?

1977 İstanbul doğumluyum. Darüşşafaka’nın alt yapısında basketbola başladım. Yıldız, genç ve A takım seviyesine kadar yükseldim. Darüşşafaka A takımında oynadıktan sonra Mako’ya transfer oldum. Mako’da da bir sene oynadıktan sonra Kombassan Konya’ya transfer oldum, sonra tekrar Mako’ya döndüm ve sakatlandıktan sonra da basketbolu bırakmak zorunda kaldım. İstanbul Üniversitesi Beden Eğitimi Spor Yüksek Okulu mezunuyum. Üniversiteyi bitirdikten sonra spor organizasyoonu işine girdik. Serdar Kılıç’la 2004 senesinde Business League’i yapmaya başladık.

 

Business League dışında başka bir işle uğraşıyor musunuz?

Kendime ait bir spor okulum var. Hayatım spor üzerine kurulu. Onun dışında başka bir özel hayatım yok. Zaman yok...

 

Business League nedir?

Business League, şirketler arası lig. Şirket çalışanlarının oynadığı bir lig. Bu lig çok renkli bir lig. Türkiye’nin önde gelen firmaları, Tukcell, Ericsson, Nokia, Vodafone, Avea, Yapı Kredi, Fortis, Garanti, Citibank, Denizbank ve daha bir çoğu ligimizde yer alıyor. Tüm şirketlerin üst düzey yöneticilerinden tutun, en alt kademede çalışanına kadar herkes bu ligde sahaya çıkıyor. Örneğin, Uno şirketler grubu başkanı Hasip Gençer, Samsunspor Kulübü eski başkanı İsmail Uyanık ligimizde mücadele ediyorlar.

İlk iki senemizde 24 takım katıldı lige. Üçüncü sene 23 ve bu sene 31 takımla ligi devam ettiriyoruz. Bu sene geç başvurdukları için 10 takımı da lige dahil edemedik.

 

Business League adını kim koydu?

Çalışanların temsil edileceği bi isim düşündük ve Business aklımıza en yatkın isim oldu.

 

Business League’de oynamayı şirketlere nasıl kabul ettirdiniz?

Tek tek bütün şirketlere gidildi. Sunumlar yapıldı. Neden şirketler ligi, neden basketbol, neden neden neden.... Bunların hepsi ve artı yönleri anlatıldı. İlk iki sene organizasyon oldukça iyi geçtikten sonra biz, çok fazla takıma gitmedik. Takımlar kendileri gelip lige katılmak istediklerini söylemeye başladılar. Ucu çok açık, önümüzdeki senelerde çok çok daha büyüyeceğine inanıyorum bu ligin. Şimdiden bu sinyalleri bize verdi. Biz de yaparken oldukça keyif alıyoruz.

 

Bu şirketlerin (takımların) size herhangi bir maddi ek avantajı var mı?

Takımlardan sadece bir katılım payı alıyoruz. Şu ana kadar özel herhangi bir avantaj sağlamadık.

 

Maçlar nasıl oynanıyor?

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, maçlarımızı resmi basketbol hakemleri yönetiyor. Çift devreli, çok uzun bir ligimiz var. Toplam 18 hafta ve Haziran ayına kadar devam edecek. Final Four maçları Abdi İpekçi Spor Salonu’nda oynanacak ve Sky Türk televizyonundan canlı yayınlanacak. Takımlar, bay ve bayanlardan karışık kurulabiliyor. Takımların hepsinin lisanslı antrenörleri var. Oyuncuların tamamı şirket çalışanı olmak zorunda. SSK belgeleri ve sözleşmelerini katılırken istiyoruz. Tüm oyuncuların da keyif alarak oynadıklarını düşünüyorum. Belki de hayatı boyunca bu havayı, bu atmosferi yaşayamayacak olan insanlar, 40 yaşından 50 yaşından hatta 60 yaşından sonra bu ambiansı yaşıyorlar.

 

Geçen yılki All Star maçı bu yıl da olacak mı?

Tabi tabi. Geçen yıl yaptığımız All Star maçı bu yıl da var. Final maçından önce oynanacak. Bu sene federasyon müsait olduğu takdirde, Beko basketbol liginde oynayan oyunculardan kurulu takımla, Business League’de oynayan takımların oyuncularından kurulu takımı karşı karşıya getirmeyi planlıyoruz.

 

Şampiyonluk ödülünüz nedir?

Şampiyon olan takım lige bir sonraki sene ücret ödemeden katılıyor. Pozitif Clup sponsor ödülümüz. İlk üç takım oyuncularına ve ‘en değerli oyuncu’ya ücretsiz üyelik veriyor. Sponsorluk için firmalarla görüşmelerimiz devam ediyor. Geçen sene Avea cep telefonu, Unilever de kendi ürünlerini dağıttı tüm takımlara. Lige katılan tüm takımlardan ödül sponsorluğu için destek bekliyoruz. Katılan sporculara ödül versinler bizim için yeterli.

 

Citroen var takımlar arasında. Araba verir mi mesela???

(Gülüşmeler) Zor, çok zor...

 

Çalışanlara kazandırdığınız artılar nedir?

Şirket İnsan Kaynakları, artık personel alırken CV’de basketbola bakmaya başladılar. Basketbol oynamış veya basketbol oynadıktan sonra iş hayatına atılamamış kişilere bu sayede çok ciddi desteğimiz oldu. Bir çok şirket, basketbol oynamış 25 yaş üzeri bir çok oyuncuyu bünyesine kattı. Hem kendi ihtiyaçları doğrultusunda hem de Business League için takımlarında oynatabilecekleri oyuncuları almaya başladılar.

 

Herhalde her şey anlattığınız kadar güllük gülistanlık değildir. Karşılaştığınız zorluklar olmuyor mu?

Karşılaştığımız en büyük sorun, salon. İstanbul’da salon bulmak çok zor. Bizim maçlarımız sabah saat 11.00’de başlayıp akşam saat 10.00’a kadar sürüyor. Bu zaman dilimlerinde, her hafta salon bulmamız çok zor. İstanbul Üniversitesi bu konuda bize inanılmaz destek oldu. Salonlarını Cumartesi ve Pazar tüm gün bize verdiler. Biz de salona ciddi miktarda masraf yaptık. Dediğimiz gibi, ‘Kaliteden ödün vermiyoruz.’

Bir sene sonra yapacağımız organizasyon, bir önceki sene yaptığımız organizasyondan çok daha iyi olmak zorunda. Ligin kendine has ayrı bir level’ı oluştu. Bugün nasıl birinci, ikinci ligin bir level’ı varsa Business League’n de kendine has bir level’ı oluştu.

 

Bu projenizi geliştirmeyi düşünüyor musunuz?

Tabii ki. Önümüzdeki senelerde bu organizasyonları Bursa, Ankara ve İzmir bölgelerine yaymayı düşünüyoruz. Bu bölgelerden sonra da Türkiye Şampiyonası yapılacak.

Business League, basketbolla sınırlı kalmayacak. Futbol, tenis ve voleybol da olacak. İki sene önce voleybolu yapmıştık, bu sene de yapmayı düşünüyoruz. Ayrıca bu yaz halı saha futbol ligi de düşünüyoruz. Onun için uygun bu yükü kaldırabilecek, tüm hafta sonu kapatabileceğimiz saha arayışındayız şu an.Bu branşlardan sonra bütün branşlarda da lig yapmayı düşünüyoruz.

 

Biraz da hakemlerden bahsedelim.

TBF’nin çok ciddi desteği var, kendilerine çok teşekkür ediyorum buradan. Hakemler sabah 11.00’den akşam 10.00’a kadar maç yönetiyorlar. Ben buradan şunu anladım ki dünyanın en zor işi hakemlik ve bu Türkiye’de yapılacak bir iş değil... Her babayiğidin harcı, herkesin kaldırabileceği bir yük değil. Ben, oyunculuk dönemimde çok deli dolu, hırslı bir oyuncuydum. Şimdi yaptıklarımı düşünüyorum, çok yanlışmış... Hakemlik çok korkunç zor bir meslek. Bir kere kimseyi mutlu, memnun edemiyorsunuz. E tabi sahada adrenalin yükseliyor. Normal zamanda verilmeyecek tepkiyi insan sahada vermeye başlıyor. Maç bittikten sonra farkına varılıyor ama maç esnasında oyuncuyu idare etmek, o tansiyonu düşürmeyi sağlamak, her iki takıma da tarafsız olmak çok zor. Şahsen, benim yapacağım bir meslek değil.

 

Takımlardan hakem için size şikayetler geliyor mu?

Oluyor. ‘Bize faul çalmıyor, karşı takıma az faul çalıyor, hakem görmüyor’ gibi normal, rutin şikayetler... Büyük bir şikayet kesinlikle yok.

 

Sizin var mı hakemlerden bir şikayetiniz?

Yok, kesinlikle yok. Bizi korkunç destekliyorlar. Çok özveriyle çalışıyorlar. Basketbol oynamış çalışanların yanı sıra oynamamış olanlar da var ve bu kişilere aynı zamanda oyunu da öğretiyorlar.

 

Oyunculuk zamanınızdaki hakemlere bakışınızla şimdiki bakışınız arasında fark oluştu mu?

Çok fark var. Bundan sonra tamamen hakemlerin yanındayım. Çünkü kimseyi memnun edemiyorsun... Diyorum ya, ben hakemlik yapamam. Türkiye’de yapılacak en son, en zor meslek hakemlik. Bence tüm hakemler hem medya hem de federasyonları tarafından çok ciddi şekilde desteklenmeli.

 

Ligde favori takımınız var mı?

Bir kaç tane takım var ama isim vermeyeyim. Tüm takımlarımız oldukça kaliteli. Mesela geçen sene KPMG takımı ilk üç maçını kaybetti ama ben onlara dedim ki ‘Bu tempoda giderseniz, bu sene sürpriz yaparsınız.’ Ve ilk senesinde Final Four oynadılar. Tüm takımlarımız olaya inanılmaz sahiplenmiş durumda.

 

Seyirciler için düşündüğünüz bir şeyler var mı?

Bu salonun özelliği, seyirciler sahaya çok yakın olduğu için ayrı bir hava oluşturdu bir kere... Önümüzdeki haftalarda, şirketler bize destek verdiği sürece, maç aralarında, molalarda, periyot aralarında çeşitli yarışmalar-oyunlarla seyirciyi de aramıza katmayı planlıyoruz. Dediğim gibi, bu da sponsor desteğiyle olacak bir şey. Türkiye’de malesef sponsor sistemi daha tam oturmadı.

 

Robert Traylor: Gelirken Korkmuştum

Hurşit Baytok: Diyalog kurabilmek çok önemli!

Barbaros Akkaş:Oyuncunun Saygısını Kazanmalısınız

İbrahim Kutluay: Önce Eğitim

Cavit Altunay Yazdı!

Ufuk Akyüz: En güzel yanı dostluklar

Cavit Altunay: Amerika basketbolu nerede

Korhan Demirkol: Birbirinizi çok iyi denetliyorsunuz

Cihat Levent: Tek eksik anlayış

Emin Moğulkoç: Hakemlik=Tecrübe

Tamer Oyguç: Hakem korunmalı

Ufuk Sarıca: Altyapıda 2 kez cevap vermediniz

Murat Murathanoğlu: Oyuncu da hakemi tanımalı

Gökmen Ertan: Sadece görevinizi yapmanızı bekliyorum

Mehmet Okur: Amerika'da çıta yüksek

Burçin Badem: Hakemler bana travma yaşattı

Murat Biricik: Çok gözlem, yapabildiğinin en iyisini yapmak

Mithat Özciğer: Daha az hatayla nasıl maç yönetirimi düşünmek gerek

Deniz Kıyak: Kendine yatırım geleceğe katkıdır

Yıldırım Öztürk: En önemlisi sahadaki duruşu

Ömer Akan: Hakemle ne kazandım ne de kaybettim

Menderes Gümüşdal: Mutlaka bir idolu olacak

İsmail Uyanık: Sessiz çoğunluğun vicdanı olun

Tamer Acar: Bence de torpil yok!

Serdar Apaydın: Sokaktan gelen adam hakem olamaz

Savaş Gökbayrak: Bazen art niyet arıyorum

Ünal Tanyıldızı: Hakem görmeden de çalabilmeli

Recep Ankaralı: Kimseye torpil yok

Fikret Cigal: Hep bir üstü hedeflemeli

Hüseyin İlteriş Öztürk: İşimi yükselmek için kullanmadım

Aziz Alemdar: Emeğinizi vermeliler

Behçet Serim: Eski disiplin yok

Bora Sancar: Hakem kararlılığını vücut diline yansıtabilmeli

Meriç Tunca: Turgay Demirel'den fazla katkım oldu

Memduh Öget: Hakem olmak yürek ister

Murat Akar: NBA hakemliği kusursuz

Engin Özerhun: Hakem profesyonel olmalı

Galip Atabek: Neden MHK? (2)

Galip Atabek: Eğitime kadro şart (1)

Yavuz Kuruçay: Hakemlik Türkiye'de yapılacak iş değil

Gökhan Keskin: O bünyede kalabiliyorsanız başarılısınız

Hulusi Yenal: Teşekkür beklerdim

Osman Aydın: Saha içinde de saha dışında da adil olmalı

Harun Erdenay: Tüm maç boyunca yüzde yüz konsantrasyon

Erdinç Elmastaş: Hakem de sanatçıdır

Dee Brown: Kritik anda oyunu okuyabilmelisiniz

Bülent Bayraktar: Profesyonel destek şart

Dalmau: Hakemlerle ilgilenmiyorum

Nevriye Yılmaz: En iyi hakem maçtan sonra hatırlanmayandır

Sabahattin Merdan: İstanbul'da birlik ve beraberlik olmalı

Kadir Özçelik: Hakemliğin % 50'sinden fazlasını sosyal yönler oluşturur

Serdar Gürel: Hakemlere hak verdim

Aziz Akkaya: FIBA hakemlerinin düdükleri çok kötü

Zafer Kalaycıoğlu: Federasyon daha fazla gayret etmeli

Önder Bingöl: Güleryüzlü ve vücut dili iyi olan...

Murat Didin: Hakemler yakışıklı ve güzel olsun

Devrim Kıvanç: Hakemlere Mevlana sabrı diliyorum

Cem Çağal: Eski hakemlerden android olan vardı

Kerem Tunçeri: Hakemler diyalog kurmalı

Necip Kapanlı: Adam olmak ve yetenekli olmak

Oktay Mahmudi: Sahada başrol oyuncusu hakem değil

Tolga Şahin: Kendine yatırım şart

Murat Kosova: Hakem otoriter olmalı

Necati Güler: Her tecrübeli hakeme güvenmiyoruz

İsmet Badem: Hakeme yumurta attırdım

Mihriban Oğuz: Menajerlik doğam

Yasemin Horasan: Asık suratımı artık görmeyeceksiniz :))

Charlie: En sevdiğim kurum MHK

Aydın Örs: Hakemlerimiz çok başarılı

Fatih Dalay: Hayırlı olsun

İstanbul Basketbol Hakemleri Derneği 2007 Ziyaretçi Sayısı: 692872