
23.04.2008
Bu haftaki konuğumuz Türkiye'nin en iyi takımlarında basketbol oynamış, şu anda da Fenerbahçe Ülker'in asistan koçu olan ve Fenerbahçe'nin genç takım antrenörlüğü görevini sürdüren Serdar Apaydın.
Kendinizden bahseder misiniz?
Basketbol hayatım 18 yaşında İzmir’de başladı. Daha sonra Çukurova, Ted Koleji, Galatasaray, Ülker ve Fenerbahçe'de basketbol hayatımı sonlandırdım. İki sene aileme vakit ayırdıktan sonra tekrar basketbolun içerisine geri döndüm. 1988'de bir yıl Milli Takımlar'da menajerlik yaptım, Avrupa üçünsüsü olan kadroda. Daha sonra Doğan Hakyemez'in de isteğiyle antrenörlük yapmak istedim. Antrenörlüğü seçtiğim için eski oynadığım kulüplerden Ülker'de başladım. Birleşme olunca da geçen sene Fenerbahçe'ye geldik. Alt yapılarda pilot takım olan Alpella'da Alaattin Abi'nin A takımda asistanlığını yaptım. Daha sonra genç takımın antrenörlüğünü yaptım. Geçen sene çok keyifli geçti, çok ciddi oyuncularımız vardı 1. ligde oynayan, Can, Özcan, Volkan, Birkan, Teoman. Onlarla geçen sene şampiyon olduk. Bu sene de taraftarı olduğum takım, Fenerbahçe'nin antrenörlüğüne getirildim. Şu anda genç takım antrenörlüğü yapıyorum, aynı zamanda A takımında da Tanjeviç'in asistanlığını yapıyorum.
Neden erkek takım antrenörlüğünü tercih ettiniz?
Kendim basketbolcu olduğum için bayan basketboluna yakın değilim. Çok fazla seyretmişliğim de yok açıkçası, o yüzden.
Erkek ve bayan takımlar arasında fark var mı?
Tabi. Mesela kızım var benim. Bu yüzden, voleybolun kızlar için daha keyifli ve daha güzel olduğunu, erkekler için de basketbolun voleybola göre daha iyi olduğunu düşünüyorum. Aklımdan hiç bir zaman ‘kız takım antrenörlüğü yapayım’ diye geçmedi. Zaten yapmam da… Bayanlarla uğraşmak zordur!
A takımında da yer aldığınızı biliyoruz. Dolayısıyla A klasman hakemleri de biliyor görüyorsunuz. Artıları eksileriyle alt yapıda maç yöneten hakemler için neler söylemek istersiniz?
Alt yapıda benim dikkat ettiğim; bir tane tecrübeli hakemin yanına bir tane tecrübesiz yani yeni yetişen hakem arkadaşı veriyorlar. Tabiki burada en büyük problem iletişim. Benim yaklaşık 18 yıllık bir basketbol kariyerim var. Yaşadığım bir ton olay var. Bunların yanında tecrübesiz hakemlerle, ara sıra itiraz ettiğimiz zaman, en büyük problem diyalog oluyor. Çünkü yaşım 42, gördüğümüz bazı şeyler var hayatta -ki üst seviyelerde oynadım devamlı- onlarla bazen problem yaşıyoruz. Ama tabi orada da hemen tecrübeli olan baş hakem araya girip ne olduğunu anlatıyor. Bu önemli bir şey bizim tecrübesiz hakemler için. Yani yeni başlayan bir hakemin de nasıl basketbola yeni başlayan bir çocuğun herşeyi bilmediği gibi onun da bunu kabullenirse eğer daha başarılı olacağına inanıyorum. Tecrübesiz hakemlerle yaşadığımız şeyler bunlar genellikle.
Şöyle diyebilir miyiz, sizin üst seviyede basketbol oynamanız ve yeni başlayan veya süreçlerinin başında olan arkadaşlar ımızın sizi tanımamaları ya da basketbolda hakemliğe başlamadan önce ilgilenmemiş olmaları aranızdaki iletişim kopukluğunun nedeni olabilir mi?
Aslında çok güzel söylediniz. Bence basketbol oynamış insanların, alt yapı bile oynamış olması, hakemlik yapması için bir avantaj olacağını düşünüyorum. Hiç basketbol topunu eline almamış sadece seyirci olmuş, ‘ben hakemlik yapmak istiyorum’ dediği zaman, burada tık diye iyi maçlarda maç yönetebilmeleri çok zor. Özellikle alt yapılarda A takım seviyelerine göre işler daha zordur çünkü. Oyunculukta artık üst seviye basketbol oynayamayacak kişilerin, en azından alt yapıda oynamış olanların hakemliğe yönelmesi, onları daha başarılı yapacağını düşünüyorum. Sokaktan gelip ben hakem olacağım deyip hakem olanın bu işte başarılı olabileceğini düşünmüyorum.
Peki bu durumda gördüğünüz hakemler var mı, bahsettiğiniz özelliklere sahip?
Alt yapılarda benim dördüncü senem antrenörlükte. Minik, yıldız, genç takımda
yaptım. Böyle hakemlerle çok karşılaşıyorum açıkçası. İsimlerini bilmiyorum, çok şık da olacağını düşünmüyorum. Buna dikkat etseler daha başarılı olacaklarını düşünüyorum. Benim amacım asla onlara basketbolu öğretmek değil, benim söylediğim şeyin doğru olması da gerekmiyor. Antrenörler de bazı şeyler yanlış gittiğinde hakeme şunun şöyle olduğunu şunun kaçırıldığını düşündüğünü söylediğinde hakemlerin de antrenöre biraz daha dikkat etmeleri gerekiyor. Ama tabi orada tecrübeli baş hakem olduğunda işimiz aslında kolay. Ama tecrübesiz bir hakemle bazı zamanlar arka arkaya düdük çalma meraklarından dolayı çok kötü… Sadece aleyhimize değil lehimize de kötü düdükler çaldıkları oluyor.
A takımında da asistan olarak yer alıyorsunuz Tanjeviç'in yanında. A takımda maçlara çıktığınızda A klasman hakemler yönetiyor, alt yapıda yer aldığınızda da bazı A klasman hakemler maçlarınıza çıkıyor. Bunu doğru buluyor musunuz?
Bence çok doğru. Sadece A takım maçı yöneterek tecrübe kazanılmıyor. Yani haftada bir tane maç yönetip hiç kimsenin başarılı olacağını düşünmüyorum. Aynı şekilde takımlar için de geçerli. Bir maç yapıp öteki hafta maç yaptığında oyuncular yetişmiyorlar. Alt yapılarda bence özellikle İstanbul liginde de çok takım var, iyi kadrolu alt yapı takımları var. Bu maçlarda görev alıp düdük çalarak formlarını koruyacağını düşünüyorum. Sonuçta biz de çok iyi takımız ama son zaman çok başarılı olmayacağını düşündüğümüz takımlarla bile hazırlık maçı yapıp oyuncularımızı maç trafiği içinde tutmaya çalışıyoruz. Hakemler için de aynı şeyin geçerli olduğunu düşünüyorum.
Mesela Pertevniyal maçında Mehmet Keseratar maçımızı yönetti. Çok güzel geçti maç. Çünkü tecrübeli bir hakem var, benim yıllardır tanıdığım bir insane. Ona itiraz etme gereği duymuyorum. Tecrübeli hakem için de o maçlarda düdük çalmak daha kolay. Ama tecrübesiz bir hakem orada düdük çaldığı zaman, ona itiraz seviyemiz de fazlalaşıyor. Çünkü hatalı düdükler çalınması biraz çoğalıyor.
Şöyle diyebilir miyiz, bir A klasman alt yapıda maç yönettiği zaman o insanı tanımış olmanız o insanın nasıl maç yöneteceğini bilmiş olmanız durumunda çaldığı düdüklerden ziyade o insana karşı dialoğunuzdan dolayı daha güvenilir
Saygı duyuyorsun kesinlikle. Maça daha hakim oluyor. Her çaldığı yüz düdüğün yüzü de doğru olacak diye bir şey yok zaten. Ama en azından biliyorsunuz ki pozisyon olarak doğru olabileceğini gördüğü, bizim bile gözden kaçırdığımız bir şeyi onun görmüş olduğunu düşünerek çok itiraz etme gereği duymuyoruz. Ama tecrübesiz hakemler karşısında çok kötü maçlar bile olsak, farklı önde bile olsak ben ister istemez dile getiriyorum. Oyunculuğumda da hakemlere itiraz ediyordum, değişen bir şey yok yani.
Dikkatinizi çeken genç hakemler var mı?
Var. İki üç tane gördüğüm var ama isim… (YOK)
A klasman hakemlerin hepsi bizim maçımıza çıkabilir diyebiliyor musunuz?
Ben baş antrenör olsam hiç birinden rahatsız olmam ve her hangi bir maçtan sonra hiç biri hakkında yorum yapmam.
Gündemi meşgul eden Aydın Örs Tanjeviç değişikliği, siz bunu nasıl değerlendiriyor sunuz?
Tamamıyla yönetimle alakalı bir şey bu. Herkesin başına gelebilecek bir şey, doğru mudur yanlış mıdır.... Onu sonuçta büyük kulüpleri yöneten başkanımız başta olmak üzere karar veriyorlar. O yüzden o konuda benim çok fazla yorum yapmam doğru değil. Oyunculuğumuzda biz de yaşadık. Benim kontratım varken beni de istemedikleri zaman oldu. Bu tip şeyler her zaman sporun içinde insanın başına her zaman gelebilecek şeyler. Benim çok fazla yadırgadığım bir şey değil bu.
Biz biraz duygusal mıyız bu konlarda acaba?
Ben çok fazla duygusal değilim açıkçası. Yani oyunculuğumda da çok duygusal değildim. Maç bittikten sonra o maç benim için bitmiştir tamamıyla, yeni maç önemlidir. Antrenörlük hayatımda da bu böyle.
Tanjeviç'in genç oyunculara bakışı nasıl?
Ciddi olarak genç oyunculara karşı çok yakın. Tecrübeli oyunculara karşı da çok yakın ama tecrübeli oyuncuların, basketbolun ilerlemesi konusunda, gençlere yardım etmesi taraftarı bir antrenör. Sonuçta basketbol kariyerine baktığınızda müthiş bir basketbol kariyeri var arkasında. Benim en büyük avantajım onun bu tecrübesinden yararlanıp kendi inandığım şeyleri ondan alıp ona göre kendimi yönlendirmek.
|