Üye olmak istiyorum Şifremi Unuttum  Kullanıcı Adı: Şifre:
07 Eylül 2010 , Salı20:35 Günün İpucu: Yeni Sezonda Başarılar Dileriz

Murat Akar: NBA hakemliği kusursuz

06.02.2008

Bu haftaki konuğumuz, kendisine göre "genç" başkalarına göre "yaşlı" 10 yıldır bu işi yapan bir İstanbul hakemi. İstanbul hakemliği için gelecek planları olan Murat Akar, bu hedefi için NBA'i örnek alacağa benziyor.


Murat Akar kimdir? Kendinizden bahseder misiniz?

1977 İstanbul doğumluyum. İlk ve ortaokulu İstanbul’da, liseyi Gebze’de ve yüksekokulu da Eskişehir’de okuduktan sonra şu anda İstanbul’da yaşıyorum. Hürriyet Gazetesinin internet servisinde 6 yıldır haber editörü olarak çalışıyorum. Evliyim ve 3 aylık Oya adında bir kızım var.

 

Niçin hakem oldunuz, hakemlikte sizi çeken neydi?

1998 senesinde Eskişehir’de okurken, sosyal bir şeyler yapmak istiyordum. İstanbul’da yaşamış biri olarak Eskişehir, tabiatıyla biraz küçük gelmişti bana. Aklımda da futbol hakemliği vardı aslında. Onu takip ediyordum, açılırsa futbol hakemi olurum diye. Ancak basketbol hakemliği kursunun ilanını görünce neden olmasın dedim ve adımı yazdırdım. Aydemir Ekti, kurs hocamızdı. Bir aylık bir eğitim dönemi sonrası aday hakem olarak görev almaya başladık. Lise yıllarımdayken mahallemizde futbol hakemi bir abimiz vardı. Ona özenirdim hep ve futbol hakemi olmak istiyordum. Lise son sınıfta kursuna da yazıldım ancak okul stajım nedeniyle sadece 1 gün devam edebilmiştim ve hakem olamamak hep içimde bir yara olarak kalmıştı. Basketbol hakemi olduktan sonra, hakem olma konusunda doğru bir tercih yaptığımı anladım. Çok büyük sorumluluk isteyen ancak işinizi, görevinizi layıkıyla yaptıktan sonra da çok büyük haz veren bir iş benim için. Başladığımda hedeflerim vardı. Hedefleriniz olmadan başarılı olamazsınız çünkü. Ancak ilk bir kaç yıl “gençsin” dediler, sonra da “yaşın geçti” dediler ve olduğumuz yerde saydık. Tabii bunun yanında herkesin bildiği başka etmenler de var... “Genç” arkadaşlara bu konuda şöyle bir tavsiyem olabilir; “Doğru olduğuna inanmadıkları, kişiliklerinden taviz verecekleri hiçbir şeyi yapmasınlar.”

 

Hakemliğe başladığınızda örnek aldığınız bir model, hakem var mıydı? Şu an var mı?

Dediğim gibi, basketbol hakemliğini başlangıçta düşünmediğim için basketbol hakemlerini tanımıyordum. Kişi olarak örnek aldığım biri o zamanlar yoktu. Şu an içinse NBA’deki tüm hakemler benim için “kusursuz model”ler. Tabii ki onların da hataları var ama bunu hiç kimse problem etmiyor. Çünkü onların da insan olduğunu herkes kabul etmiş durumda. Sadece kendilerini ilgilendiren işi yapıyorlar yani maçı yönetiyorlar ve saygı görüyorlar. Hakemlik müessesesine duyulan saygıyı, oyuncu ve antrenörlerin her hareketinde görebiliyorsunuz. Onlar da bu güveni hakeden bir görüntü çiziyorlar. Bunlar benim maç seyrederken edindiğim fikirler. Tabii zamanı gelince neyi nasıl yaptıklarını detaylı bir şekilde araştıracağım.

 

Gelecek planlarınız arasında neler olduğunu öğrenebilir miyiz?

Hakemlikle ilgili bir planım şu anda yok. Bu şekilde devam edeceğim gibi görünüyor. Ancak İstanbul’da hakemlerin gelişimi için bir şeyler yapmak istiyorum. Bunun ne ve nasıl olacağını zaman gösterecek. Tabii bu işlere başlayabilmek için de abilerimizin bize destek olmaları en azından köstek olmamaları gerekecek.

 

Hobileriniz nelerdir?

Arkadaşlarımla pazar sabahları minyatür kale futbol oynamaya çalışıyoruz mümkün olduğunca. Seyahat etmeyi, risk oynamayı severim. Aklıma ilk gelenler bunlar.

 

İş ve hakemliği nasıl bir arada yürütüyorsunuz? Zorlandığınız zamanlar olmuyor mu?

İzin günlerimin esnekliği sayesinde çok fazla problem yaşamıyorum. Maçların çok yoğun olduğu dönemlerde, olması gerektiği gibi, ben de fedakarlık yapıyorum. Ama tabii ki öncelikle iş durumumu ayarlıyorum. İşim olmazsa, hakemlikle bir hayat geçirilemez. Maç alacaksın diye garantin yok, sigortan yok, kazancın belli değil... İş mi hakemlik mi deseler, iş derim.

 

Kendi hakemliğinizde beğendiğiniz ve beğenmediğiniz yönleriniz nelerdir?

Önce beğenmediğim yönümü söyleyeyim. Hakeme yapılan küçük-büyük haksızlığa tahammül edemiyorum, bir anda sinirlenebiliyorum maç içinde. Bu da oyuncu ve antrenörlere olan tavırlarımda, onlarla gerektiği gibi diyalog kuramamama neden olabiliyor. Bence en iyi tarafım yine bu yönüm. Çünkü kenar yönetimin veya oyuncuların yaptıkları bu küçük hareketlerde dahi, yüzde 90 art niyet var. “Hakemi nasıl oyundan düşürürüm de benim tarafımda olur” gibilerinden. Onun için teknik faul çalmaktan veya işi daha ileriye götürenleri diskalifiye etmekten çekinmem, hangi takım olursa olsun...

 

Son olarak eklemek istediğiniz bir şeyler var mı?

Konuşulacak, söylenecek çok şey var. Herkes konuşuyor herkes bir şeyler söylüyor ve hiç kimse memnun değil. Demek ki ortada yapılan yanlışlar var. Detaylara girmeyerek atalarımızın şu sözüyle konuşmamı bitirmek istiyorum:

Düşmez kalkmaz bir Allah var.

 

Robert Traylor: Gelirken Korkmuştum

Hurşit Baytok: Diyalog kurabilmek çok önemli!

Barbaros Akkaş:Oyuncunun Saygısını Kazanmalısınız

İbrahim Kutluay: Önce Eğitim

Cavit Altunay Yazdı!

Ufuk Akyüz: En güzel yanı dostluklar

Cavit Altunay: Amerika basketbolu nerede

Korhan Demirkol: Birbirinizi çok iyi denetliyorsunuz

Cihat Levent: Tek eksik anlayış

Emin Moğulkoç: Hakemlik=Tecrübe

Tamer Oyguç: Hakem korunmalı

Ufuk Sarıca: Altyapıda 2 kez cevap vermediniz

Murat Murathanoğlu: Oyuncu da hakemi tanımalı

Gökmen Ertan: Sadece görevinizi yapmanızı bekliyorum

Mehmet Okur: Amerika'da çıta yüksek

Burçin Badem: Hakemler bana travma yaşattı

Murat Biricik: Çok gözlem, yapabildiğinin en iyisini yapmak

Mithat Özciğer: Daha az hatayla nasıl maç yönetirimi düşünmek gerek

Deniz Kıyak: Kendine yatırım geleceğe katkıdır

Yıldırım Öztürk: En önemlisi sahadaki duruşu

Ömer Akan: Hakemle ne kazandım ne de kaybettim

Menderes Gümüşdal: Mutlaka bir idolu olacak

İsmail Uyanık: Sessiz çoğunluğun vicdanı olun

Tamer Acar: Bence de torpil yok!

Serdar Apaydın: Sokaktan gelen adam hakem olamaz

Savaş Gökbayrak: Bazen art niyet arıyorum

Ünal Tanyıldızı: Hakem görmeden de çalabilmeli

Recep Ankaralı: Kimseye torpil yok

Fikret Cigal: Hep bir üstü hedeflemeli

Hüseyin İlteriş Öztürk: İşimi yükselmek için kullanmadım

Aziz Alemdar: Emeğinizi vermeliler

Behçet Serim: Eski disiplin yok

Bora Sancar: Hakem kararlılığını vücut diline yansıtabilmeli

Meriç Tunca: Turgay Demirel'den fazla katkım oldu

Memduh Öget: Hakem olmak yürek ister

Murat Akar: NBA hakemliği kusursuz

Engin Özerhun: Hakem profesyonel olmalı

Galip Atabek: Neden MHK? (2)

Galip Atabek: Eğitime kadro şart (1)

Yavuz Kuruçay: Hakemlik Türkiye'de yapılacak iş değil

Gökhan Keskin: O bünyede kalabiliyorsanız başarılısınız

Hulusi Yenal: Teşekkür beklerdim

Osman Aydın: Saha içinde de saha dışında da adil olmalı

Harun Erdenay: Tüm maç boyunca yüzde yüz konsantrasyon

Erdinç Elmastaş: Hakem de sanatçıdır

Dee Brown: Kritik anda oyunu okuyabilmelisiniz

Bülent Bayraktar: Profesyonel destek şart

Dalmau: Hakemlerle ilgilenmiyorum

Nevriye Yılmaz: En iyi hakem maçtan sonra hatırlanmayandır

Sabahattin Merdan: İstanbul'da birlik ve beraberlik olmalı

Kadir Özçelik: Hakemliğin % 50'sinden fazlasını sosyal yönler oluşturur

Serdar Gürel: Hakemlere hak verdim

Aziz Akkaya: FIBA hakemlerinin düdükleri çok kötü

Zafer Kalaycıoğlu: Federasyon daha fazla gayret etmeli

Önder Bingöl: Güleryüzlü ve vücut dili iyi olan...

Murat Didin: Hakemler yakışıklı ve güzel olsun

Devrim Kıvanç: Hakemlere Mevlana sabrı diliyorum

Cem Çağal: Eski hakemlerden android olan vardı

Kerem Tunçeri: Hakemler diyalog kurmalı

Necip Kapanlı: Adam olmak ve yetenekli olmak

Oktay Mahmudi: Sahada başrol oyuncusu hakem değil

Tolga Şahin: Kendine yatırım şart

Murat Kosova: Hakem otoriter olmalı

Necati Güler: Her tecrübeli hakeme güvenmiyoruz

İsmet Badem: Hakeme yumurta attırdım

Mihriban Oğuz: Menajerlik doğam

Yasemin Horasan: Asık suratımı artık görmeyeceksiniz :))

Charlie: En sevdiğim kurum MHK

Aydın Örs: Hakemlerimiz çok başarılı

Fatih Dalay: Hayırlı olsun

İstanbul Basketbol Hakemleri Derneği 2007 Ziyaretçi Sayısı: 690903