Üye olmak istiyorum Şifremi Unuttum  Kullanıcı Adı: Şifre:
11 Eylül 2010 , Cumartesi05:45 Günün İpucu: Yeni Sezonda Başarılar Dileriz

Memduh Öget: Hakem olmak yürek ister

13.02.2008

Bu haftaki konuğumuz yine bizden biri; yani bir hakem. Uzun yıllar üst düzeyde hakemlik yapmış, FIBA tarafından ismen Dünya Kupası'na çağrılmış bir isim: Memduh Öget. Kamuoyunda dahi bilinmeyenleri bizimle paylaşan Öget, Türk hakemliğinin dünyadaki yerini de değerlendirdi.


Memduh ÖGET kimdir. Kendinizden bahseder misiniz?

Eylül 1955 Ankara doğumluyum. Lise çağlarında başladığım basketbol oyunculuğu hayatım 1977 yılında, Ankara’da Sn.Hüsamettin TOPUZOĞLU’nun açtığı hakem kursu ile  sona erdi ve basketbol hakemliği kariyerim başladı. 1989 yılından sonra FIBA hakemi, 2002-2004 yılları arasında ise ULEB hakemi olarak devam eden hakemlik kariyerim 2006 Temmuz ayında FIBA turnuvası ile noktalandı. 

Basketbol hakemliği kariyerim süresince yönettiğim maçlar arasında 2002 Dünya Kupası Çeyrek Finali (Brezilya-Arjantin), 2001 Bayanlar Avrupa Şampiyonası Finali (Fransa-Rusya), Erkekler Avrupa Şampiyonası Çeyrek Finali (İspanya-İsrail) ile pek çok kategoride ulusal ve uluslararası  final, yarı final müsabakaları bulunmaktadır.   

 

Federasyonun sizi teklif etmemesine rağmen, Indianapolis’te yapılan Dünya Kupası’na ismen çağrıldınız.Neler hissettiniz haberi duyunca? Bu şekilde gitmek doğru muydu sizce?

            Bu konuda kamuoyunca  bilinmeyen bazı gerçekler var. Ben öncelikle onları size anlatayım. FIBA, dünya kupalarında  görev alacak hakemlerin listelerini, tüm ülke federasyonlarına aynı anda gönderir. 2002 yılında Indianapolis’te düzenlenecek Dünya Kupası öncesi, bizim federasyona da isim listeleri gelmiş fakat bana ve kamuoyuna açıklama yapılmamış. Bu olay; Yunanlı hakem arkadaşım Nicolas ZAVLANOS’un beni, İspanya’dan mesaj göndererek kutlaması üzerine açığa çıktı. Bunu o zaman MHK üyesi olan Sn.Necip KAPANLI’ya iletmeme rağmen federasyonumuz benim adımı bir süre daha açıklamadı. En son Sn.KAPANLI’ya bu konuyu basına açıklayacağımı söylemem üzerine Indianapolis’e gidecek hakemi kamuoyuna açıklamak zorunda kalmışlardı.

Yaklaşık bir aylık bu dönemde federasyonun ismimi açıklamamasının hiçbir geçerli mazereti olamaz. Bu olay zaten bazı yayın organlarında da yazıldı. Benim yerime kendi istedikleri hakemi göndermeye çalışmışlar ancak başaramamışlar. Bütün bu olaylara rağmen Federasyon Başkanı’nın “Memduh ÖGET’in ismini FIBA’ya biz verdik” açıklaması ve bu iddiasını sürdürmesi gerçek dışıdır. Bu olay FIBA’nın bizim federasyonumuz hakkında neler düşündüğünün de küçük bir örneğidir. Federasyonlar her sene iki kere FIBA’ya hakem listesi verirler buradaki hakem sıralaması önemlidir.  Birinci sıradaki hakem ülkenin en iyi hakemi kabul edilir ve öyle olmalıdır çünkü; FIBA, bu sıralamaya dikkat eder, genel teammüllere göre de senenin en önemli organizasyonunda birinci sıradaki hakeme görev verir. O seneki FIBA listesinde birinci sıradaki hakem ben olmamama rağmen FIBA tarafından Dünya Kupası’na ismen davet edildim. Turnuvada daha önce yönettiğim beş maçın ardından çeyrek final müsabakasında görevlendirilmem o zamanlar Türk Hakemliği’ni tartışanlara ve MHK başkanlığı yapıp da, gereksiz yere, niye bu turnuvalara Memduh ÖGET gidiyor sorularını soranlara bir cevaptır.

 

Hakemliği bırakma nedeniniz nedir?

            Hakemliği bırakmadım, federasyon tarafından cebren bıraktırıldım. Bir sene daha yasal sürem olduğu halde, Federasyon Başkanlığı seçiminde Sn.Turgay DEMİREL ve ekibini desteklememem nedeniyle Türkiye Ligleri’nde maç verilmedi. Oysa ki federasyonun benim hakemliğimi bitirdiği yıl içerisinde birçok FIBA maçında görevlendirildim. Şu sıralarda bir başka Yunan hakem arkadaşım Costas KORAMILAS Yunanistan’da mahkemeye müracaat ederek; 50’li yaşlarda insanların Avrupa normlarına göre emekli edilemeyeceği teziyle hakemlik faaliyetlerine devam edebilmek için çalışmalarını sürdürmekte.  NBA’de 65 yaşında ve ULEB’de de benim gibi 1955 doğumlu(Istok REMS) olup hala üst düzey hakemlik yapanlar var. Ayrıca; hakem olarak olmasa da basketbol ve hakem camiasına hizmet edebilecek yetişmiş insan gücünün değerlendirilmemesi acı…

 

 İyi bir hakemde olması gereken özellikler nelerdir?

Fransa’daki 2001 Bayanlar Avrupa Şampiyonası Finalleri’ne FIBA tarafından tarafsız hakem olarak ismen davet edildim ve final maçını yönettim. (Fransa - Rusya) Bu turnuvayı son gün gelen 3 Türk antrenör haricinde ülkemizden hiç kimse takip etmiyordu. Turnuvada Avrupa’da maç yöneten çok üst seviye hakemler vardı. FIBA komiseri Sn.KOTLEBA final maçının hakemlerini açıklamadan önce FIBA temsilcilerine şöyle söylüyordu. “İyi hakem sadece sahada düdük çalan kişi değildir. Davranışlarıyla, konuşmasıyla, kişiliğiyle, diyaloglarıyla ve son olarak sahada duruşuyla kişiliğini gösterendir.”

Herkes hakem olabilir ama iyi hakem olmak kişilik ister, meziyet ister, yürek ister, fedakarlık ister. İyi hakem olmak için onurlu olmak lazım… Cesur olmak lazım…

 

 Türk Hakemliği’nin Avrupa’daki yeri nedir ?

            Türk Basketbol Hakemleri ne yazık ki Basketbol Federasyonu’ndan yeterli desteği alamıyor. Sezon içinde yapılan göstermelik bir iki seminer haricinde yeterli maddi ve manevi destekten yoksunlar. Federasyonun lobi gücü konusunda ise şu örneği vermek sanırım yeterli. Daha birkaç gün önce FIBA tarafından Pekin Olimpiyatları’nda görev yapacak hakemler açıklandı. Yunanistan’dan, İtalya’dan, İspanya’dan 2’şer hakemin davet edildiği turnuvaya maalesef Türk Hakem davet edilmedi. Hiçbir Türk hakemi desteklenmiyor, yalnız bırakılıyor. Onun içinde şu anda yeterli sayıda ve üst seviyede maç alamıyorlar.

Avrupa Basketbolu’nun bugünkü yapısında hala ULEB ile diyolaga girmeyen bir federasyon düşünebiliyor musunuz? Polonya’dan 5, İtalya, Yunanistan ve İspanya’dan 10’un üzerinde hakemin yer aldığı bu en üst düzey organizasyonla federasyonun resmi yazıŞması yok.

Bu şartlarda hakemlerimiz ne düzeyde olabilir?

 

Her spor dalında yenilginin sorumlusu genellikle hakemler oluyor. Hakemlere bu kadar yüklenilmesinin nedeni nedir ?

Hakemlik, insanların birbirine saygı, sevgi duymadığı bir ülkede yapılacak en son iştir. Git maça hakeme bağır, çağır rahatla… Olacak iş mi bu! Spor yaparak rahatlamak yerine, düzgün yapılmasını sağlamak için çalışan insanlara bağırıp çağırarak rahatlamaya çalışmak ancak bizim gibi gelişimini tamamlayamamış, gelişmekte olan ülkelerde görülür.

Bunun bir tek çözüm yolu var; cesur, yürekli bir federasyon. Gerçi bizim gibi on parçaya bölünen hakemleri federasyon niye korusun ki! Ne yazık ki günümüzde “Birlikten kuvvet doğar veya Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için” gibi sözler unutulmaya yüz tuttu. Hakemler arasında yaşanan bir çok olay da bunu kanıtlamıyor mu?

Bir Merkez Hakem komitesi düşünün ki; bu seviyede hakemlik yapmamış, bu atmosferi yaşamamış, hakem psikolojisinden anlamayan kişiler maçlara atama yapsın, hakemlere cezalar versin… Sizce böyle bir MHK başarılı olabilir mi? Bugüne kadar gerek ligde gerek Türkiye Kupaları’nda oynanan bir çok maçta yaşanan olaylar yanlış atamalardan kaynaklanmadı mı?

 

Bakın birkaç sene önce Karşıyaka Menajeri bir MHK Başkanı’na şöyle soruyor:

-          Siz hiç Karşıyaka maçı yönettiniz mi ?

-          Hayır

-          Siz hiç Karşıyaka maçında masada görev aldınız mı ?

-          Hayır

-          Siz hiç İzmir’de Karşıyaka maçı seyrettiniz mi ?

-          Hayır

-          Siz bunları bilmeden Karşıyaka maçına nasıl hakem ataması yaparsınız?

-          ????????? !!!!!!!!

 

Yapmaktan zevk aldığınız uğraşlarınız var mı ?

            Şu anda küçük çocuklara basketbol okulunda eğitim veriyorum, bütün zamanımı onlara ayırmış durumdayım.

 

 Hakem eğitimine katkıda bulunacak bir anınızı bizimle paylaşır mısınız?

            Son federasyon seçimlerinden sonra MHK beni A Klasmanı Hakem Semineri’ne çağırmadı. Ben de Ankara İl Temsilcisine “Sezon başında koşu testinin tarihini bana bildirin, ben de Ankara Hakemleri’yle bu testlere gireyim, geçtikten sonra bölge maçlarında yanıma 2-3 genç hakem verin, onları yetiştireyim” dedim. Yöneticiler de çok sevindiler, “harika olur” dediler. Tabii kariyerinde; Dünya Kupası Çeyrek Finali, Bayanlar Avrupa Şampiyonası Finali, Erkekler Avrupa Şampiyonası Çeyrek Finali bulunan, bir çok kategoride finaller, yarı finaller yönetmiş, 2 senesi ULEB hakemi olmak üzere son 18 senesi uluslararası düzeyde,  aralıksız 30 sene hakemlik yapmış ve defalarca  Türkiye Ligi, Türkiye Kupası Finalleri, Cumhurbaşkanlığı Kupası Finali yönetmiş birisinin bu teklifine sevinmeyecek bölge var mı?  

Sonuç; tam 3 yıl oldu hala bana telefon edecekler…

 

Söylemek eklemek istediğiniz başka konular varsa…

            Bu sözlerimle insanları kırmak amacında değilim, eğer; sadece bir dakika durup düşünmelerini sağlayabilirsem ne mutlu bana.

 

Saygılarımla…

 

Robert Traylor: Gelirken Korkmuştum

Hurşit Baytok: Diyalog kurabilmek çok önemli!

Barbaros Akkaş:Oyuncunun Saygısını Kazanmalısınız

İbrahim Kutluay: Önce Eğitim

Cavit Altunay Yazdı!

Ufuk Akyüz: En güzel yanı dostluklar

Cavit Altunay: Amerika basketbolu nerede

Korhan Demirkol: Birbirinizi çok iyi denetliyorsunuz

Cihat Levent: Tek eksik anlayış

Emin Moğulkoç: Hakemlik=Tecrübe

Tamer Oyguç: Hakem korunmalı

Ufuk Sarıca: Altyapıda 2 kez cevap vermediniz

Murat Murathanoğlu: Oyuncu da hakemi tanımalı

Gökmen Ertan: Sadece görevinizi yapmanızı bekliyorum

Mehmet Okur: Amerika'da çıta yüksek

Burçin Badem: Hakemler bana travma yaşattı

Murat Biricik: Çok gözlem, yapabildiğinin en iyisini yapmak

Mithat Özciğer: Daha az hatayla nasıl maç yönetirimi düşünmek gerek

Deniz Kıyak: Kendine yatırım geleceğe katkıdır

Yıldırım Öztürk: En önemlisi sahadaki duruşu

Ömer Akan: Hakemle ne kazandım ne de kaybettim

Menderes Gümüşdal: Mutlaka bir idolu olacak

İsmail Uyanık: Sessiz çoğunluğun vicdanı olun

Tamer Acar: Bence de torpil yok!

Serdar Apaydın: Sokaktan gelen adam hakem olamaz

Savaş Gökbayrak: Bazen art niyet arıyorum

Ünal Tanyıldızı: Hakem görmeden de çalabilmeli

Recep Ankaralı: Kimseye torpil yok

Fikret Cigal: Hep bir üstü hedeflemeli

Hüseyin İlteriş Öztürk: İşimi yükselmek için kullanmadım

Aziz Alemdar: Emeğinizi vermeliler

Behçet Serim: Eski disiplin yok

Bora Sancar: Hakem kararlılığını vücut diline yansıtabilmeli

Meriç Tunca: Turgay Demirel'den fazla katkım oldu

Memduh Öget: Hakem olmak yürek ister

Murat Akar: NBA hakemliği kusursuz

Engin Özerhun: Hakem profesyonel olmalı

Galip Atabek: Neden MHK? (2)

Galip Atabek: Eğitime kadro şart (1)

Yavuz Kuruçay: Hakemlik Türkiye'de yapılacak iş değil

Gökhan Keskin: O bünyede kalabiliyorsanız başarılısınız

Hulusi Yenal: Teşekkür beklerdim

Osman Aydın: Saha içinde de saha dışında da adil olmalı

Harun Erdenay: Tüm maç boyunca yüzde yüz konsantrasyon

Erdinç Elmastaş: Hakem de sanatçıdır

Dee Brown: Kritik anda oyunu okuyabilmelisiniz

Bülent Bayraktar: Profesyonel destek şart

Dalmau: Hakemlerle ilgilenmiyorum

Nevriye Yılmaz: En iyi hakem maçtan sonra hatırlanmayandır

Sabahattin Merdan: İstanbul'da birlik ve beraberlik olmalı

Kadir Özçelik: Hakemliğin % 50'sinden fazlasını sosyal yönler oluşturur

Serdar Gürel: Hakemlere hak verdim

Aziz Akkaya: FIBA hakemlerinin düdükleri çok kötü

Zafer Kalaycıoğlu: Federasyon daha fazla gayret etmeli

Önder Bingöl: Güleryüzlü ve vücut dili iyi olan...

Murat Didin: Hakemler yakışıklı ve güzel olsun

Devrim Kıvanç: Hakemlere Mevlana sabrı diliyorum

Cem Çağal: Eski hakemlerden android olan vardı

Kerem Tunçeri: Hakemler diyalog kurmalı

Necip Kapanlı: Adam olmak ve yetenekli olmak

Oktay Mahmudi: Sahada başrol oyuncusu hakem değil

Tolga Şahin: Kendine yatırım şart

Murat Kosova: Hakem otoriter olmalı

Necati Güler: Her tecrübeli hakeme güvenmiyoruz

İsmet Badem: Hakeme yumurta attırdım

Mihriban Oğuz: Menajerlik doğam

Yasemin Horasan: Asık suratımı artık görmeyeceksiniz :))

Charlie: En sevdiğim kurum MHK

Aydın Örs: Hakemlerimiz çok başarılı

Fatih Dalay: Hayırlı olsun

İstanbul Basketbol Hakemleri Derneği 2007 Ziyaretçi Sayısı: 692869