
07.05.2008
Herkes onu Samsunspor Kulübü başkanı olarak tanır. Ancak özel hayatında spora çok önem veren bir işadamı. Kendisine göre ilerleyen yaşına rağmen hala basketbol oynamaktan büyük keyif aldığını söyleyen Uyanık, basketbol hakemlerinden oldukça memnun...
Kendinizden bahseder misiniz?
Sportif kimliğim olarak 5 yaşından beri futbol, 12 yaşından beri basketbol oynayan, genelde futbol yöneticiliği yapıp, özel hayatında basketbola daha çok önem veren biriyim. Samsunspor başkanı olarak tanındım kamuoyunda. İstanbul Erkek Lisesi’nde basketbola başladım, spor yöneticiliği yaptım. Uzun yıllar hem basketbolda hem futbolda İstanbulspor ve Samsunspor kulüplerinde başkan ve yönetici olarak görev aldım. Aktif olarak spor yapmaktan oldukça hoşlanan, özel hayatında sporu çok önemli bir yere koyan yaşam stilim var. Burada da (Business League) ortalamanın üzerindeki yaşımıza rağmen her hafta keyifle gelip bu süreci sürdürüyoruz. Bunun yanı sıra haftada iki idman yapıyoruz takım olarak.
Business League’nin Uno’ya katkısı nedir? Beklentiniz var mı bu ligden?
Açıkçası ticari anlamda bir reklam katkısı düşüncesiyle bu işe girmedik. Yönetim Kurulu Başkanımız Hasip (Gençer), ben İstanbul Erkek Lisesi’nde 12 yaşından beri birlikte basketbol oynayan insanlarız. İstanbulspor da dahil olmak üzere. O duyguyla başlamıştık. Ama daha sonra olayın bu şekilde güzelleşmesiyle biz de olayı daha ciddiye alıyoruz. İşe alımlarda kişilerin sportif yönüne de bakmaya başladık. Bizim başlattığımız bu süreç, diğer takımlarda da yapılıyor fazlasıyla. Basketbol açısından federasyonun bu sene olaya nasıl baktığını anlıyoruz. Kendi takımıyla katılması, ok ciddi şekilde hakemlerle temsil edilmesi açısından Business League parlayan bir yıldız gibi görünüyor.
Neden Samsunspor Kulübü başkanlığı?
Samsun’da doğdum, 3 aylıkken İstanbul’a geldim. Samsunlu’yum, Samsunsporlu’yum. Hayatta İstanbulspor ve Samsunspor dışında hiçbir takımı tutmadım. Özellikle büyük takım taraftarı olmadım. Dolayısıyla Türkiye basketbol liginde bu sene kulüplere eşit şartlar verilmeye başlandığı zaman, ligin nasıl keyifli nasıl rekabetli olduğunu, izlenme oranının nasıl arttığını görüyoruz. Basketbol bunu kısmen halletmeye başladı. Futbol da halletmeye başladığı zaman Türk futbolu daha da ileriye gidecek. Takımlar arasındaki güç farkı kapanırsa ortaya daha keyifli, daha seyre değer bir organizasyon çıkacaktır. Albenisi ve alıcısı daha fazla olacaktır. Basketbolu bu sene yaşıyoruz ve keyifli bir lig seyrediyoruz.
Yanlış hatırlamıyorsak Samsunpor basketbol takımı mali yetersizliklerden dolayı 1. lige çıkmayı hakettiği halde lige katılmadı. Siz destek olayı düşünmediniz mi?
Yanlış hatırlamıyorsunuz, biraz eksik hatırlıyorsunuz. Samsunspor Kulübü olarak biz, o sene 1. lige çıktık. Fakat o sıra ben kulüp başkanlığını bırakınca yeni gelen yönetim basketbol işini beceremeyeceğini düşünerek şubeyi kapattı. Benim zamanımda 1. lige çıktık ve basketbol bütçesi, 1-1.5 milyon dolar, spor kulübü olan bir takım için hiçbir şey ifade etmez, çok önemli rakamlar değildir. Parasızlıktan değil, benden sonra gelen yönetimin yabancılığı ve ilgisizliği nedeniyle basketbol liginden çekildi. Beykoz bizim yerimize lige katıldı.
Medyada ‘Samsunspor sponsor arıyor’ şeklinde yansıdığı için biz de bu şekilde biliyorduk...
Maalesef, endüstriyel futbol ve endüstriyel basketbola dönüşmüş bir ortamda kulüpler amatör yöneticilerce yönetilince ve yöneticilerde süreklilik olmayınca olay böyle olabiliyor.
Hakemlerle ilişkileriniz nasıl?
Futbol hakemleriyle aram şu şekilde olmuştur hep; onları bir hakim, bir savcı gibi, mesafeli durulması gereken ama saygı gösterilmesi gereken insanlar olarak görüp, onlardan çok şeyler beklemişizdir. Çünkü adalet dağıttıkları için. Hiçbir özel ilişkimiz olmamıştır, hiçbir perde arkası masa altı ilişkimiz olmamıştır. Hep mesafeli, hep saygılı sevgili davranmaya çalışmışızdır. Ama futboldaki bozuk düzenden nasibini en fazla alan kesimlerden birisi maalesef hakem camiası oldu son dönemde. Özellikle ahbap-çavuş ilişkileriyle yönetilen Haluk Ulusoy döneminin uzun sürecinde, hakemlik camiasının itibarına ve duruşuna çok ciddi halel geldiğini düşünüyorum. Özellikle Bülent Yavuz döneminde birilerinin güdümlü kuruluşu haline geldi. Hakemler Futbol Federasyonu Başkanı’nı, 23 Nisan çocukları gibi havaalanı etrafında dizilip esas duruşta beklemesiyle başlayan, ahbap-çavuş ilişkisiyle kademe atlatılan ve maç verilen, özel talimatlarla hareket eden bir camia haline geldi. Yeni kuşakta inanıyorum ki, dürüst, düzgün, kişilik sahibi, kimseye eyvallah’ı olmayan, minnet etmeyen, insani değerleri açısından doğru bildiğini çalmaya kendini mecbur hisseden çok genç hakemlerimiz var.
Peki basketbol hakemleri...
Basketbol hakemleri başka... Salon sporlarının mantalitesi ve mantığı her zaman farklı olmuştur. Futbolu aşağılamak açısından söylemiyorum ama oyuncusu açısından, hakemi açısından farklı bir kulvarın, farklı bir mantalitenin insanları. Futbol hakemleri için düşündüklerimi basketbol hakemleri için hiç düşünmedim açıkçası. 
İyi bir hakem nasıl olmalı sizce?
Ben bu soruya bir yönetici gözüyle cevap verebilirim ancak. Hakem olmadığım için, bir yöneticinin iyi bir hakemden ne gibi bir beklentisi olabilir şeklinde algılayabilirim bu soruyu. Büyük takım, küçük takım ayrımı yapmadan, ortaya çalıp, maç içinde düdüğü niçin çaldığını anlatabilmeli. Mesela Sabahattin (Merdan) hocamız var. Ben İstanbulspor yıldız takımda oynarken bizim maçlarımızı yönetirdi. Çaldığı düdükten sonra da, eğer yaptığımız hareketi anlamamışsak, bize izah ederdi 2 saniye içinde. O, bizim bütün itaraz, isyan duygumuzu alırdı. Burada, Business League’de de belirli bir yaş üstü insanların maçını yönettiğini bilen, çağdaş hakemler tarafından yönetildiği için çok keyifli geçiyor. Hiç bir sorun yok. Bazen biz kendimizi gerçek sporcu gibi zannedip, sinirle bazı laflar ağzımızdan kaçabiliyor. Sonra mahçup oluyoruz ama burada sorun yok. Ligde hakemin çok önemli bir faktör olduğunu hepimiz biliyoruz. Baskı altında kalmadan ortaya çalabilsinler. Çünkü sessiz bir çoğunluk var; federasyona karışmayan, federasyonda yönetime girmeyen, gazete köşelerinde yazmayan ama ciddi şekilde sporu izleyen sessiz çoğunluğun vicdanında geçer not almak hakem için, spor adamı için en önemlisi. Belki hakemlerin kulağına bu eleştiriler gelemiyor ama sessiz çoğunluğun vicdanına hitap ederek onlardan geçer not almak çok önemli bir duygu. Bütün spor adamlarının, özellikle hakemlerin bunu unutmamalarını diliyorum.
Haftada iki idman yapıyorsunuz. Bunun dışında kişisel olarak spor yapıyor musunuz?
48 yaşındayım. Haftada 2-3 kere fitness yapıyorum. Basketbol idmanı da yapıyoruz, sabah işe de gidiyoruz ama içimizdeki çocuğu henüz öldürmedik. Ama vüvut, o çocuk yaşında, o enerjide değil. O yüzden bazen lastik patlıyor. Geçen sene ön çarpraz bağlarımdan ameliyat oldum. Sık sık adale sakatlıkları oluyor. Ama burada kendimi çok mutlu hissediyorum. Dönem dönem İstanbulspor’da idarecilik yaptığım zamanlarda, kadroya almış olduğum eski bazı oyuncularla karşı karşıya oynuyorum. ERA’dan Mete’yle, Mehmet Ali Talabar’la karşı karşıya geldik. Kendimle de gurur duyuyorum o zaman. Kendi transfer ettiğim oyuncularla karşılıklı oynamak bana müthiş keyif veriyor.
Bir anınızı bizimle paylaşır mısınız?
Benim genelde futbol hakemleriyle ilgili anılarım vardır. Pek tatlı anılar değildir genelde. Kara mizah bir anı olacak ama... Vanspor’un küme düşmemeye oynadığı bir sene. Sondan iki evvelki maç, Samsunspor’un Van deplasmanı. O maçta bütün baskılara rağmen, o zamanki futbol anlayışımızla çıkıp oynadık ve maç 2-2. Dakika 95. Van eğer o maçı kazanamazsa küme düşüyordu. Maç bir türlü bitmiyordu. 96. dakikada çok komik bir frikik. Atış sırasında rakip oyuncu, bizim kaleciyi çizginin üstünde kucakladı. Atış yapıldı, top yavaş yavaş kaleye giriyor. Bizim kaleci hamle yapamıyor. Gol oldu, hakem maçı bitirdi. Maçtan sonra hakemle aynı uçakta dönüyoruz. ‘O maçı bir şekilde berabere bitirseydik, o sahadan hiç birimiz çıkamayacaktık. Siz de biliyorsunuz, biz de biliyoruz’ dedi. Vahap Beyaz’ın son maçıydı zaten. O maçtan sonra emekli olmuştu. Hakemlerle ilgili duygularım bunlar. Futbolda böyle yürüyor işler.
Ancak basketbol öyle değil. Burada bizim için çok önemli, sizler için çok hafif gelen şu organizasyondaki ciddiyetiniz bile, bu işin göstergesi. Emeği olan tüm hakem arkadaşlara teşekkür ederim.
|