Üye olmak istiyorum Şifremi Unuttum  Kullanıcı Adı: Şifre:
11 Eylül 2010 , Cumartesi05:46 Günün İpucu: Yeni Sezonda Başarılar Dileriz

İsmail Uyanık: Sessiz çoğunluğun vicdanı olun

07.05.2008

Herkes onu Samsunspor Kulübü başkanı olarak tanır. Ancak özel hayatında spora çok önem veren bir işadamı. Kendisine göre ilerleyen yaşına rağmen hala basketbol oynamaktan büyük keyif aldığını söyleyen Uyanık, basketbol hakemlerinden oldukça memnun...


Kendinizden bahseder misiniz?

Sportif kimliğim olarak 5 yaşından beri futbol, 12 yaşından beri basketbol oynayan, genelde futbol yöneticiliği yapıp, özel hayatında basketbola daha çok önem veren biriyim. Samsunspor başkanı olarak tanındım kamuoyunda. İstanbul Erkek Lisesi’nde basketbola başladım, spor yöneticiliği yaptım. Uzun yıllar hem basketbolda hem futbolda İstanbulspor ve Samsunspor kulüplerinde başkan ve yönetici olarak görev aldım. Aktif olarak spor yapmaktan oldukça hoşlanan, özel hayatında sporu çok önemli bir yere koyan yaşam stilim var. Burada da (Business League) ortalamanın üzerindeki yaşımıza rağmen her hafta keyifle gelip bu süreci sürdürüyoruz. Bunun yanı sıra haftada iki idman yapıyoruz takım olarak.

 

Business League’nin Uno’ya katkısı nedir? Beklentiniz var mı bu ligden?

Açıkçası ticari anlamda bir reklam katkısı düşüncesiyle bu işe girmedik. Yönetim Kurulu Başkanımız Hasip (Gençer), ben İstanbul Erkek Lisesi’nde 12 yaşından beri birlikte basketbol oynayan insanlarız. İstanbulspor da dahil olmak üzere. O duyguyla başlamıştık. Ama daha sonra olayın bu şekilde güzelleşmesiyle biz de olayı daha ciddiye alıyoruz. İşe alımlarda kişilerin sportif yönüne de bakmaya başladık. Bizim başlattığımız bu süreç, diğer takımlarda da yapılıyor fazlasıyla. Basketbol açısından federasyonun bu sene olaya nasıl baktığını anlıyoruz. Kendi takımıyla katılması, ok ciddi şekilde hakemlerle temsil edilmesi açısından Business League parlayan bir yıldız gibi görünüyor.

 

Neden Samsunspor Kulübü başkanlığı?

Samsun’da doğdum, 3 aylıkken İstanbul’a geldim. Samsunlu’yum, Samsunsporlu’yum. Hayatta İstanbulspor ve Samsunspor dışında hiçbir takımı tutmadım. Özellikle büyük takım taraftarı olmadım. Dolayısıyla Türkiye basketbol liginde bu sene kulüplere eşit şartlar verilmeye başlandığı zaman, ligin nasıl keyifli nasıl rekabetli olduğunu, izlenme oranının nasıl arttığını görüyoruz. Basketbol bunu kısmen halletmeye başladı. Futbol da halletmeye başladığı zaman Türk futbolu daha da ileriye gidecek. Takımlar arasındaki güç farkı kapanırsa ortaya daha keyifli, daha seyre değer bir organizasyon çıkacaktır. Albenisi ve alıcısı daha fazla olacaktır. Basketbolu bu sene yaşıyoruz ve keyifli bir lig seyrediyoruz.

 

Yanlış hatırlamıyorsak Samsunpor basketbol takımı mali yetersizliklerden dolayı 1. lige çıkmayı hakettiği halde lige katılmadı. Siz destek olayı düşünmediniz mi?

Yanlış hatırlamıyorsunuz, biraz eksik hatırlıyorsunuz. Samsunspor Kulübü olarak biz, o sene 1. lige çıktık. Fakat o sıra ben kulüp başkanlığını bırakınca yeni gelen yönetim basketbol işini beceremeyeceğini düşünerek şubeyi kapattı. Benim zamanımda 1. lige çıktık ve basketbol bütçesi, 1-1.5 milyon dolar, spor kulübü olan bir takım için hiçbir şey ifade etmez, çok önemli rakamlar değildir. Parasızlıktan değil, benden sonra gelen yönetimin yabancılığı ve ilgisizliği nedeniyle basketbol liginden çekildi. Beykoz bizim yerimize lige katıldı.

 

Medyada ‘Samsunspor sponsor arıyor’ şeklinde yansıdığı için biz de bu şekilde biliyorduk...

Maalesef, endüstriyel futbol ve endüstriyel basketbola dönüşmüş bir ortamda kulüpler amatör yöneticilerce yönetilince ve yöneticilerde süreklilik olmayınca olay böyle olabiliyor.

 

Hakemlerle ilişkileriniz nasıl?

Futbol hakemleriyle aram şu şekilde olmuştur hep; onları bir hakim, bir savcı gibi, mesafeli durulması gereken ama saygı gösterilmesi gereken insanlar olarak görüp, onlardan çok şeyler beklemişizdir. Çünkü adalet dağıttıkları için. Hiçbir özel ilişkimiz olmamıştır, hiçbir perde arkası masa altı ilişkimiz olmamıştır. Hep mesafeli, hep saygılı sevgili davranmaya çalışmışızdır. Ama futboldaki bozuk düzenden nasibini en fazla alan kesimlerden birisi maalesef hakem camiası oldu son dönemde. Özellikle ahbap-çavuş ilişkileriyle yönetilen Haluk Ulusoy döneminin uzun sürecinde, hakemlik camiasının itibarına ve duruşuna çok ciddi halel geldiğini düşünüyorum. Özellikle Bülent Yavuz döneminde birilerinin güdümlü kuruluşu haline geldi. Hakemler Futbol Federasyonu Başkanı’nı, 23 Nisan çocukları gibi havaalanı etrafında dizilip esas duruşta beklemesiyle başlayan, ahbap-çavuş ilişkisiyle kademe atlatılan ve maç verilen, özel talimatlarla hareket eden bir camia haline geldi. Yeni kuşakta inanıyorum ki, dürüst, düzgün, kişilik sahibi, kimseye eyvallah’ı olmayan, minnet etmeyen, insani değerleri açısından doğru bildiğini çalmaya kendini mecbur hisseden çok genç hakemlerimiz var.

 

Peki basketbol hakemleri...

Basketbol hakemleri başka... Salon sporlarının mantalitesi ve mantığı her zaman farklı olmuştur. Futbolu aşağılamak açısından söylemiyorum ama oyuncusu açısından, hakemi açısından farklı bir kulvarın, farklı bir mantalitenin insanları. Futbol hakemleri için düşündüklerimi basketbol hakemleri için hiç düşünmedim açıkçası.

 

İyi bir hakem nasıl olmalı sizce?

Ben bu soruya bir yönetici gözüyle cevap verebilirim ancak. Hakem olmadığım için, bir yöneticinin iyi bir hakemden ne gibi bir beklentisi olabilir şeklinde algılayabilirim bu soruyu. Büyük takım, küçük takım ayrımı yapmadan, ortaya çalıp, maç içinde düdüğü niçin çaldığını anlatabilmeli. Mesela Sabahattin (Merdan) hocamız var. Ben İstanbulspor yıldız takımda oynarken bizim maçlarımızı yönetirdi. Çaldığı düdükten sonra da, eğer yaptığımız hareketi anlamamışsak, bize izah ederdi 2 saniye içinde. O, bizim bütün itaraz, isyan duygumuzu alırdı. Burada, Business League’de de belirli bir yaş üstü insanların maçını yönettiğini bilen, çağdaş hakemler tarafından yönetildiği için çok keyifli geçiyor. Hiç bir sorun yok. Bazen biz kendimizi gerçek sporcu gibi zannedip, sinirle bazı laflar ağzımızdan kaçabiliyor. Sonra mahçup oluyoruz ama burada sorun yok. Ligde hakemin çok önemli bir faktör olduğunu hepimiz biliyoruz. Baskı altında kalmadan ortaya çalabilsinler. Çünkü sessiz bir çoğunluk var; federasyona karışmayan, federasyonda yönetime girmeyen, gazete köşelerinde yazmayan ama ciddi şekilde sporu izleyen sessiz çoğunluğun vicdanında geçer not almak hakem için, spor adamı için en önemlisi. Belki hakemlerin kulağına bu eleştiriler gelemiyor ama sessiz çoğunluğun vicdanına hitap ederek onlardan geçer not almak çok önemli bir duygu. Bütün spor adamlarının, özellikle hakemlerin bunu unutmamalarını diliyorum.

 

Haftada iki idman yapıyorsunuz. Bunun dışında kişisel olarak spor yapıyor musunuz?

48 yaşındayım. Haftada 2-3 kere fitness yapıyorum. Basketbol idmanı da yapıyoruz, sabah işe de gidiyoruz ama içimizdeki çocuğu henüz öldürmedik. Ama vüvut, o çocuk yaşında, o enerjide değil. O yüzden bazen lastik patlıyor. Geçen sene ön çarpraz bağlarımdan ameliyat oldum. Sık sık adale sakatlıkları oluyor. Ama burada kendimi çok mutlu hissediyorum. Dönem dönem İstanbulspor’da idarecilik yaptığım zamanlarda, kadroya almış olduğum eski bazı oyuncularla karşı karşıya oynuyorum. ERA’dan Mete’yle, Mehmet Ali Talabar’la karşı karşıya geldik. Kendimle de gurur duyuyorum o zaman. Kendi transfer ettiğim oyuncularla karşılıklı oynamak bana müthiş keyif veriyor.

 

Bir anınızı bizimle paylaşır mısınız?

Benim genelde futbol hakemleriyle ilgili anılarım vardır. Pek tatlı anılar değildir genelde. Kara mizah bir anı olacak ama... Vanspor’un küme düşmemeye oynadığı bir sene. Sondan iki evvelki maç, Samsunspor’un Van deplasmanı. O maçta bütün baskılara rağmen, o zamanki futbol anlayışımızla çıkıp oynadık ve maç 2-2. Dakika 95. Van eğer o maçı kazanamazsa küme düşüyordu. Maç bir türlü bitmiyordu. 96. dakikada çok komik bir frikik. Atış sırasında rakip oyuncu, bizim kaleciyi çizginin üstünde kucakladı. Atış yapıldı, top yavaş yavaş kaleye giriyor. Bizim kaleci hamle yapamıyor. Gol oldu, hakem maçı bitirdi. Maçtan sonra hakemle aynı uçakta dönüyoruz. ‘O maçı bir şekilde berabere bitirseydik, o sahadan hiç birimiz çıkamayacaktık. Siz de biliyorsunuz, biz de biliyoruz’ dedi. Vahap Beyaz’ın son maçıydı zaten. O maçtan sonra emekli olmuştu. Hakemlerle ilgili duygularım bunlar. Futbolda böyle yürüyor işler.

 

Ancak basketbol öyle değil. Burada bizim için çok önemli, sizler için çok hafif gelen şu organizasyondaki ciddiyetiniz bile, bu işin göstergesi. Emeği olan tüm hakem arkadaşlara teşekkür ederim.

 

Robert Traylor: Gelirken Korkmuştum

Hurşit Baytok: Diyalog kurabilmek çok önemli!

Barbaros Akkaş:Oyuncunun Saygısını Kazanmalısınız

İbrahim Kutluay: Önce Eğitim

Cavit Altunay Yazdı!

Ufuk Akyüz: En güzel yanı dostluklar

Cavit Altunay: Amerika basketbolu nerede

Korhan Demirkol: Birbirinizi çok iyi denetliyorsunuz

Cihat Levent: Tek eksik anlayış

Emin Moğulkoç: Hakemlik=Tecrübe

Tamer Oyguç: Hakem korunmalı

Ufuk Sarıca: Altyapıda 2 kez cevap vermediniz

Murat Murathanoğlu: Oyuncu da hakemi tanımalı

Gökmen Ertan: Sadece görevinizi yapmanızı bekliyorum

Mehmet Okur: Amerika'da çıta yüksek

Burçin Badem: Hakemler bana travma yaşattı

Murat Biricik: Çok gözlem, yapabildiğinin en iyisini yapmak

Mithat Özciğer: Daha az hatayla nasıl maç yönetirimi düşünmek gerek

Deniz Kıyak: Kendine yatırım geleceğe katkıdır

Yıldırım Öztürk: En önemlisi sahadaki duruşu

Ömer Akan: Hakemle ne kazandım ne de kaybettim

Menderes Gümüşdal: Mutlaka bir idolu olacak

İsmail Uyanık: Sessiz çoğunluğun vicdanı olun

Tamer Acar: Bence de torpil yok!

Serdar Apaydın: Sokaktan gelen adam hakem olamaz

Savaş Gökbayrak: Bazen art niyet arıyorum

Ünal Tanyıldızı: Hakem görmeden de çalabilmeli

Recep Ankaralı: Kimseye torpil yok

Fikret Cigal: Hep bir üstü hedeflemeli

Hüseyin İlteriş Öztürk: İşimi yükselmek için kullanmadım

Aziz Alemdar: Emeğinizi vermeliler

Behçet Serim: Eski disiplin yok

Bora Sancar: Hakem kararlılığını vücut diline yansıtabilmeli

Meriç Tunca: Turgay Demirel'den fazla katkım oldu

Memduh Öget: Hakem olmak yürek ister

Murat Akar: NBA hakemliği kusursuz

Engin Özerhun: Hakem profesyonel olmalı

Galip Atabek: Neden MHK? (2)

Galip Atabek: Eğitime kadro şart (1)

Yavuz Kuruçay: Hakemlik Türkiye'de yapılacak iş değil

Gökhan Keskin: O bünyede kalabiliyorsanız başarılısınız

Hulusi Yenal: Teşekkür beklerdim

Osman Aydın: Saha içinde de saha dışında da adil olmalı

Harun Erdenay: Tüm maç boyunca yüzde yüz konsantrasyon

Erdinç Elmastaş: Hakem de sanatçıdır

Dee Brown: Kritik anda oyunu okuyabilmelisiniz

Bülent Bayraktar: Profesyonel destek şart

Dalmau: Hakemlerle ilgilenmiyorum

Nevriye Yılmaz: En iyi hakem maçtan sonra hatırlanmayandır

Sabahattin Merdan: İstanbul'da birlik ve beraberlik olmalı

Kadir Özçelik: Hakemliğin % 50'sinden fazlasını sosyal yönler oluşturur

Serdar Gürel: Hakemlere hak verdim

Aziz Akkaya: FIBA hakemlerinin düdükleri çok kötü

Zafer Kalaycıoğlu: Federasyon daha fazla gayret etmeli

Önder Bingöl: Güleryüzlü ve vücut dili iyi olan...

Murat Didin: Hakemler yakışıklı ve güzel olsun

Devrim Kıvanç: Hakemlere Mevlana sabrı diliyorum

Cem Çağal: Eski hakemlerden android olan vardı

Kerem Tunçeri: Hakemler diyalog kurmalı

Necip Kapanlı: Adam olmak ve yetenekli olmak

Oktay Mahmudi: Sahada başrol oyuncusu hakem değil

Tolga Şahin: Kendine yatırım şart

Murat Kosova: Hakem otoriter olmalı

Necati Güler: Her tecrübeli hakeme güvenmiyoruz

İsmet Badem: Hakeme yumurta attırdım

Mihriban Oğuz: Menajerlik doğam

Yasemin Horasan: Asık suratımı artık görmeyeceksiniz :))

Charlie: En sevdiğim kurum MHK

Aydın Örs: Hakemlerimiz çok başarılı

Fatih Dalay: Hayırlı olsun

İstanbul Basketbol Hakemleri Derneği 2007 Ziyaretçi Sayısı: 692869