Üye olmak istiyorum Şifremi Unuttum  Kullanıcı Adı: Şifre:
07 Eylül 2010 , Salı20:18 Günün İpucu: Yeni Sezonda Başarılar Dileriz

Korhan Demirkol: Birbirinizi çok iyi denetliyorsunuz

05.11.2008

Kadıköy Gençlik ve Spor İlçe Müdürü Korhan Demirkol, bir dönem basketbol hakemliği de yaptı. Demirkol'la çalışmaları ve tabii ki hakemliği konuştuk.


Kendinizden bahseder misiniz?

Bundan 21 yıl önce 1987 yılında Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’nde memur olarak göreve başladım. O günden bugüne kadar, branşım olduğu için özellikle salon sporları olmak üzere tüm spor branşlarıyla ilgilendim. Nezih ve bu sporu tercih edenlerin de eğitimli olmaları nedeniyle o yıllarda basketbola yöneldim. Ayrıca voleybol ve atletizm branşlarında da hakemlik sertifikam var ve hakemlik yaptım.

 

İş tanımızı yapar mısınız?

Bütün spor dallarına hizmet ettim. Özellikle takım sporları olmak koşuluyla, bireysel sporlara da eşit mesafede durarak, bu dalların topluma tanıtılarak çalışıyoruz. İş tanımında en önemli konu şudur; topluma katkıda bulunabileceğim, özellikle spor kültürünün oluşması için çaba sarf etmek. Bir ilçenin spor idarecisi olarak, çocuklarımızın ve gençlerimizin spora yönlendirilmesi, bu konuda gerekli materyallerin oluşturulması, spor tesislerinin kurulması ve denetlenmesi, doğru ve yeterli kişilerce spor yaptırılmasının sağlanması çalışmalarımın kapsadığı alanlardır. Değerlendirmeleri, şahsım adına büyük bir özveriyle, belirli bir proje kapsamında ilerleyen zaman içinde topluma yansıtacağımı düşünüyorum.

 

Nedir bu projeleriniz?

1-     Spor kulüplerinin yönetim şekliyle ilgili spor yönetimi sertifika programı ile sporu yöneten kişilerin gerekli bilgilere ulaşmasını sağlamak, yeterli iletişimi kurmak ve beden eğitimi öğretmenlerinin kendilerini yenilemelerini sağlamak,

2-     Gelişmekte olan spor bilimiyle ilgili çalışmalarımız mevcut.

3-     Genelde bireysel sporların yoğunlukta olduğu branşları gençlere, sporculara, okullara yönlendirip onlara bu spor dallarını tanıtmak ve sevdirmek.

 

Tanıtım için hangi materyalleri kullanıyorsunuz?

Materyaller, sporun tanıtımını yapacak ve o spor dalını sembolize edecek malzemelerden oluşacak. Bunlar kitapçıklardan oluşabilir, sporu insanlara anlatarak yapılabilir. Bu sporda başarılı olmuş kişilerin çocuk ve gençlerimizle birlikte olmalarını sağlayıp, onların yaşam öykülerini kendi ağızlarından anlatmalarını sağlayacağız. Basın yayın organlarının desteğini de mutlak suretle alacağız.

 

Hakemliği niçin bıraktınız?

Yaklaşık 10 yıl basketbol hakemliği yaptım. Haftada 2 veya 3 gün maçlara geliyordum. Daha sonra işimin Kadıköy’de Caferağa Spor Salonu’nda olması ve yoğun şekilde çalışmak zorunda olmam nedeniyle maalesef basketbol hakemliği yapamadım. Basketbol müsabakalarıyla zaten, tüm gün artı mesai saatleri dışında da alakalı olduğumdan,her müsabakanın selayetli bir şekilde sona erdirilmesi için gereken şartların sağlanması için mecburen kendimi görevde tutuyorum. Dolayısıyla hakemlik için vakit bulamıyorum.

 

Basketbola olan ilginizi açıkça belirttiniz. Resmi ilişkilerinizi basketbola biraz daha fazla ilgi için kullandınız mı?

Resmi kimliğimi basketbol için hiçbir zaman kullanmadım. Daha önce de belirttiğim gibi yaklaşık 10 yıl süreyle Caferağa Spor Salonu’nda hakemlik yaptım. Bütün tanıdıklarımın büyük kesimi idareci olsun, antrenör olsun, hakem olsun basketbol camiasındandır. Diyalog ile aşamayacağım bir sorun olduğunu düşünmüyorum. Zaten mevcut bir sorunumuz da yok. Basketbol ailesi içindeki insanları görebilmek benim için mutluluk verici bir durum.

 

Kadıköy çok büyük bir ilçe. Buraya atanmanız nasıl oldu? Kendi tercihiniz mi yoksa kurumun tercihi mi siz oldunuz?

Kurumun takdiri. Fakat bana da sorsanız benimde tercihim Kadıköy olacaktı. 1987’den 1995’e kadar Kadıköy’de görev yapmam da tekrar burada görev yapmak için beni cezp etti. Kurumum da beni bu şekilde takdir edince benim için daha verimli oldu.

 

Bu kadar büyük ve kalabalık bir ilçede görev yaparken zorlandığınız, karşılaştığınız sorunlar oluyor mu?

Her görevin zor bir yanı vardır. İş hayatındaki hareketlilik, daha çok çalışma, fiilen daha fazla işin içinde bulunma çok fazla zaman harcamak anlamına geliyor. Çalışıyorsam bu, gençlik için, kurum için, bu ilçe için ve kendim içindir. Bu bağlamda istirahat dışında bir zorluk yok. O da tatlı bir zorluk olsa gerek…

 

Eminiz işinizin size ilişkiler dışında da bir çok katkısı oluyordur…

Bu ilçenin spor yapılan her alanında söz sahibi olabilmek için neler yapıldığını yerinde görebilmek, sağlıklı bir şekilde yapıldığını sağlamak görevimdir. Aynı zamanda görevimi yaparken öğrenmeye devam ediyorum. Bu da benim en büyük kazancım.

 

Çeşitli il ve ilçelerde görev yaptınız. Belirttiğiniz üzere bir çok branşla da ilgili olarak hakemlik de yaptınız. Her hakemin mutlaka şunu yapar diyebileceğiniz özelliği var mı?

Benim fikrime göre hakemlik hak dağıtma anlamına geliyor. Hakemlik yapan insan kendisinin hakkı gibi bütün spor alanının haklarını düşünür. Hakemler birbirlerine bağlıdırlar. Verecekleri kararlar herhangi bir itiraza veya haksızlığa neden olmamak için birbirlerini çok iyi denetlerler. Ortak noktada buluşma çabaları vardır. Ayrıca bulundukları ortamda hata yapmama gayreti içindedirler.

 

Saha dışında da hata yapmamaya gayret ediliyor mu?

Basketbol hakemlerinin saha içindeki iletişimleri mükemmele yakındır. Zaten o aşamaya da ulaşmak zorundadırlar. Saha dışında herkes bağımsızdır. Ancak hakemlerimiz iyi dostturlar ve birbirlerine yardım etmekten çekinmezler. Sonuçta hakemlik bir hobi, geçinilebilecek bir iş değil. Dolayısıyla da iş hayatı dışında kalan zamanda da birbirleriyle ilişki içinde olan hakemlerin diğer bir özelliği de birbirlerine güvenmeleridir.

 

Hakemlerimize ne gibi önerilerde bulunmak istersiniz?

Hakemlerimizin bir araya gelerek antreman yapmaları, teknik ve eğitim çalışmaları “hizmet içi eğitim” gibi bir yapının oluşması sağlanarak bilgi ve kondisyonlarının üst düzeye çıkarılarak dostane bir yapı içinde olunduğunu görmek beni oldukça mutlu ediyor. Bu çalışmaların devam etmesini diliyorum.

 

Son olarak şunu belirtmek isterim; spor kurumu olarak, gençlik kurumu olarak insanın en zoruna giden şey sokakta yaşamak zorunda olan çocuklar ve gençlerdir. Bu çocuklarımızın mutlak suretle spora kazandırılması gerekmektedir. Önemli olan  sadece taraftar veya seyirci olmalarından ziyade sahaya indirilmeleridir. Biz yaz ve kış spor okulları gerçekleştirerek bu çocuklarımızı bünyemizde barındırıyoruz. Bu yılki yaklaşık 600 öğrencimizin kayıtlarından edindiğimiz bilgilere göre en çok talep basketbola yapıldı. Vakit veya maddi problemler nedeniyle bu salonlara giremeyen çocuklarımızı kazanma çabamın var. Basketbol camiasının bu konuyla ilgili duyarlı olmasını temenni ediyorum. Daha çok tesis kazandırılarak basketbol oynamak isteyen ya da spor yapmak isteyen gencimiz var mı diye aranmalarını bekliyorum. Bu konuya vatandaşlık, kurum ve toplum bilinciyle sahip çıkılmasını istiyorum.

 

Robert Traylor: Gelirken Korkmuştum

Hurşit Baytok: Diyalog kurabilmek çok önemli!

Barbaros Akkaş:Oyuncunun Saygısını Kazanmalısınız

İbrahim Kutluay: Önce Eğitim

Cavit Altunay Yazdı!

Ufuk Akyüz: En güzel yanı dostluklar

Cavit Altunay: Amerika basketbolu nerede

Korhan Demirkol: Birbirinizi çok iyi denetliyorsunuz

Cihat Levent: Tek eksik anlayış

Emin Moğulkoç: Hakemlik=Tecrübe

Tamer Oyguç: Hakem korunmalı

Ufuk Sarıca: Altyapıda 2 kez cevap vermediniz

Murat Murathanoğlu: Oyuncu da hakemi tanımalı

Gökmen Ertan: Sadece görevinizi yapmanızı bekliyorum

Mehmet Okur: Amerika'da çıta yüksek

Burçin Badem: Hakemler bana travma yaşattı

Murat Biricik: Çok gözlem, yapabildiğinin en iyisini yapmak

Mithat Özciğer: Daha az hatayla nasıl maç yönetirimi düşünmek gerek

Deniz Kıyak: Kendine yatırım geleceğe katkıdır

Yıldırım Öztürk: En önemlisi sahadaki duruşu

Ömer Akan: Hakemle ne kazandım ne de kaybettim

Menderes Gümüşdal: Mutlaka bir idolu olacak

İsmail Uyanık: Sessiz çoğunluğun vicdanı olun

Tamer Acar: Bence de torpil yok!

Serdar Apaydın: Sokaktan gelen adam hakem olamaz

Savaş Gökbayrak: Bazen art niyet arıyorum

Ünal Tanyıldızı: Hakem görmeden de çalabilmeli

Recep Ankaralı: Kimseye torpil yok

Fikret Cigal: Hep bir üstü hedeflemeli

Hüseyin İlteriş Öztürk: İşimi yükselmek için kullanmadım

Aziz Alemdar: Emeğinizi vermeliler

Behçet Serim: Eski disiplin yok

Bora Sancar: Hakem kararlılığını vücut diline yansıtabilmeli

Meriç Tunca: Turgay Demirel'den fazla katkım oldu

Memduh Öget: Hakem olmak yürek ister

Murat Akar: NBA hakemliği kusursuz

Engin Özerhun: Hakem profesyonel olmalı

Galip Atabek: Neden MHK? (2)

Galip Atabek: Eğitime kadro şart (1)

Yavuz Kuruçay: Hakemlik Türkiye'de yapılacak iş değil

Gökhan Keskin: O bünyede kalabiliyorsanız başarılısınız

Hulusi Yenal: Teşekkür beklerdim

Osman Aydın: Saha içinde de saha dışında da adil olmalı

Harun Erdenay: Tüm maç boyunca yüzde yüz konsantrasyon

Erdinç Elmastaş: Hakem de sanatçıdır

Dee Brown: Kritik anda oyunu okuyabilmelisiniz

Bülent Bayraktar: Profesyonel destek şart

Dalmau: Hakemlerle ilgilenmiyorum

Nevriye Yılmaz: En iyi hakem maçtan sonra hatırlanmayandır

Sabahattin Merdan: İstanbul'da birlik ve beraberlik olmalı

Kadir Özçelik: Hakemliğin % 50'sinden fazlasını sosyal yönler oluşturur

Serdar Gürel: Hakemlere hak verdim

Aziz Akkaya: FIBA hakemlerinin düdükleri çok kötü

Zafer Kalaycıoğlu: Federasyon daha fazla gayret etmeli

Önder Bingöl: Güleryüzlü ve vücut dili iyi olan...

Murat Didin: Hakemler yakışıklı ve güzel olsun

Devrim Kıvanç: Hakemlere Mevlana sabrı diliyorum

Cem Çağal: Eski hakemlerden android olan vardı

Kerem Tunçeri: Hakemler diyalog kurmalı

Necip Kapanlı: Adam olmak ve yetenekli olmak

Oktay Mahmudi: Sahada başrol oyuncusu hakem değil

Tolga Şahin: Kendine yatırım şart

Murat Kosova: Hakem otoriter olmalı

Necati Güler: Her tecrübeli hakeme güvenmiyoruz

İsmet Badem: Hakeme yumurta attırdım

Mihriban Oğuz: Menajerlik doğam

Yasemin Horasan: Asık suratımı artık görmeyeceksiniz :))

Charlie: En sevdiğim kurum MHK

Aydın Örs: Hakemlerimiz çok başarılı

Fatih Dalay: Hayırlı olsun

İstanbul Basketbol Hakemleri Derneği 2007 Ziyaretçi Sayısı: 690896