Üye olmak istiyorum Şifremi Unuttum  Kullanıcı Adı: Şifre:
07 Eylül 2010 , Salı20:17 Günün İpucu: Yeni Sezonda Başarılar Dileriz

Galip Atabek: Neden MHK? (2)

23.01.2008

Galip Atabek'le yaptığımız röportajın ikinci bölümünü yayınlıyoruz. Oldukça iddialı açıklamalarda bulunan Galip Abimiz, MHK'ye neden bu kadar yüklendiğini anlattı.


Basketbolda eksik gördüğünüz uygulamalar nelerdir ve sizce çözümleri nedir?
Basketbolun en önemli eksiği olmayan şeffaflık. Hakemlik ve spor takımlarının faaliyetlerinde uygulanan kararlarda hem standart olmalı hem de şeffaflık olmalı.

Bu cevabınızı biraz açar mısınız?
Her zaman söylediğim gibi profesyonel yani maddi sıkıntısı olmayan bir eğitici grup tarafından izlenen hakemlere her ay veya iki ayda bir durumları bildirilirse hakemler arasında ihtilaf olmaz ve hepsi alınacak kararlara saygı duyarlar. Gerek hakemler gerekse kulüpler için alınacak kararlarda bir standart esas alınarak, herkese eşit uzaklıkta ve sonucu belli net kararlarla basketbolun çoğu sorunları ortadan kalkmış olur. Son olarak, federasyon uygulayamayacağı kararları almaktan kaçınmalıdır. Somut örnek bazı salonlarda birinci lig için yeterli imkan olmamasına rağmen maçların oynatılması gibi. Bu yüzden teknik komiserlerin yazdıkları havaya uçmuş oluyor.

Charlie, en sevdiği kurumun MHK olduğunu söylemişti. Sizi de takip edenler aynı noktaya temas ettiğinizi gözden kaçırmıyorlar. Neden MHK?
MHK kurulu kendi içine kapanık çalışmasını sürdürüyor ve dışarıya karşı hiçbir açılıma girmiyor. Ben, bunun, üyelerin ve bilhassa başkanın kulüpçü olmasından kaynaklandığına inanıyorum.
Tüm bu olumsuzluklara karşı zaman zaman tenkit ettiğim Namık Kemal Aydın elinden geldiğince, bazı hatalar yapmasına rağmen, iyi çalışıyor. MHK'nin en kötü yanı hakemleri ve bazı olayları hiç alakası olmayan kişiler şikayet olarak gündeme getirdiklerinde, maçı hiç bir federasyon temsilcisinin ve görevlilerin görmemesine rağmen, hakemleri şikayet edenleri memnun etmek adına yazı yazarak hakemlere ceza veriyorlar. Zamanında bana da bu uygulamayı yapmışlardı. O devirde korudukları hakemlerden hiçbirisinin adı şu anda yukarılarda  okunmuyor.

Biraz ortamı yumuşatalım, unutamadığınız bir anınızı anlatır mısınız bize?
Hakemliğimizin hızlı dönemleri bir akşam il temsilcisi, Allah rahmet eylesin, Muzaffer Tunçalp telefon edip "şu tarihte Perşembe günü şu okul maçına gider misin" dedi ben de "giderim" dedim. Perşembe günü maça gittim, baktım iki hakem var; Recep Şirin ağabeyimiz de iki kişi ile maçı oynatmaya çalışıyor. Ben "olmaz öyle şey" deyip büyük münakaşalardan sonra maçı tatil edip geriye döndüm. Bir hafta sonra 15 gün maçlara çıkmama cezası aldığımı örgendim ve hırsla Muzaffer hocayı arayıp maçı oynatmadım diye niye ceza verdiğini sordum. "Oğlum sen bu konuda haklısın tabii böyle durumda maçı oynatmayacaksın ama senin maçın önümüzdeki Perşembe iken vazifen olmadığı günde maçı nasıl tehir edersin" deyince başımdan aşağı kaynar suların döküldüğünü hissettim ve özür diledim.

Sizce hakemlerde bulunması gereken özellikler nelerdir?
Hakem maçı idare ederken zaman zaman oyuncu ve kenar yönetim gibi düşünüp onları anlayamaz ise maçı tam anlamıyla süzemez. Bu da hakemin bazı pozisyonlarda hatalı düdük çalmasına sebep olur. Bunların dışında insanlarla iyi geçinmek, iyi ilişkiler kurmak hayatın her aşamasında gereklidir. Bunu sahada başaran hakem ise işlerini ciddi olarak kolaylaştırır. Sayılan ve sevilen hakemlere gelecek tepki hem azdır, hem de düzeylidir. Bunu sağlamak ise sahadaki performans kadar saha dışındaki davranışlarla da ilgilidir. Kişiliğini oyuncularla, antrenörlerle, yöneticilerle, hatta velilerle kurduğu doğal diyaloglar sayesinde kabul ettirmeyi başaran hakemler kendilerini olumlu şekilde tanıtmanın ödülünü sahada göreceklerdir.

Şimdi hakemlik yapsanız, hangi yönünüzü biraz daha fazla geliştirirdiniz?
Şimdi hakemlik yapsam maalesef para kazanabilmek için konuşmalarımı kısardım. Şaka şaka... Hayatta en zor şey insanları idare edebilmektir. Ancak bunu başarmanın lezzeti de aynı derecede fazladır.  Bunun ilk adımı da maçını yönettiğiniz tarafları hasım değil, basketbol dostu olarak görmekten geçer.
Doğal olarak her kararınıza sahadaki bireyler katılmayacak ve zaman zaman tepki de verecektir. Her şeyden önce kararlarınızın hepsini doğru olamayacağını sizin kendinizin kabul etmesi gerekir. Bunu yakalarsanız, en önemli engeli, yani kendinizi aşmış olursunuz. Belli sınırları aşmayan tepkileri de olgunlukla karşılamak için kendinize zemin hazırlarsınız.    
Öncelikli olarak tepkinin amacını anlamak gerekir. Bazı tepkiler anlık olarak pozisyonla ilgilidir ki, ses tonuna ve salonun atmosferine bağlı olarak üzerinde fazla durmamak gerekir.  Ancak her pozisyondan sonra aynı kişi kararla ilgili yüksek sesle yorum yapıyorsa, bu kişinin iyi niyetinden kuşku duymak gerekir.
En önemli konu ise tepkiler rahatsızlık verici boyutlara ulaştığında, bunları olgun tavır içinde düzgün ama kararlı bir uyarı ile karşılamaktır. Teknik faul elbette başvurulacak çaredir ama çarelerin sonuncusudur. İş teknik faul vermeye kadar uzanmadan sorunu çözebilen hakem, iyi hakemdir. 
Eğer verilecekse, teknik faulün ne zaman verildiği de önemlidir. Maçın başlarında çok erken verilen teknik faule rağmen, işler kötü gitmeye devam ediyorsa, bu teknik faul bir işe yaramamış demektir. Başa baş giden bir maçın sonlarında verilen teknik faul, sonuç üzerinde belirleyici oluyorsa, bunda da ciddi bir zamanlama hatası olduğu söylenebilir. Hakemin tepkilerin üzerinde en az duracağı periyot galibin henüz belli olmadığı son dakikalardır.
Maçları güler yüzlü yöneten, gerektiğinde hata yaptığını kabul edebilen, uzun sürmeyecek konuşmalarla sorunları çözebilen hakemler kendilerine maç verenler için de makbul olanlardır. Sert kişiliğini sahaya yansıtan, çok çabuk reaksiyon veren, gücünü kişiliğinden ve maç yönetme maharetinden çok, teknik faul gibi disiplin cezalarından alan hakemlere, komiteler de maç verirken hayli zorlanırlar.
İşte ben de hakemlik zamanın da çabuk sinirlenen ve teknik faul silahını hemen kullanırdım. Şimdi hakem olsam bu hatalarımı yukardaki örneklerde olduğu gibi düzeltmeye çalışırdım.

Basketbolun gözden kaçan tarafları nelerdir?
Çok güzel bir soru sordunuz. Örneğin, Bölgesel lig Allah'a emanet. İzleyeni yok, her şehirde  kafa kafaya giden maçlarda olaylar oluyor ve yetersiz teknik komiser ve hakemlerin raporlarıyla cezalar verilip olaylar karara bağlanıyor. Bu tür maçlara doğru hakem tayinleri yapmak için hakemleri tanımak lazım. Alt kurullar olmadığı için hakem atamaları bilinmeden tayin yapılıyor ve 80 sayılık farklı maça gayet yetenekli iki hakem görevlendirilirken, zorlu maça, o maçı idare etmesi zor olan deneyimsiz arkadaşlar tayin ediliyor. MHK 4 kişiden ibaret olunca işler ancak bu kadar yürüyebiliyor.

Peki İstanbul'da basketbol nasıl oynanıyor?
Yapmayın şimdi İstanbul’a girersek arkadaşlarımız sonun da bize de bulaştı diyecekler

Derler mi? Siz anlatın, tepkilerden anlaşılır düşünceler?
İstanbul'da hakemlik bitmiş durumda. İl temsilcisi Osman Bey, çok sevdiğim, saydığım, kişilikli bir iş adamı ve İl temsilciliği görevini yapamayacak kadar efendi bir insan. Yapılan yanlışları görüyor fakat efendiliği, kişilere dur demesini engelliyor.
İstanbul ili, maçlarına çıkan hakemlerine para ödemiyor. (Röportaj, maç ücretleri yatırılmadan önce yapılmıştı) Hakem derneği, hakemler ve de İl hakem komitesi olayları seyrediyorlar. Yüz kere söyledik ve İl temsilcisine de söylettik; yeni, bir çok kişili ve görev paylaşımlı bir hakem komitesi kurulsun. En azından para alınmasa bile haftada bir kere herkes bir salona gidip hakemleri izlesin. Ama ne gezer aynı komite aynı demode anlayış ile göreve devam ediyor. Size bir teklif , gelin elbirliği ile iyi bir komite kurup, il temsilcisine, alternatif, basketbolu ilerletecek koşullar ile gidelim, NE DERSİNİZ?..  Çok şükür içimdeki halledilemeyen  sorunların büyük bölümünü konuştum, rahatladım. Hoşçakalın.

 

Robert Traylor: Gelirken Korkmuştum

Hurşit Baytok: Diyalog kurabilmek çok önemli!

Barbaros Akkaş:Oyuncunun Saygısını Kazanmalısınız

İbrahim Kutluay: Önce Eğitim

Cavit Altunay Yazdı!

Ufuk Akyüz: En güzel yanı dostluklar

Cavit Altunay: Amerika basketbolu nerede

Korhan Demirkol: Birbirinizi çok iyi denetliyorsunuz

Cihat Levent: Tek eksik anlayış

Emin Moğulkoç: Hakemlik=Tecrübe

Tamer Oyguç: Hakem korunmalı

Ufuk Sarıca: Altyapıda 2 kez cevap vermediniz

Murat Murathanoğlu: Oyuncu da hakemi tanımalı

Gökmen Ertan: Sadece görevinizi yapmanızı bekliyorum

Mehmet Okur: Amerika'da çıta yüksek

Burçin Badem: Hakemler bana travma yaşattı

Murat Biricik: Çok gözlem, yapabildiğinin en iyisini yapmak

Mithat Özciğer: Daha az hatayla nasıl maç yönetirimi düşünmek gerek

Deniz Kıyak: Kendine yatırım geleceğe katkıdır

Yıldırım Öztürk: En önemlisi sahadaki duruşu

Ömer Akan: Hakemle ne kazandım ne de kaybettim

Menderes Gümüşdal: Mutlaka bir idolu olacak

İsmail Uyanık: Sessiz çoğunluğun vicdanı olun

Tamer Acar: Bence de torpil yok!

Serdar Apaydın: Sokaktan gelen adam hakem olamaz

Savaş Gökbayrak: Bazen art niyet arıyorum

Ünal Tanyıldızı: Hakem görmeden de çalabilmeli

Recep Ankaralı: Kimseye torpil yok

Fikret Cigal: Hep bir üstü hedeflemeli

Hüseyin İlteriş Öztürk: İşimi yükselmek için kullanmadım

Aziz Alemdar: Emeğinizi vermeliler

Behçet Serim: Eski disiplin yok

Bora Sancar: Hakem kararlılığını vücut diline yansıtabilmeli

Meriç Tunca: Turgay Demirel'den fazla katkım oldu

Memduh Öget: Hakem olmak yürek ister

Murat Akar: NBA hakemliği kusursuz

Engin Özerhun: Hakem profesyonel olmalı

Galip Atabek: Neden MHK? (2)

Galip Atabek: Eğitime kadro şart (1)

Yavuz Kuruçay: Hakemlik Türkiye'de yapılacak iş değil

Gökhan Keskin: O bünyede kalabiliyorsanız başarılısınız

Hulusi Yenal: Teşekkür beklerdim

Osman Aydın: Saha içinde de saha dışında da adil olmalı

Harun Erdenay: Tüm maç boyunca yüzde yüz konsantrasyon

Erdinç Elmastaş: Hakem de sanatçıdır

Dee Brown: Kritik anda oyunu okuyabilmelisiniz

Bülent Bayraktar: Profesyonel destek şart

Dalmau: Hakemlerle ilgilenmiyorum

Nevriye Yılmaz: En iyi hakem maçtan sonra hatırlanmayandır

Sabahattin Merdan: İstanbul'da birlik ve beraberlik olmalı

Kadir Özçelik: Hakemliğin % 50'sinden fazlasını sosyal yönler oluşturur

Serdar Gürel: Hakemlere hak verdim

Aziz Akkaya: FIBA hakemlerinin düdükleri çok kötü

Zafer Kalaycıoğlu: Federasyon daha fazla gayret etmeli

Önder Bingöl: Güleryüzlü ve vücut dili iyi olan...

Murat Didin: Hakemler yakışıklı ve güzel olsun

Devrim Kıvanç: Hakemlere Mevlana sabrı diliyorum

Cem Çağal: Eski hakemlerden android olan vardı

Kerem Tunçeri: Hakemler diyalog kurmalı

Necip Kapanlı: Adam olmak ve yetenekli olmak

Oktay Mahmudi: Sahada başrol oyuncusu hakem değil

Tolga Şahin: Kendine yatırım şart

Murat Kosova: Hakem otoriter olmalı

Necati Güler: Her tecrübeli hakeme güvenmiyoruz

İsmet Badem: Hakeme yumurta attırdım

Mihriban Oğuz: Menajerlik doğam

Yasemin Horasan: Asık suratımı artık görmeyeceksiniz :))

Charlie: En sevdiğim kurum MHK

Aydın Örs: Hakemlerimiz çok başarılı

Fatih Dalay: Hayırlı olsun

İstanbul Basketbol Hakemleri Derneği 2007 Ziyaretçi Sayısı: 690896