Üye olmak istiyorum Şifremi Unuttum  Kullanıcı Adı: Şifre:
11 Eylül 2010 , Cumartesi05:59 Günün İpucu: Yeni Sezonda Başarılar Dileriz

Ömer Akan: Hakemle ne kazandım ne de kaybettim

28.05.2008

Fenerbahçe bayan alt yapısında menajerlik yapan Ömer Akan, son zamanlarda herkesin şikayet ettiği temel probleme de değindi: Artık taşın artına elini sokma zamanı geldi.


Bize kendinizden bahseder misiniz?

1969 İstanbul doğumluyum. 1991, İTÜ yüksek inşaat mühendisliği mezunuyum. Kendi mesleğimi yapmıyorum. Fenerbahçe altyapı bayan takımlarında menajerlik yapıyorum.

Gayet güzel ve revaçta bir mesleğiniz varken niçin basketbol?

Açıkçası bunu ben hala düşünüyorum ama kendimce verebildiğim tek cevap şu; lisenin son zamanlarında ne olmak istediğime net karar verebilmiş değildim. Türkiye’nin hastalığı bu zaten. Bütün mühendislikleri yazdım, inşaat mühendisliği tuttu. Gittim, 4 senede de bitirdim. Netice olarak orası tuttuğu için o bölümü okudum. Basketbolla da Modaspor’da genç takımda oynadım. öyle aman aman bir geçmişim yok oyuncu olarak. Baktım ki yaptığım işten (basketbol), mesleğim olan inşaat mühendisliğinden daha fazla zevk alıyorum, bu işi yapmaya başladım.

Hep Fenerbahçe’de mi çalıştınız?

Hep Fenerbahçe’deydim. Zaten başka bir yerde olsa yapmazdım. Kongre üyesi ve Fenerbahçeli olduğum için buradayım. Başka kulüpler “gel bizde yap” dese aynı içtenlikle yapamazdım. Aldatmazdım insanları.

Fenerbahçe olmazsa olmaz mı demek istiyorsunuz?

Evet. Ama şu saatten sonra inşaat mühendisliği yapamayacağım için belki daha profesyonel bakabilirim. Daha önce kesinlikle yapmam diyordum başka yerde.

Fenerbahçe dışında İstanbul’da hangi işlerde görev aldığınızdan bahseder misiniz?

Basketbol İl Tertip Komitesi’nde komite üyesiyim. Bir arkadaşımızla birlikte haftalık bölge programlarının çıkmasından sorumluyum. Bu iş, kulüpteki işimden daha fazla vaktimi alıyor diyebilirim.

Ne gibi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?

İlk bakışta çok net bir salon problemimiz olduğunu söyleyebilirim. Bölgeye ait, her zaman kullanabileceğimiz bir salon yok. Şu anda bize en yakın şartları sağlayan salon Bayrampaşa Spor Salonu. Salon problemi dışında hakemlerin sayısal azlığı da onemli bir problemimiz. Bir diğer problemimiz İstanbul’da her sene statünün değişmesi. Her gelen tertip komitesi yeni bir statü belirliyor. Biz, turnuvalara 3-5 gün kala bile maçları oynatmaya devam ettik. Statü değişikliğinin en büyük zararını burada yaşadık. Ayrıca takım sayısının fazlalığı da bizim için problem. Ticari amaçla çalışan spor okullarının takımlarının çok fazla olması  mayıs ayının ortalarında bile bitiremediğimiz liglerin olmasının nedenidir. Ama olaya İstanbul olarak baktığınızda; Türkiye’nin diğer yerlerinde oynanan maç sayısı bir yana İstanbul bir yana.

Federasyondan size bir yardım teklifi gelmiyor mu?

Geçtiğimiz sezona kadar federasyondan hiç bir destek görmedik desek yeridir. Bu sene başından itibaren yurtiçi faaliyetlerden sorumlu abimiz Emin Balcı’yla bir kaç kez toplantılar yaptık. Umarım, karşılıklı işbirliği sayesinde her kategoride İstanbul’a layık, daha güzel bir lig organize etme şansımız olacak. Ama bana sorarsanız bunun da henüz zamanı var.

İstanbul’un sıkıntıları arasında hakem sayısından da bahsettiniz. Federasyona bu konuda bir talepte bulundunuz mu?

Emin Abi’den önce federasyonla çok fazla ilişkimiz olmadığı için herhangi bir problem götürdümüzde “A!!! Öyle mi?” diyorlar. Açıkçası çok da işin üstünde değiller diyebilirim.

Durumdan bi haberler?

Evet. Tam tabiriyle o şekilde. Nerede ne maç oynanıyor, kiminle oynanıyor, ne şartlarda oynanıyor…… Anca bittiği zaman  bize 1.’nin, 2.’nin, 3.’n ün kim olduğunu soruyorlar. Amaç bu olmamalı. Amaç, basketbol organizasyonunun basketbol federasyonunun ukdesi ve denetimi altında olan bir olay haline gelmesidir. Burada sanki iki başlılık gibi bir durum var. İstanbul için Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü organize ediyor, İstanbul dışına çıktığınız zaman basketbol federasyonuna tabi oluyorsunuz.

Gelelim hakemlere. Bildiğimiz kadarıyla hakemlerle oldukça iyi bir ilişki içindesiniz. Fazla itiraz eden bir kişilikte değilsiniz. Neler söylemek istersiniz?

Çok itiraz edersen inandırıcılığın kalmaz. Neticede düdüğü alıp sen de boynuna taktığın zaman senin de hatan olacaktır. Gayet normal şeyler. Ben şu ana kadar hakemle ne maç kazandım ne de maç kaybettim. Kendi oyuncularımın yetersizliğinden, teknik olarak koç hatalarından maç kazandım veya kaybettim ama hakem hatalarından değil. Ben birinci planda hakeme bakan biri değilim. Hiçbir zaman maçımızın hakemine bakmam. Maçımızı “Ahmet yönetiyor aman iyi, Mehmet yönetiyor aman kötü” Hiçbir zaman böyle düşünmem. Maça çıkan hakem kendine yatırım yapıyor. Kendine yatırım yaptığı için en iyi şekilde yönetmesi gerekiyor. En iyi şekilde yönetmiş olması için de maçı sorunsuz bir şekilde bitirmesi gerekiyor. Bu konularda hakem arkadaşların koçlardan yeterince destek gördüğüne inanmıyorum. Koçlarla konuşsanız ayrı bir dert, konuşmasanız ayrı bir dert. Hakikaten çok zor bir iş yapıyorsunuz. Baktığınızda Anadolu yakasında 10 tane, Avrupa yakasında belki o kadar bile olmayan hakemin etrafında bu işin döndüğünü görüyorum. Bu, o arkadaşlarla alakalı değil. Sonuçta onlara git deniyor, onlar da gidiyor. Çok fazla maddi getirisi de hala yok. Yine de ellerinden geleni yapıyorlar. Yapmamız gereken tek şey onlara teşekkür etmek. Bu ligin bu şartlarda bitirilebilmesini sağladıkları için.

Bize iyi bir hakemde olması gereken özellikleri söyleyebilir misiniz?

En önemlisi standart. Standartları tutturması lazım. Bu, bütün sporlarda olması gereken bir durum. Aynı pozisyona farklı kararlar her sporda verilebiliyor. Hakemlerin kendi içlerinde şuna karar verebilmeleri lazım; ben bu işi yapmak mı istiyorum yoksa hobi olarak mı görüyorum. Hakemin de en az oyuncu kadar kendine yatırım yapması gerek. Bir de İstanbul olarak bakıyorum, maalesef burada bir kaç tane abimizin sırtına yüklenmiş durumda. Federasyonun hem maçlar konusunda hem hakem yetiştirme konusunda artık taşın altına elini sokması lazım. Maalesef ve maalesef bence basketbol her geçen gün daha kötüye gidiyor.

Konuştuklarımızı bir süzersek ‘federasyon’suzluk paydasında toplanıyoruz sanki…

Tek bir neden olarak federasyonu söylemek istemiyorum ama baktığınız zaman büyük pay. Türkiye Basketbol Federasyonu kucaklayıcı olmalı. Altındaki bütün birimleri, kulüpler, hakemler, antrenörleri kapsayıcı olmalı. Bunların her biri bir sac ayağı. Bir tanesi olmazsa basketbolu organize etmeniz mümkün değil. Kesinlikle ve kesinlikle basketbol federasyonunun alt yapılara ıstanbul’da çok daha fazla sahip çıkması ve kontrolü elinde bulundurması gerekiyor. Bana sorarsanız şu çok yanlış; tertip komiteleri var, tertip komitelerindeki insanların bu işleri yapmasını beklemek yanlış. Başka bir çözüm olmalı. Bu işlerin basketbol federasyonu çatısı altında belki profesyonel bir şekilde yapılması gerekir. Emin Abi’yle paylaştığımız bu sıkıntılar, 2010’dan itibaren umarım düzelecek. Bundan sonra da iş antrenörlerin oyuncu yetiştirmesine kalsın.

Hakemlerle ilgili bir anınızı bizimle paylaşır mısınız?

Bayrampaşa’daki bir maçta bir kere tek faul yedim. Şu anda hakemlik yapmayan bir arkadaş benim ağzımdan çıkmayan bir lafı benim ağzımdan çıktı zannederek teknik faul çaldı bana. Hayatımın ilk ve tek teknik faulüdür o. Onun dışında çok fazla anım yok hakemlerle. Başarıyı da başarısızlığı da çok fazla hakeme bağlamadığım için. Sonuçta hakemler de öcü değil, tabu değil. Bu insanlarla da oturup sohbet ediyorsun, aynı masada yemek yiyorsun… Hakemlere daha iyi imkanlar sağlayabilmemiz lazım ki daha iyi performans bekleyelim. Vermeden almak bir tek Allah’a mahsus.

Son söz…

Bu söyleşi için çok teşekkür ediyorum. Ne amaçla yapılıyorsa inşallah amacına ulaşır. Biz de mutlu oluruz.

 

Robert Traylor: Gelirken Korkmuştum

Hurşit Baytok: Diyalog kurabilmek çok önemli!

Barbaros Akkaş:Oyuncunun Saygısını Kazanmalısınız

İbrahim Kutluay: Önce Eğitim

Cavit Altunay Yazdı!

Ufuk Akyüz: En güzel yanı dostluklar

Cavit Altunay: Amerika basketbolu nerede

Korhan Demirkol: Birbirinizi çok iyi denetliyorsunuz

Cihat Levent: Tek eksik anlayış

Emin Moğulkoç: Hakemlik=Tecrübe

Tamer Oyguç: Hakem korunmalı

Ufuk Sarıca: Altyapıda 2 kez cevap vermediniz

Murat Murathanoğlu: Oyuncu da hakemi tanımalı

Gökmen Ertan: Sadece görevinizi yapmanızı bekliyorum

Mehmet Okur: Amerika'da çıta yüksek

Burçin Badem: Hakemler bana travma yaşattı

Murat Biricik: Çok gözlem, yapabildiğinin en iyisini yapmak

Mithat Özciğer: Daha az hatayla nasıl maç yönetirimi düşünmek gerek

Deniz Kıyak: Kendine yatırım geleceğe katkıdır

Yıldırım Öztürk: En önemlisi sahadaki duruşu

Ömer Akan: Hakemle ne kazandım ne de kaybettim

Menderes Gümüşdal: Mutlaka bir idolu olacak

İsmail Uyanık: Sessiz çoğunluğun vicdanı olun

Tamer Acar: Bence de torpil yok!

Serdar Apaydın: Sokaktan gelen adam hakem olamaz

Savaş Gökbayrak: Bazen art niyet arıyorum

Ünal Tanyıldızı: Hakem görmeden de çalabilmeli

Recep Ankaralı: Kimseye torpil yok

Fikret Cigal: Hep bir üstü hedeflemeli

Hüseyin İlteriş Öztürk: İşimi yükselmek için kullanmadım

Aziz Alemdar: Emeğinizi vermeliler

Behçet Serim: Eski disiplin yok

Bora Sancar: Hakem kararlılığını vücut diline yansıtabilmeli

Meriç Tunca: Turgay Demirel'den fazla katkım oldu

Memduh Öget: Hakem olmak yürek ister

Murat Akar: NBA hakemliği kusursuz

Engin Özerhun: Hakem profesyonel olmalı

Galip Atabek: Neden MHK? (2)

Galip Atabek: Eğitime kadro şart (1)

Yavuz Kuruçay: Hakemlik Türkiye'de yapılacak iş değil

Gökhan Keskin: O bünyede kalabiliyorsanız başarılısınız

Hulusi Yenal: Teşekkür beklerdim

Osman Aydın: Saha içinde de saha dışında da adil olmalı

Harun Erdenay: Tüm maç boyunca yüzde yüz konsantrasyon

Erdinç Elmastaş: Hakem de sanatçıdır

Dee Brown: Kritik anda oyunu okuyabilmelisiniz

Bülent Bayraktar: Profesyonel destek şart

Dalmau: Hakemlerle ilgilenmiyorum

Nevriye Yılmaz: En iyi hakem maçtan sonra hatırlanmayandır

Sabahattin Merdan: İstanbul'da birlik ve beraberlik olmalı

Kadir Özçelik: Hakemliğin % 50'sinden fazlasını sosyal yönler oluşturur

Serdar Gürel: Hakemlere hak verdim

Aziz Akkaya: FIBA hakemlerinin düdükleri çok kötü

Zafer Kalaycıoğlu: Federasyon daha fazla gayret etmeli

Önder Bingöl: Güleryüzlü ve vücut dili iyi olan...

Murat Didin: Hakemler yakışıklı ve güzel olsun

Devrim Kıvanç: Hakemlere Mevlana sabrı diliyorum

Cem Çağal: Eski hakemlerden android olan vardı

Kerem Tunçeri: Hakemler diyalog kurmalı

Necip Kapanlı: Adam olmak ve yetenekli olmak

Oktay Mahmudi: Sahada başrol oyuncusu hakem değil

Tolga Şahin: Kendine yatırım şart

Murat Kosova: Hakem otoriter olmalı

Necati Güler: Her tecrübeli hakeme güvenmiyoruz

İsmet Badem: Hakeme yumurta attırdım

Mihriban Oğuz: Menajerlik doğam

Yasemin Horasan: Asık suratımı artık görmeyeceksiniz :))

Charlie: En sevdiğim kurum MHK

Aydın Örs: Hakemlerimiz çok başarılı

Fatih Dalay: Hayırlı olsun

İstanbul Basketbol Hakemleri Derneği 2007 Ziyaretçi Sayısı: 692872