
21.05.2008
Bu haftaki konuğumuz neredeyse basketbol hayatının tamamını Efes Pilsen'de geçiren, altyapı antrenörlerinin tartışmasız 1 numarası Menderes Gümüşdal: "Ne onlar olmazsa biz oluruz, ne de biz olmazsak onlar olur."
Basketbol kariyerinizden bahseder misiniz?
Yaklaşık 27 senedir basketbolun içindeyim. 20 yıldır da antrenör olarak görev yapıyorum. İlk İstanbul Üniversitesi’nde başladım. Ardından Beşiktaş, Beşiktaş’tan sonra antrenörlüğüme Efes Pilsen’de başladım. Ve orada devam ediyorum. Arada 1 yıl Tuborg çalıştırdım, 1 yıl Kıbrıs’a gittim, 1 yıl Kocaelispor’da 2. lide mücadele ettim, 1 yıl da Banvit’e gittim.
Sizi devamlı altyapılarda antrenör olarak gördük. Bunun özel bir nedeni var mı? Kendi tercihiniz mi?
Vallahi ben de istiyorum yukarılara çıkmak ama yeterli görmüyorlar herhalde. (gülmeler) Yok yok.Şöyle izah edeyim; altyapı hakikaten çok önemli, benim de zevk aldığım bir yer. Burada olmaktan mutluyum ama biraz daha ücretlerin artmasını istemiyor değilim.
Altyapıda olmaktan değil ücretten memnun değilsiniz...
Tabii...
Altyapıda bir oyuncu gördünüz ve ‘Kesin 1. lig oyuncusu olur’ dediğiniz oyuncu var mı?
Yaş olarak düşündüğümüzde küçüklerde o cümleyi hiçbir zaman kullanmam. Ama artık genç takım ya da yıldızın son senesine gelmiş oyuncular için kullanırım. Mesela Mirsad için kullanmıştık, Hidayet’e kullanmıştık –zaten ona bütün Türkiye kullandı- Yeni neslin tanıyacağı, Alpella’dan Caner, bizden Orhan, Melih bence yüzde 100 birinci lig aday oyuncularından, Deniz gene aynı şekilde, Görkem... Bunlara söyleyebiliyorsunuz 1. ligde oynar diye. Kendi oyuncunuz olduğu için. Ama 1. ligde şuan inanılmaz bir savunma zaafı var. Altyapıdan da aynı şey geliyor çocuklarda. Dolayısıyla biz altyapıda savunmayı iyi bir şekilde oturtmazsak, hepsinin oradaki geleceği sayılı olabilir. Aynen geri de gelebilirler.
İstanbul’da Efes Pilsen (Pertevniyal) dışında başka bir takımda çalışmayı düşünür müsünüz?
Efes Pilsen benim kendi takımım olmakla birlikte basketbolda tuttuğum takımdır yıllarca. O kadar değerli ki benim için orada çalışmak, çok önemli bir kulüp benim için. Ama oldu ya yollarımız ayrıldı, tabii ki başka kulüpte çalışmak isterim. Yeterki altyapıya yatırım yapsın. Türkiye’de altyapıya en iyi yatırım yapanlardan bir tanesi Banvit. Bir diğeri Telekom.
İstanbul için...
İstanbul içinde de tabii ki olabilir. Bence Darüşşafaka imkanı olup da yatırımı az yapan bir kulüp. İTÜ aynı şekilde. Beşiktaş var, Galatasaray var, keza Fenerbahçe zaten yatırım yapıyor. Sonuç olarak olabilir yani, neden olmasın.
2. ligde Pertevniyal, İTÜ’ye elendi. Harun yaklaşık 40 sayılarda oynadı. Bu durumu nasıl karşılıyorsunuz?
Benim bir lafım var. Ben, benim oyuncumun 2. ligde oynaması taraftarıydım yıllardır. Bizim altyapı oyuncularımız, 2. ligde, eğer Harun’u veya başka bir oyuncuyu tutamıyorlarsa bunları yukarıya çıkarırken düşünmemiz lazım. Harun, Efes Pilsen altyapısından herhangi bir oyuncunun savunmasına karşı 40 atamamalı. Bir tanesi gencecik çocuk, diğeri 40 yaşında. Ama diyorum ya Türkiye’de şu anda muazzam bir savunma zaafiyeti var. Herkes savunmayı unutmuş, herkes koç olmuş. Herkes antrenörlüğü bırakmış, ‘şu koçun seti, bu koçun seti’ diye abuk subuk işler yapıyorlar. Oyuncu arama bitmiş, oyuncu bulunmuyor, gelen oyuncu iyi çalıştırılmıyor. Esas bence olay budur. Bunları aşarsak eğer gene iyi yerlere gideriz diye düşünüyorum.
Tamamen antrenörden mi kaynaklanıyor yani, oyunculardan değil...
Kesinlikle. Ama altyapı antrenörlerinden bahsediyorum.
Basketbol dışında neler yaparsınız?
Sualtını çok severim. Zıpkınla balık avcılığı en önemli tercihlerimden biri. Müzik dinlemeyi ve film seyretmeyi çok severim.
Filmi sinemada mı evde mi seyretmekten hoşlanırsınız? Artık evde sinema keyfi de yaşabildiği için...
Sinemada da, evde de. Çok şükür iyi bir kazancımız oldu. İyi bir sinema sistemi kuarbildik.
Gelelim hakemlere. Hakemlerle aranız nasıldır?
Günden güne değişiyor herkesin olduğu gibi. Bazen inanılmaz oluyor. Bazen maçta garip şeyler söylüyorum, sonra gidiyorum evde seyrediyorum acaba haklı mıyım haksız mıyım diye. Kendimin haksız olduğunu gördüğüm çok fazla sahne oluyor. Ama normalde iyidir hakikaten hakemlerle aram. Maçın stresinden biraz fazla bağırdığımız oluyor herhalde. Bizim bir sürü şeyimizi bayağı görmezliğe geliyorlar. Ama öyle bir yerdeyiz ki, ne onlar olmazsa biz oluruz, ne de biz olmazsak onlar olur. İkimiz birbirimizi bir yerde taşımak zorundayız.
Siz hakem olsaydınız bu kadar görmemezlikten gelir miydiniz?
Gelmem. Mümkün değil. Genç antrenörü gelmem, bir yerde artık arkadaşlık, dostluk da olduğu için onları görmemzliğe geliriz. Ama hakemlerle de aramızda biraz daha iyi bir diyalog gelişse, onlarla konuşup tartışabileceğimiz ortamlar olsa belki bu olaylar hiç olmayacak. Buna ben çok inanıyorum. Bazen öyle düdükler oluyor ki o düdüğün bana göre yüzde yüz yanlış olduğunu düşünüyorum, hakem de bana göre yüzde yüz doğru diyor. Bunları biz oturup karşılıklı tartışamıyoruz. Böyle bir ortamımız hiç yok.
Antrenör seminerlerine hakem, hakem seminerlerine antrenörler mi katılmalı?
Yüzde yüz katılmalı. Ben bunu 20 yıldır söylüyorum. Necip Kapanlı zamanında Mehmet Keseratarlar, Fatih Dalaylar –daha gençtiler o zamanlar- gelip kulüpte anlatırlardı, ders verirlerdi çocuklara. Bunlar o kadar güzel şeylerdi ki. O senelerde hiç atılan antrenör olmazdı. Şimdi bunlar bitti, sanki birileri geldi ve bizi ayırdı. Ben isterim ki, hakemlerin balosu mu var bizi de çağırsınlar, biz de gidelim. Antrenörler bir yerde yemek mi yapıyor, hakem de gelsin. Gelelim bir masaya, karşı karşıya birbirimizin suratına, birbirimizi eleştirelim. Arkadan abuk subuk lafları yapmayalım ama. Maçta hata yapmıyor muyum? Yapıyorum. Ama o da (hakem) yapıyor. O da ben de kabul etmeyi öğrendikten sonra hiç bir sorun kalmayacak aramızda.
KESERATAR’I KIRDIM
Maçlarınıza çıkan hakemlere ‘bu 1. lig hakemi, 2. lig veya altyapıda görev yapan hakem’ gözüyle bakar mısınız?
Yok yok. Ben, en son Mehmet Keseratar’a –yıllardır dostumdur- bir terbiyesizlik yapmışım. Ama yemin ediyorum, farketmedim onun terbiyesizlik olduğunu. Kırıldı bana, çok üzüldüm. Çünkü yıllardır dostum. Şunun için anlattım; sadece genç hakemle alakalı değil olay. Mehmet işte. Yılların en tecrübeli hakemi. O beni bazı şeylerde görmüyordu, ben onu görmüyordum. Ama bana verdiği birazcık tavizi aştım herhalde, onu kırdım. Ben de çok üzüldüm. İnşallah gene arkadaş olacağız onunla.
İyi bir hakemde olması gereken özellikler nelerdir?
Antrenörlükten hiç farkı yok.
1- Takip edecek.
2- Mutlaka bir idolü olacak. İnandığı, güvendiği bir hakem olacak.
3- Maçlarını yüzde 100 izleyecek.
4- Belki bu saçma gelecek ama maçı kafada yaşamayı bilecek. Biri faul yaptı deyince zınk diye hareketleri gösterebilecek.
Parantez içinde şunu da söylüyorum, özellikle de üstüne basa basa vurguluyorum, en büyük yükü en az paraya taşıyan sizsiniz. Bizim bunu Fatih’le (Dalay) çok sık konuştuğumuz dönemler de oldu. Para konusunda, altyapılar da dahil her kulüp hakem bütçesine para vemek zorunda. Vermeyen lige girmeyecek. Bu kadar net ve açık. Ben zengin kulübüm diye söylemiyorum. Bu 100 milyon olacak, 200 milyon olacak ama herkes verecek. 10-15 milyon gibi komik bir paraya İstanbul’da, Bakırköy’den Yakacık’a hakem gelemez kardeşim. O insan da demek ki basketbolu seviyor da geliyor buralara. Onure olmak isterken bir laf çıkıyor, sonra o çocuk bütün konsantrasyonunu kaybediyor. İlk önce sizin imkanlar iyileşirse, belki de o zaman sizle çata çat tartışabilme hakkına sahip oluruz. Ama ne diyeyim şimdi adama, zaten kalkmış işten gelmiş, önemli bir finali yönetiyor, hata yapıyor, e biz de tepki gösteriyoruz. Olaylar farklı yöne gidiyor sonra. Ben şuna inanıyorum ne antrenörler ne hakemler birbirine düşman değildir. Anlıktır kızgınlıklar. O kızgınlıkların soncunda barışabilmek çok önemli. Ben barıştığımı zannediyorum.
İyi bir hakem için antrenörler gibi düşünerek ‘Bir idolü olmalı’ dediniz. Sizin idolünüz kim?
Aydın Örs beni basketbola başlattı. Benim antrenörlük kariyerimin, altyapılardaki en üst noktaya ulaşmasının en büyük sebebidir. Babalık yapmıştır, abilik yapmıştır, antrenörlük yapmıştır, arkadaşlık-dostluk yapmıştır. Aydın Örs benim Türkiye ve dünyadaki tek idolümdür. Üstüne başka hiç bir antrenörü koyamam. Hiç kimseyi.
Son söz...
Çok teşekkür ediyorum size. İnşallah bu işleri biraz daha disiplinli bir hale getiririz. Daha iyi şeyler yaparız. Diyorum ya, sizinle beraber olursak güzel şeyler yaparız, olmazsak yapamayız.
|