Üye olmak istiyorum Şifremi Unuttum  Kullanıcı Adı: Şifre:
07 Eylül 2010 , Salı20:21 Günün İpucu: Yeni Sezonda Başarılar Dileriz

Cavit Altunay: Amerika basketbolu nerede

19.11.2008

Bu haftaki konuğumuz Türkiye'nin en önemli basketbol adamlarından ve antrenörlerinden biri olan Cavit Altunay. Kendisinin www. istanbulbasket.org'da yayınlanan bir yazısını köşemize taşıdık.


Basketbol denince, neden ilk akıla gelen Amerika oluyor? Çok mu iyiler? Reklam gücü olmasın…

 

Doğru örnek“ olarak kabul edilmeli mi?

 

Bizim ile ne farkları var? Düşünen oldu mu? Bilen var mı?

Realist olalım. Son Dünya Şampiyonasında Amerika komşumuzdu.

Amerika Beşinci, biz Altıncı olmuştuk da….

 

Türkiye, her 18 ve 16 yaş altı şampiyonalarında favoriler arasında. Alınan dereceler de, ispatlıyor bunu.

Ayrıca, liseler Dünya şampiyonalarında kaç kez şampiyon olduk?

Amerika bu alanda katılımcı. Madalya dağıtımında yok.

 

İşte burada durup düşünmek lazım.

 

Altyapıda ön planda, erişkinler ise dümenci nasıl olunur?

DOĞRU cevabı bulunmadan daha ileri gitmemize imkan yoktur.

 

***

Sporda hakiki başarı halk kitlesine ulaşmaktır.

 

ABD yönetim konusunda bizden çok, ama çok ileri.

Palavra devri geçilmiş. Hakikate ulaşılmış.

Spor altyapısı, okullara kavuşmuş.

 

Hakikati görmek için, karşılaştırmalı bazı rakamlar vereceğim.

Amerika 302 milyon. Bizden 4 misli büyük.

 

2007-2008 sezonu, lise spor raporu:

Talebelerin 54,8% spor yapıyor. Eğlence için değil. Yarışıyor.

Aktif sporcu sayısı: Kız 3.057.266 – Erkek 4.372.115

 

Bizde de 750.000 kız – 1.000.000 erkek sporcu olmalıydı.

 

Bizde spor yapan talebe sayısı ne kadar? Ya yüzde?

Aşağıdaki liste, bizde de kabul gören sporlardaki sporcu sayılarıdır.

 

                 Kız                   Erkek

Basketbol   500.000         550.000

Futbol       346.500          384.000 

Atletizm    447.500          550.000

Voleybol    400.000                        

Kros          200.000           220.000

Tenis        200.000           160.000

Yüzme      170.000           110.000

Güreş           ?                  260.000

( Amerikan futbolu 1.100.000 )

 

Ayrıca, Competitive Sprit Squad ( cheer leader, dans, bando vs.vs )

Kızlarda 110.000 çok popüler.

 

Hakikat nedir? Onu da söyleyelim…

Bizde, ne kadar spor dalı varsa, kız-erkek, bütün sporcuları basketbolcu kabul edelim, Amerika’da, basketbol oynayan kız sayısının 20% sine dahi ulaşamıyor.

Bu fark, iki ülke arasındaki yönetim farkıdır.

 

Bizde basketbol lisansı, kız-erkek, genç-veteran toplamı < 30.000.

 

10 – 12 sene önce “ Altyapıyı okullara açalım ” demiştim.

İlgi gösterilmedi. Gene, hatırlatmak görevim.

Spor, okullara girmedikçe, 1000 sene geçse, bu dehşet verici istatistik değişmeyecek.

 

Değişimi imkansız zannediyorlar. Halbuki hiç de öyle değil.

 

Türkiye’de, yaklaşık 30.000 ilkokul var.

Bu okulların, 10% si müsabakalara katılsa 3.000 okul eder.

Her ilkokul, Küçük ve Yıldız kategorisine katılacak.

Yani, 3.000 x 2 = 6.000 kız takımımız olacak.

15 oyuncu ile, 90.000 kız basketbolcu lisansı demektir.

 

Gelecek seneler kadrosu için de her sene, 50 kız çocuk hazırlanacak

Yani, 50 x 3.000 = 150.000 kız oyuncu hazırlanacak.

Her okulda minimum  240.000 lisanslı kız basketbolcu olacak.

Aynı oranda, da erkek oyuncu eklersek toplam.

Basketbolcu lisansı 480.000 eder.

 

Her sene de lisans sayısı 300.000 artacak. ( Lise oyuncuları hariç )

Görüyorsunuz, yöneticilerin göremediklerini… Pes doğrusu…

 

Şimdi, hep beraber, ABD istatistiklerine, bir daha bakalım.

Ne o… Şaşırdınız mı?

 

Biz hesabımızı “ 10% okulda spor yapılırsa “ üzerinden yaptık.

30% ile çalışmak, 10 üzerinden 3 almak gibi… Sınıfta kalınır.

Evet, Bizim kapasitemiz bu.

 

Böyle bir karar ile Spor Akademileri, işsiz üniversiteli üretmezdi…

Kurulacak endüstri (Forma, Eşofman, Çorap Ayakkabı, ve yan sektör, nakliye, ticaret vs,vs… ) de by product.

 

Kaç işsiz evi neşelenirdi, yüzler gülerdi….

Hakiki Sevap işte budur.

 

Görüyorsunuz… Ne kadar da kolay esasında… Her şey hazır…

Ama, yapacak irade yok.

 

Bir gün, bir yönetim bunu gerçekleştirecek.

Birgün, bir Atatürk daha doğacak.

 

Cavit Altunay kimdir

1930 Orenburg-Rusya doğumlu Cavit Altunay Türkiye’nin en önemli basketbol antrenörlerindendir. 1954-1978 yılları arasında (kısa aralar vermesine rağmen) 24 yıl boyunca Galatasaray, İTÜ, Beyoğluspor ve Beşiktaş kulüplerinde antrenörlük yapmıştır. Ayrıca Genç ve A Milli takımlarımızda da antrenörlük görevinde bulunmuştur.

 

Robert Traylor: Gelirken Korkmuştum

Hurşit Baytok: Diyalog kurabilmek çok önemli!

Barbaros Akkaş:Oyuncunun Saygısını Kazanmalısınız

İbrahim Kutluay: Önce Eğitim

Cavit Altunay Yazdı!

Ufuk Akyüz: En güzel yanı dostluklar

Cavit Altunay: Amerika basketbolu nerede

Korhan Demirkol: Birbirinizi çok iyi denetliyorsunuz

Cihat Levent: Tek eksik anlayış

Emin Moğulkoç: Hakemlik=Tecrübe

Tamer Oyguç: Hakem korunmalı

Ufuk Sarıca: Altyapıda 2 kez cevap vermediniz

Murat Murathanoğlu: Oyuncu da hakemi tanımalı

Gökmen Ertan: Sadece görevinizi yapmanızı bekliyorum

Mehmet Okur: Amerika'da çıta yüksek

Burçin Badem: Hakemler bana travma yaşattı

Murat Biricik: Çok gözlem, yapabildiğinin en iyisini yapmak

Mithat Özciğer: Daha az hatayla nasıl maç yönetirimi düşünmek gerek

Deniz Kıyak: Kendine yatırım geleceğe katkıdır

Yıldırım Öztürk: En önemlisi sahadaki duruşu

Ömer Akan: Hakemle ne kazandım ne de kaybettim

Menderes Gümüşdal: Mutlaka bir idolu olacak

İsmail Uyanık: Sessiz çoğunluğun vicdanı olun

Tamer Acar: Bence de torpil yok!

Serdar Apaydın: Sokaktan gelen adam hakem olamaz

Savaş Gökbayrak: Bazen art niyet arıyorum

Ünal Tanyıldızı: Hakem görmeden de çalabilmeli

Recep Ankaralı: Kimseye torpil yok

Fikret Cigal: Hep bir üstü hedeflemeli

Hüseyin İlteriş Öztürk: İşimi yükselmek için kullanmadım

Aziz Alemdar: Emeğinizi vermeliler

Behçet Serim: Eski disiplin yok

Bora Sancar: Hakem kararlılığını vücut diline yansıtabilmeli

Meriç Tunca: Turgay Demirel'den fazla katkım oldu

Memduh Öget: Hakem olmak yürek ister

Murat Akar: NBA hakemliği kusursuz

Engin Özerhun: Hakem profesyonel olmalı

Galip Atabek: Neden MHK? (2)

Galip Atabek: Eğitime kadro şart (1)

Yavuz Kuruçay: Hakemlik Türkiye'de yapılacak iş değil

Gökhan Keskin: O bünyede kalabiliyorsanız başarılısınız

Hulusi Yenal: Teşekkür beklerdim

Osman Aydın: Saha içinde de saha dışında da adil olmalı

Harun Erdenay: Tüm maç boyunca yüzde yüz konsantrasyon

Erdinç Elmastaş: Hakem de sanatçıdır

Dee Brown: Kritik anda oyunu okuyabilmelisiniz

Bülent Bayraktar: Profesyonel destek şart

Dalmau: Hakemlerle ilgilenmiyorum

Nevriye Yılmaz: En iyi hakem maçtan sonra hatırlanmayandır

Sabahattin Merdan: İstanbul'da birlik ve beraberlik olmalı

Kadir Özçelik: Hakemliğin % 50'sinden fazlasını sosyal yönler oluşturur

Serdar Gürel: Hakemlere hak verdim

Aziz Akkaya: FIBA hakemlerinin düdükleri çok kötü

Zafer Kalaycıoğlu: Federasyon daha fazla gayret etmeli

Önder Bingöl: Güleryüzlü ve vücut dili iyi olan...

Murat Didin: Hakemler yakışıklı ve güzel olsun

Devrim Kıvanç: Hakemlere Mevlana sabrı diliyorum

Cem Çağal: Eski hakemlerden android olan vardı

Kerem Tunçeri: Hakemler diyalog kurmalı

Necip Kapanlı: Adam olmak ve yetenekli olmak

Oktay Mahmudi: Sahada başrol oyuncusu hakem değil

Tolga Şahin: Kendine yatırım şart

Murat Kosova: Hakem otoriter olmalı

Necati Güler: Her tecrübeli hakeme güvenmiyoruz

İsmet Badem: Hakeme yumurta attırdım

Mihriban Oğuz: Menajerlik doğam

Yasemin Horasan: Asık suratımı artık görmeyeceksiniz :))

Charlie: En sevdiğim kurum MHK

Aydın Örs: Hakemlerimiz çok başarılı

Fatih Dalay: Hayırlı olsun

İstanbul Basketbol Hakemleri Derneği 2007 Ziyaretçi Sayısı: 690896