
16.01.2008
Bu haftaki konuğumuz, uzun yıllar MHK Eğitim Kurulu'nda görev yapmış ancak şu anda 'fahri' olarak bu görevi yürüten bir abimiz; Galip Atabek. Sn. Atabek'le oldukça uzun bir söyleşi yaptık ve 2 bölüm halinde yayınlayacağız. İşte birinci bölüm...
Galip Atabek kimdir? Kendinizden bahseder misiniz? Galip Atabek 01.04.1946 doğumlu. Önceleri İ.Y.İ Kulübünde lisanlı yüzücü daha sonra da senelerce Beşiktaş basketbol takımında küçük, yıldız ve genç takımında basketbol oynadıktan sonra rahmetli Recep Ogan'ın zoruyla hakem oldu. 20 senelik hakemlik hayatımda her türlü güzelliği yaşadıktan sonra hakemliği bırakıp İstanbul ilinde İl temsilciliği yardımcısı olarak göreve başladım.
MHK’de uzun yıllar görev yaptınız. Aktif görevden ayrılma nedeniniz nedir? 90'lı yıllarda Emin Balcı'nın görevli olduğu zamanlarda ben, 'Federasyonda görev yapmak istiyorum' dediğimde Balcı bana ne görevi yapmak istiyorsun demiş; ben de Eğitim kurulunda çalışmak istediğimi belirtip senelerce bu kurulda Sayın Necip Kapanlı ile birlikte çalışmıştık. Bu imkanı veren Sayın Balcı'ya da buradan teşekkür etmek isterim. Ben ve benim gibi olanlar çarkın çalışmasının içinde değil, ideallerin gölgesinde çalışmak istediğimizden, 2005 senesinde sebep göstermeden beni uzaklaştırma yoluna gidildiği için çok sevdiğim bu görevden ayrılmak zorunda kaldım.
Siteniz bizimbasket.com'da yayınladığınız haberlerle hakem olsun, kulüp olsun, federasyon olsun her kesimden tepkiler çektiğiniz malum. En çok kimler size serzenişte bulunuyor? Neden? Federasyondan. MHK'de çalışmak ve her kesimi memnun etmek çok zordur. Bu yüzden burada çalışanların çok tenkit edeni vardır. Biz doğruların yanında olduğumuz ve parayla bir ilgimiz olmadığı için her türlü yanlışı gündeme getiriyoruz. Federasyonda çalışanlar ise resmi olarak görevlerini başkaları ile paylaşarak, görev dağılımı yapmayarak yanlışlar yapıyorlar, biz de haklı olarak onları eleştiriyoruz.
Haklılar mı peki? Bu son yazdıklarımda hiç bir haklılıkları yok. Somut bir örnek vereyim. Benim dostluğum Recep Ankaralı ile çok iyidir. Kendisiyle bir anlaşma yaptım; ben doğru olduğunu öğrenmediğim hiçbir haberi yazmıyorum, o da bana, benim ulaşabilmem için bazı haberlerin doğrusunu söylüyor. Tüm bu iyi ilişkiye rağmen defalarca kendisine 'eğitim için bir paralı çalışan gurup kur, bu arkadaşlar her türlü bilgileri toplayıp düzenlesinler ve sana ulaştırsınlar sen de son kararları vermede etkin ol' dememe rağmen para almadan çalışan Ankaralı, ULEB'deki maçları yüzünden eğitim aksamasın diye, Federasyona sabah saat altıda gidip gece yarısına kadar iki gün çalışıp bir haftalık işi bitirmeye çalışıyor. Kendisine 'yahu böyle olur mu' dediğimde 'söz verdik yapmak zorundayım' diyor. Ben seyrettiğim maçlardaki bir sürü bilgiyi gayri resmi olarak Ankaralı'ya iletiyorum. Kalan bilgileri de sitede yayınlıyorum.
Siteniz amacına ulaştı mı? Somut veriler verebilir misiniz? Sitem bana göre amacına ulaştı. Ben siteyi kurduğumda hedef noktam MHK'nin yaptığı yanlışlar üzerineydi. Şimdi ise basketbolun, daha doğrusu hakemliğin ileri gitmesi için yayınladığımız görüntü ve yazılar. Artık kulüpler, hakemler ve koçlar; sözle, yazıyla bize ulaşıp yazdıklarımızın doğru olduğunu söylüyorlar. Hakemlerin bir kısmı hala MHK'den öcü gibi korkup seslerini çıkarmaz iken bir kısım hakemler de her türlü dertlerini konuşmalarına rağmen, açıklama yapmama izin vermiyorlar. Eee ben de ayda 6 saate 2000 YTL versem, o zaman konuşmalarını sağlayabilirim. Çözemediğim bir konu da, hakemlerin birbirlerine saygıları yok. Maçtan maça görüşüyorlar ve hiç biri maç içersinde sorumluluğu yeri geldiği zaman tek başlarına sağlıyabilecek düdükleri çalmıyorlar. Savunma cevapları 'o bölge bana ait değil.' Çaldığı zaman da her zaman olduğu gibi onları her zaman haşlayan bir MHK üyesinden şikayet ediyorlar.
Pekiiii… Federasyon size ‘Gel bizimle çalış’ dese….. Bu MHK kurulu böyle bir şey söylemez. Ben içimdeki sevgiyle kendi imkanlarımla Federasyonun sağlayamadığı bazı görüntüleri yeri geldiği zaman hakemlerle ve Recep Ankaralı ile paylaşıyorum. Bu da bana yetiyor.
Sizi salonlarda gören hakemlerde bir tedirginlik oluyor mu? Neden? Eskiden hakemler benimle konuşmak ve görüşmek istemiyorlardı. Sayın Özçelik onlara 'Galip Atabek ile görüşür ve onun yazılarına cevap verirseniz sizi bitiririm' diyordu. Şimdi ise hakemler bana telefon edip 'abi bugün nasıldım' diyerek soru soruyorlar ve ben de sitede yazmadığım bazı nasihatleri onlara yaparak, dertleşip iyiyi bulmaya çalışıyoruz.
Biraz da özeleştiri zamanı… Hakemlerin içinden gelip de hakemlere bu kadar yüklenmenizi nasıl değerlendiriyorsunuz? Ben hata yapıp bu hatasını kabul etmeyen arkadaşlara sitede biraz daha fazla eleştiri yapıyorum. Yazdıklarımı görüntü ve sesle süslediğim için arkadaşlar fazla ses çıkarmıyorlar. İnsan kendi hatasını bilmez mi? Bilir ama bilmek işlerine gelmiyor.
Devam edecek...
|