
02.04.2008
Recep Ankaralı. Basketbolu bilip de onu tanımayan yoktur herhalde. Türk hakemliğinin Avrupa'daki başarılı temsilcilerinden Ankaralı, yeni jenerasyon hakemler için de yoğun bir çalışma içinde. Bu yoğun tempoda bize vakit ayıran Ankaralı'ya teşekkür ederiz.
Recep Ankaralı kimdir? Kendinizden bahseder misiniz?
1968 İstanbul doğumluyum. Evliyim. Ege adında bir oğlum, Ece adında bir kızım var. 12 sene bankacılık yaptım. Hakemlikle beraber zor yürüdüğü için bankacılığı bırakıp kendi işimi yapmaya başladım.
Hakemliğe nasıl başladınız? Neden hakem oldunuz?
Hakemliğe 1989 yılında A.Kadir Özçelik’in açtığı hakem kursu ile başladım. 1992 senesinden beri Birinci Lig’de görev yapıyorum. 1995 senesinde FIBA hakemi oldum. 2000 senesinden beri ULEB müsabakalarında görev yapmaktayım. Neden hakem olduğuma gelince, altyapılarda basketbol oynuyordum, iyi bir oyuncu olamayacağımı bildiğimden basketboldan kopmamak için hakemliği tercih ettim. Benim bu kararı vermemdeki en büyük etkenlerden biri de Sabahattin MERDAN’dır.
Hakemlikte karşılaştığınız zorluklar nedir?
Hakemlik çok zor bir iş. Siz bu iş için ne kadar yatırım yaparsanız, o kadarını geri alırsınız. Zaman zaman belki idari konularda sıkıntılar çekersiniz ama eğer hak ediyorsanız eninde sonunda hak ettiğiniz yere gelirsiniz. Bu anlamda ben de dönem dönem idari konularda sıkıntılar yaşadım, ama hiçbir zaman küsmedim. Daha fazla vakit ayırdım daha fazla yatırım yaptım.
Uleb’e geçiş sürecini anlatır mısınız? Neler yaşadınız, neler hissettiniz?
ULEB’e geçiş biraz sıkıntılı oldu. Ben Uleb’in kurulduğu sene 5 senelik FIBA hakemiydim ve o sene Bayanlar Ronchetti Cup ve Erkekler Koraç Kupası Finallerini yönetmiştim. O sezon oynanan Erkekler Avrupa Şampiyonası’nda (Paris) görev almıştım. Yani FIBA’da oldukça iyi bir yere gelmiştim. Uleb’ten teklif geldiğinde, yanlış hatırlamıyorsam Temmuz ayının sonları veya Ağustos ayıydı, düşünmek için zaman istedim ve araştırmaya başladım. Baktım ki Avrupa’nın tüm önde gelen kulüpleri bu organizasyonun içinde yer alıyor. Sağlam bir yapıya sahip. Bu arada Türkiye’de basketbol konusunda fikrine inandığım iki arkadaşım, abim diyebileceğim kişi ile bu konuyu paylaştım ve bana gönderdikleri kontratın imzalanması için son tarih olan 25 Eylül tarihinde kontratı imzaladım. O zaman herkes bu oluşumun kısa vadeli olacağını, dağılacağını söylüyordu. Benim FIBA’da iyi bir yerde olduğumu hata yaptığımı söylüyorlardı. Ama sonuçta ULEB organizasyonu bugünlere kadar geldi. O zaman için belki riskli bir karardı ama şimdi kararımın doğru olduğunu daha iyi anlıyorum.
Tabi bütün bunlar olurken Türkiye’de benim lisans iptalimin olduğu ve tekrar geri döndüğüm bir dönem oldu.
Federasyonda eğitimin başında olmak zor mu? Neler yapıyorsunuz eğitim kurulu olarak?
Öncelikle şunu belirtmek istiyorum; Basketbol Hakem Eğitimi’nin başında MHK üyesi A.Kadir ÖZÇELİK var. Benden iki sene önce bazı konularda onlara yardımcı olmamı, tecrübelerimi aktarmalarımı istediler. Benim için de yeni bir konuydu öncelikle. Haziran ayında Avrupa’da bu işi üst seviyede yapan Hakem Eğitmenleri ile temas geçtim ve nasıl bir yol izlememiz gerektiği konusunda bilgiler edindim. Bunun için birkaç kez yurtdışına gidip onlarla bire bir çalışmalar yaptım. Yaz döneminde de çok çalışarak ilk A-B-C klasmanı seminerlerini yaptık ve başarılı bir çalışma oldu. Sezon başlarken Kadir Abi benden eğitim çalışmalarına devam etmemi istedi ve ben de kıramadım. Geçen sezon başında bir eğitim programı hazırlayarak, önce MHK, yeni hakem eğitim alt kurulunu belirledi. Daha sonra eğitim kurulu üyeleri vasıtasıyla illeri tarayarak illerdeki hakemleri izledik ve C klasmanında çok radikal bir değişiklik yapıldı. A ve B klasmanına gelince, geçen sezon onların CD’lerden maçlarını izleyerek yapılan hatalar konusunda uyarılar yaparak hataların daha az seviyelere gelmesine çalıştık. Merkez Hakem Kurulu 2007 ocak ayında FIBA’ya benim FIBA instructoru(eğitmeni) olarak görev yapmamı önerdi ve FIBA bunu kabul etti. Geçen Haziran ayında Las Palmas’ta yapılan FIBA Instructoru seminerine katıldım. Bu sezon öncesinde yine bir eğitim programı hazırladık ve bunu uygulamaya başladık. Hakem Eğitim Alt Kurulu’nda birkaç değişiklik yaptık ve göreve başladık. Size şunu söyleyebilirim; C klasmanında yer alan tüm hakemlerin en az 2 maçını canlı veya DVD’den ben izledim. Bunun yanında eğitim kurulu üyeleri bütün Türkiye’yi gezerek toplam 153 tane hakemi C Klasmanı adayı olarak belirledi. Bunların 100 tanesini Elazığ, Konya, Samsun ve Bursa’da yapılan 2 günük seminerlerle izledik. Kalan 53 adayı ve diğer 100 adayın bir kısmını oynanan Küçük-Yıldız-Genç bölge birinciliklerine ve Anadolu Şampiyonalarına dağıtarak yeniden izliyoruz. Hiçbir aday konusunda hata yapmamaya çalışıyoruz. Bütün bu eğitim çalışmalarına en büyük desteği MHK Başkanı Metin Şahin ve Atama Sorumlusu Kemal Aydın veriyor. Mümkün olan her toplantıya, her seminere ve turnuvaya kendileri de gelerek orada adayları çok yakında takip ediyorlar
Beko Ligi’nde oynanan tüm maçların CD’leri benim tarafımdan, ayrıca büyük bir kısmı da MHK üyeleri tarafından izleniyor. Bayanlar ligi ve İkinci Lig müsabakalarının da % 80’i yine canlı veya CD’leri ile eğitim departmanı ve MHK üyeleri tarafından izlendi. Eğitim zor bir iş elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Sorunuzun başında “Eğitimin başında olmanın zorlukları var mı” diye sormuştunuz, ben şu an Eğitim Departmanı sorumlusu olarak yaşadığım en büyük zorluk; aileme ve kendi işime yeteri kadar zaman ayıramam, bunun yanında her gün gelen sayısız telefon.
Benim her işte kendi adıma bir felsefem var, ya en iyisini yapacaksın ya da hiç yapmayacaksın. Ben de elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum.
Şunu da söylemek isterim, C klasmanı aday seçimlerinde veya diğer konularda bir karar verirken kimseye haksızlık olmasın diye, bir kişi için iki gün düşündüğüm oluyor, bir de benim ana felsefem kimseye TORPİL yok. Muhakkak eğitim kurulu ve ben de hatalar yapıyoruzdur. İnsanın olduğu yerde hatanın olmamasına imkan yok, eğer bu hataları minumumda yapıyorsak başarılıyız demektir.
Ayrıca ben bu işi her hangi bir ücret almadan yapıyorum. Ben basketboldan manevi olarak çok şey kazandım. Bunu da bir vefa ödeme gibi görüyorum. Bunu MHK üyelerini de söyledim ve onlara yardımcı olacağım konusunda söz verdim ve bu sözü tutuyorum. Ne zaman Başkan bana tamam derse o zaman bırakacağım.
İyi bir hakemde olması gereken özellikler nelerdir?
Birinci şart ADAM olmak. Gerisi kabiliyetle ilgili şeyler.
Ne kadar daha hakemlik yapmayı planlıyorsunuz?
Buna şöyle cevap vermek istiyorum, hakemlik beni bırakmadan ben hakemliği bırakacağım.
Hakemlikten sonra ne yapacaksınız?
Kendi işlerimi yapmaya devam edeceğim. Basketbolla ilgili ne yapacaksın derseniz buna şunu yaparım diyemem, zaman ne gösterir bilinmez.
Avrupa'da yoğun bir şekilde maç yöneten biri olarak, Türk hakemliği ile Avrupa’nın farkları nelerdir? Bizim ve onların iyi olduğu konular hakkındaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?
Bu sorunun cevabı çok zor. Aramızdaki temel fark Avrupalı insanlarla bizim aramızdaki fark ne ise o. Belki sahada ki düdükler konusunda çok bir fark yok. Ama sosyal hayat olarak, düşünce olarak çok farklıyız. Biz Türk hakemler hep bir üst düzey Avrupa maçı seyrederken sahadaki hakemleri izlerken şöyle düşünürüz; bu adamlar orada nasıl maç yönetiyor, bunlar hakem mi? deriz. Avrupalı hakemler ise ben de orada maç yönetmeliyim, benim eksik yönüm ne diye düşünür?
Fark bu.
Türkiye’de “şu çocuk ilerde FIBA hakemi olur” dediğiniz hakem (B-C klasmanı veya il) var mı? İsim istemiyoruz...
Ben son iki sezondur illerdeki hakemlere kadar hakemleri çok iyi tanığımı düşünüyorum. Belki şu anda C klasmanında olan veya illerde gördüklerimin içinde en az 15 tane isim sayabilirim. İsim istemediğiniz için saymıyorum.
Bir anınızı bizimle paylaşır mısınız?
Sahadaki hakemlikle ilgili değil de... Uleb’e geçiş döneminde olan bir şeyi anlatayım. Ben Uleb semineri için 30 Eylül’de İtalya’ya gidecektim. Türkiye’de herhangi bir aksilik olmasın diye sevdiğimiz bir MHK üyesini aradım ne yapmalıyım dedim. O da bana hakemliğe bir sene ara veriyorum diye dilekçe yaz, bir sene Türkiye’de hakemlik yapmazsın bir sene sonra da tekrar bu ilişkiler düzelir, dedi. Ben de dilekçe yazıp yolladım ve İtalya’ya gittim. 1 Ekim sabahı İtalya’da bir haber geldi; MHK hakem lisansını iptal etme kararı aldı dediler. Dönünce bana dilekçe yaz diyen MHK üyesi abimizi aradım. Ne oldu? Siz bana böyle söylemediniz mi, dedim. O da ne yapayım MHK toplantısında böyle bir karar çıktı, bir tek ben karşı oy kullandım diğerlerinin oylarıyla lisans iptali kararı çıktı, dedi. Sonraki günlerde o zamanki diğer MHK üyeleriyle de karşılatığımızda aynı soruyu onlara da sordum onların da çoğu ne yapabilirdik bir tek ben karşı oy kullandım diğerlerinin oylarıyla lisans iptali kararı çıktı, dedi.
Aradan sekiz sene geçti, ben hala o bir oyu kimin verdiğini anlayamadım?
|