
10.09.2008
16 yaşında A milli oldu. Sayısız Türkiye Ligi, Cumhurbaşkanlığı, Türkiye Kupası ve bir kez de Koraç Kupası'nı kaldırdı. 22 senelik aftif sporculuk hayatından sonra şimdi tekrar yuvaya antrenör olarak döndü. Hakemlerle 22 yılda yaşamadığını Beşiktaş genç takımda antrenörlük döneminde yaşadı...
Kendinizden bahseder misiniz?
Basketbola 11 yaşında Efes Pilsen altyapısında başladım. Aralıksız 16 sene Efes Pilsen’de oynadım. 16 yaşında Efes Pilsen A takımına yükseldim. 22 sene oynadıktan sonra 2003 senesinde aktif sporculuk hayatımı Beşiktaş’ta noktaladım. Daha sonra Beşiktaş’ta antrenörlüğe başladım. İlk sene altyapıda genç takım çalıştırdım. İkinci sene A takım yardımcı antrenör oldum. O sene uzun yıllardan sonra Beşiktaş’la final oynadık. Sonra yine 1 senelik altyapı çalışmam oldu. Murat Didin’in A takımdan ayrılmasıyla sezonun kalan son 2.5 aylık döneminde head koçluk yaptım. Geçen sene de Beşiktaş’ta, Ergin Ataman’la birlikte, asistan koç olarak görev aldım. Bu senenin başında da Efes Pilsen’e transfer olduk.
Efes Pilsen’e geçiş sürecinizde neler yaşandı?
Efes Pilsen benim doğup büyüdüğüm, Ufuk Sarıca olmamdaki en büyük etken, benim yuvam. O zamanki takım arkadaşlarım, antrenörlerim, idarecilerimle çok büyük başarılara imza attık. Koraç Kupası kazandık, defalarca üst üste Türkiye Ligi şampiyonluğu, Cumhurbaşkanlığı Kupası, Türkiye Kupası, Avrupa’da kupa finalini Aris’e kaybettik.. Burada çok yoğun ve güzel günlerim oldu. Efes Pilsen’den teklif aldığımda ilk önce çok gururlandım. Ama diğer tarafta da bir Beşiktaş geçmişim var. Antrenörlük hayatımda 4 sene orada görev aldım. Antrenörlük hayatımda çok güzel günlerim oldu. Zaten ben de Beşiktaşlıyım. Kalsaydım, belki orada head koç olarak devam edecektim. Ama Beşiktaş’ta herkesin bildiği bir takım sıkıntılarımız vardı. Bu sezonun başında benim çok ciddi ve zor bir karar almam gerekiyordu. Özellikle Ergin Ataman’ın da burada olmasının benim için bir artısı vardı. Onunla tekrar 1 veya 2 sene çalışmak, deneyim kazanmak, özellikle Efes Pilsen’in Euroleague’de oynaması benim kararımda büyük etken oldu. Beşiktaş’tan ayrılırken biraz zorlansam da böyle bir karar aldım. İnanıyorum ki, hayat daha uzun. Daha yolun başındayız. Bir gün Beşiktaş’ta tekrar görev alabilirim. Ama şu an Efes Pilsen önemli bizim için. Hedeflerimiz var, onlara konsantre olmuş durumdayız. Tabii ki en büyük amacım bir gün, Efes Pilsen’de head koç olmak.
‘Bira’yla aranız nasıl? Alkol kullanıyor musunuz?
Alkolü gerektiği zamanlarda, özel günlerde kullanırım. Açıkçası çok bira içemem. Yazın çok sıcaklarda 1-2 tane çok soğuk bira güzel olabilir ama birayla aram pek yok açıkçası.
Sizinle ilgili araştırma yaparken, internette, ‘bacak kasları görüldüğünde OHA dedirten insan’ diye bir tabir kullanıldığını gördük. Siz de gördünüz mü? Ne düşünüyorsunuz?
Duydum, söylediler. Fiziksel olarak çatım çok kuvvetli. Özellikle de bacaklarım. Oynarken de bunun bana çok büyük avantajı oluyordu. Tabii bu doğuştan gelen fiziksel özelliklerle beraber yılların getirdiği çalışmanın da verdiği belli bir özellik.
Bacaklarınızla gurur duyuyorsunuz diyebilir miyiz?
(Gülerek) Bacak kasıyla gurur duyulur mu bilmiyorum ama bana çok faydası oldu. Sağlam olmak her zaman iyidir diye düşünüyorum.
Oynamak mı zor kenarda durmak mı? Düşündünüz mü hiç?
Düşündüm… Kesinlikle kenarda oturmak daha zor.
Nedir bu zorluklar?
Çok uzun zaman çok üst seviyede oynadım. Bunun da etkileri oluyor. Mesela saha içinde hatalar oluyor, yapılamayan şeyler oluyor, şut girmiyor… O durumlarda keşke ben olsaydım diye düşünebiliyorsunuz. Bu bakımdan zorlukları var. Kenarda oturmak daha stresli. En azından sahada oynarken attığınız bir şutla, ribaundla, deparla, yerdeki bir topa atlamanız, gerektiğinde dozajını arttırmadan rakibinizle çekişmeniz, o mücadele, o ‘kavga’ sizi rahatlatabiliyor ama kenarda bir takım elbisenin altında yapabilecekleriniz çok daha sınırlı. Oyunun kenar tarafında olmanız oyunun biraz daha dışındasınız demek. Antrenörlük de bu işin bir parçası ama antrenörlük zor.
Sizin zamanınızda veya şimdiki oyuncular içinde beraber oynamak istediğiniz oyuncular var mı?
Ben, özellikle çok iyi oyuncularla oynadım. Özellikle Türk oyuncu olarak baktığınız zaman, şu anda da değerli oyuncular var ama, bizim zamanımızda daha aktif, daha etkin oyuncular vardı. Takımın yükünü taşıyıcı diyebileceğimiz oyuncular daha fazlaydı. Yabancı oyuncu olarak da hep iyi oyuncularla oynadım. Şu anki basketbolda uzunlar daha aktif, daha koşar hale geldi. Ben şu an oynasaydım, kendi oyun stilimle daha rahat oynardım diye düşünüyorum.
Oyuncuyken hakemlerin varlığını hissediyor muydunuz? Şu anda nasıl görüyorsunuz?
Hakemlerin varlığını her zaman hissetmek durumundasınız. Nasıl ki, oyuncular, antrenör, basketbol topu, çember oyunun bir parçasıysa hakemler de önemli bir parçası. Hissetmemek mümkün değil önemli olan takılmamak. Sonuçta siz hakemlerin iyi niyetli olduğunu düşünüyorsanız, ters veya hatalı kararlarda, ki bu da gayet normal, hayata devam etmeniz daha kolay. Ama çok takıntılı, asabi, sinirli olursanız ve hakemlerin üzerine o şekilde giderseniz, bence çok mantıklı değil. Zaman zaman bu tip olaylar oluyor.
Sizin tepkinize hakemin de aynı tepkiyi verdiği oldu mu hiç?
Ben oyunculukta biraz agresiftim ama antrenörlükte biraz daha sakin gibiyim. Benim çoğu hakemle aramda olumsuz şeyler yoktur, diyalogum iyidir. Onların da benimle diyalogu iyidir, hepsiyle samimi bir şekilde görüşürüz. Oyunculuktan da kalma ilişkimiz vardır. Kimi hakem kenardaki antrenörün verdiği tepkiye tepkiyle cevap verir, kimi hakem onu daha yumuşatarak daha temiz bir şekilde geçebilir. Antrenör de hakem de agresif olabiliyor. Sahanın içindeki o nabzın yükselimiyle, nefes alamıyorsunuz, seyirci var, atmosfer var… Maçın içinde bunlar olabiliyor. Önemli olan devamlı olmaması. Sonuçta ben tüm hakemlerin iyi niyetine inanıyorum. Nihayetinde hata yapacaklardır. Çünkü zor bir oyun ve anlık olaylar var. 3 tane de hakem olsa, bazen 3 hakem olmasının da zorlukları olabiliyor. Sonradan konuşmak çok kolay; oturup da maçı yorumladığında bak burada bu olmuş, burada bunu çalmışlar diye ama anlık karar vermek önemli bir beceri. Bu beceride kötü olanlar olduğu gibi iyi olanların da hata yapma payı bence var. Hakemler bu şekilde yorumlanırsa, insan saplığı ve oyuncu psikolojisi için bence daha iyi diye düşünüyorum.
Çok üst düzeyde oyunculuk hayatınızdan sonra yine büyük kulüplerde antrenörlük yaptınız. Ancak bir dönem altyapıda da antrenörlük yaptınız. Altyapıda hakemlerle karşılaştığınız sorunlardan bahseder misiniz?
Altyapıda biraz daha fazla zorluklar var. Çünkü altyapıda daha genç ve tecrübesiz arkadaşlar var. Verdikleri kararların bazıları, hatadan ziyade, doğru-yanlışın çekişmesine de giriyor. Ben şunu yaşadım; sen üst düzeyde oynayıp geldiğin zaman, oyuna herhangi bir şekilde müdahale etmek istediğimde bir hakemden çok sert bir tepkiyle karşılaşmıştım. ‘Bana niye böyle bir tepki veriyorsun’ dediğimde cevap bile vermemişti. Bu bence hoş değil. O şekilde yaklaşmamak lazım. Hakemlik yapmadım ama… Necip ağabeyler, Kadir ağabeyler, Ömer ağabeylerden, şu anda hakemlik yapan Recep Ankaralılar, Mehmet Keseratarlar… Ben nasıl gençken bir anda öne çıktıysam, hatırlıyorum Mehmet Keseratarlar, Recep Ankaralılar o zamanlar yeni başlamışlardı hakemliğe. Onlarla beraber geldim ben. Yani çok üst düzey hakemlerle oynadım, antrenörlük de yapıyorum. Altyapıdayken bir şey söylüyorsak, hakemin de demesi lazım ki -hepsi de benden küçük- ‘bu bir şey söylüyorsa herhalde doğrudur.’ Bu şekilde yorumlaması lazım. Ama iki defa böyle abuk subuk tepkiyle karşılaştım.
Yine araştırmalarımızda eğitime katkı amacıyla podyuma çıktığınızı öğrendik. Daha sonra bu şekilde yardım amaçlı istekler, taleplerde bulunanlar oldu mu?
Evet 2 oğlum ve eşimle beraber çıktık. Daha sonra yardım amaçlı bu tip teklifler olmadı. Bazen paneller, sporla alakalı bir şeyler veya çocukların eğitimiyle ilgili şeyler olabiliyor. O tip tekliflere her zaman açığım. Seve seve de her zaman yardım ederim.
Son olarak boş vakitlerinizde yaptıklarınızı sorsak…
Boş vaktim pek kalmıyor. Seyahatler ve maçlar nedeniyle çok yoğunum. Bunların dışında boş vaktim olduğunda, 2 oğluma ayırmaya çalışıyorum. Onlarla ve eşimle ilgilenmeye çalışıyorum. Onun dışında da boş vaktim olursa sinemaya gitmek, güzel havada balık tutmak ve yemek benim için büyük bir zevk. Zaman zaman da play station oynamak…
|