
06.02.2008
Bu haftaki konuğumuz, kendisine göre "genç" başkalarına göre "yaşlı" 10 yıldır bu işi yapan bir İstanbul hakemi. İstanbul hakemliği için gelecek planları olan Murat Akar, bu hedefi için NBA'i örnek alacağa benziyor.
Murat Akar kimdir? Kendinizden bahseder misiniz?
1977 İstanbul doğumluyum. İlk ve ortaokulu İstanbul’da, liseyi Gebze’de ve yüksekokulu da Eskişehir’de okuduktan sonra şu anda İstanbul’da yaşıyorum. Hürriyet Gazetesinin internet servisinde 6 yıldır haber editörü olarak çalışıyorum. Evliyim ve 3 aylık Oya adında bir kızım var.
Niçin hakem oldunuz, hakemlikte sizi çeken neydi?
1998 senesinde Eskişehir’de okurken, sosyal bir şeyler yapmak istiyordum. İstanbul’da yaşamış biri olarak Eskişehir, tabiatıyla biraz küçük gelmişti bana. Aklımda da futbol hakemliği vardı aslında. Onu takip ediyordum, açılırsa futbol hakemi olurum diye. Ancak basketbol hakemliği kursunun ilanını görünce neden olmasın dedim ve adımı yazdırdım. Aydemir Ekti, kurs hocamızdı. Bir aylık bir eğitim dönemi sonrası aday hakem olarak görev almaya başladık. Lise yıllarımdayken mahallemizde futbol hakemi bir abimiz vardı. Ona özenirdim hep ve futbol hakemi olmak istiyordum. Lise son sınıfta kursuna da yazıldım ancak okul stajım nedeniyle sadece 1 gün devam edebilmiştim ve hakem olamamak hep içimde bir yara olarak kalmıştı. Basketbol hakemi olduktan sonra, hakem olma konusunda doğru bir tercih yaptığımı anladım. Çok büyük sorumluluk isteyen ancak işinizi, görevinizi layıkıyla yaptıktan sonra da çok büyük haz veren bir iş benim için. Başladığımda hedeflerim vardı. Hedefleriniz olmadan başarılı olamazsınız çünkü. Ancak ilk bir kaç yıl “gençsin” dediler, sonra da “yaşın geçti” dediler ve olduğumuz yerde saydık. Tabii bunun yanında herkesin bildiği başka etmenler de var... “Genç” arkadaşlara bu konuda şöyle bir tavsiyem olabilir; “Doğru olduğuna inanmadıkları, kişiliklerinden taviz verecekleri hiçbir şeyi yapmasınlar.”
Hakemliğe başladığınızda örnek aldığınız bir model, hakem var mıydı? Şu an var mı?
Dediğim gibi, basketbol hakemliğini başlangıçta düşünmediğim için basketbol hakemlerini tanımıyordum. Kişi olarak örnek aldığım biri o zamanlar yoktu. Şu an içinse NBA’deki tüm hakemler benim için “kusursuz model”ler. Tabii ki onların da hataları var ama bunu hiç kimse problem etmiyor. Çünkü onların da insan olduğunu herkes kabul etmiş durumda. Sadece kendilerini ilgilendiren işi yapıyorlar yani maçı yönetiyorlar ve saygı görüyorlar. Hakemlik müessesesine duyulan saygıyı, oyuncu ve antrenörlerin her hareketinde görebiliyorsunuz. Onlar da bu güveni hakeden bir görüntü çiziyorlar. Bunlar benim maç seyrederken edindiğim fikirler. Tabii zamanı gelince neyi nasıl yaptıklarını detaylı bir şekilde araştıracağım.
Gelecek planlarınız arasında neler olduğunu öğrenebilir miyiz?
Hakemlikle ilgili bir planım şu anda yok. Bu şekilde devam edeceğim gibi görünüyor. Ancak İstanbul’da hakemlerin gelişimi için bir şeyler yapmak istiyorum. Bunun ne ve nasıl olacağını zaman gösterecek. Tabii bu işlere başlayabilmek için de abilerimizin bize destek olmaları en azından köstek olmamaları gerekecek.
Hobileriniz nelerdir?
Arkadaşlarımla pazar sabahları minyatür kale futbol oynamaya çalışıyoruz mümkün olduğunca. Seyahat etmeyi, risk oynamayı severim. Aklıma ilk gelenler bunlar.
İş ve hakemliği nasıl bir arada yürütüyorsunuz? Zorlandığınız zamanlar olmuyor mu?
İzin günlerimin esnekliği sayesinde çok fazla problem yaşamıyorum. Maçların çok yoğun olduğu dönemlerde, olması gerektiği gibi, ben de fedakarlık yapıyorum. Ama tabii ki öncelikle iş durumumu ayarlıyorum. İşim olmazsa, hakemlikle bir hayat geçirilemez. Maç alacaksın diye garantin yok, sigortan yok, kazancın belli değil... İş mi hakemlik mi deseler, iş derim.
Kendi hakemliğinizde beğendiğiniz ve beğenmediğiniz yönleriniz nelerdir?
Önce beğenmediğim yönümü söyleyeyim. Hakeme yapılan küçük-büyük haksızlığa tahammül edemiyorum, bir anda sinirlenebiliyorum maç içinde. Bu da oyuncu ve antrenörlere olan tavırlarımda, onlarla gerektiği gibi diyalog kuramamama neden olabiliyor. Bence en iyi tarafım yine bu yönüm. Çünkü kenar yönetimin veya oyuncuların yaptıkları bu küçük hareketlerde dahi, yüzde 90 art niyet var. “Hakemi nasıl oyundan düşürürüm de benim tarafımda olur” gibilerinden. Onun için teknik faul çalmaktan veya işi daha ileriye götürenleri diskalifiye etmekten çekinmem, hangi takım olursa olsun...
Son olarak eklemek istediğiniz bir şeyler var mı?
Konuşulacak, söylenecek çok şey var. Herkes konuşuyor herkes bir şeyler söylüyor ve hiç kimse memnun değil. Demek ki ortada yapılan yanlışlar var. Detaylara girmeyerek atalarımızın şu sözüyle konuşmamı bitirmek istiyorum:
Düşmez kalkmaz bir Allah var.
|