 |

28.04.2009 ntvmsnbc.com
Bostancı'da 6,5 saat süren operasyon güvenlik önlemlerinin eksikliği nedeniyle acı derslerle doluydu. Eski Özel Harekat Şube Müdürü Birgün'e göre bir numaralı sorumlu İstanbul Emniyet Müdürü ve İstanbul Valisi.
İstanbul Bostancı'da gerçekleşen terör
operasyonunu mahallede oturanlar pencereler ve sokaklardan, Türkiye de
televizyonlardan canlı izledi. Bir binada kıstırılmış silahlı tek bir
kişiye karşı düzenlenen operasyonda 1 polis şehit oldu, 1 vatandaş
hayatını kaybetti.Operasyon
dikkatle incelendiğinde bir "hatalar zinciri" görüntüsü veriyor.
Takipteki polislerin tehlikeyi fark etmemiş olması, bölgenin
boşaltılmamaması, trafiğin durdurulmaması, mahalle sakinlerinin ve
medyanın olayı film izler gibi izlemesi, olay bittikten sonra gelen
yayın yasağı ile operasyon acı derslerle dolu. Hücre evi operasyonundaki hatalar şöyle: - Bostancı'daki operasyonun ilk saatlerinde
bina çevresinde gözle görülür bir güvenlik önlemi yoktu. Vatandaşlar ve
gazeteciler yolun karşısında rahatça durabiliyordu.
- Cadde
trafiğe kapatılmamıştı ve arabalar, otobüsler rahatça geçiyordu. Oysa
kısa bir süre önce terörist bina girişinde polise ateş etmiş, el
bombası atmış ve bir polisi öldürmüştü.
- Polis
teröristin bulunduğu cama ateş açarken gazeteciler takipteydi, hatta
canlı yayında olan televizyon muhabirleri vardı. Yalnızca sarı güvenlik
şeridi çekilmişti.
- Çatışmanın en kritik
anlarından biri... Terörist namlusunu perdeden çıkarıp ateş etti ve NTV
kameramanı ile bir vatandaş vuruldu. Kurşun isabet eden vatandaş
hayatını kaybetti. O sırada güvenlik şeridinin içi ve dışı
vatandaşlarla, polislerle ve gazetecilerle doluydu. Saldırı anında
herkes sağa sola kaçıştı.
- Hiçbir kontrol
yok ve adeta polis herkesle beraber operasyonu sürdüyordu. Polis
gazetecileri uzaklaştırmaya çalışıyordu ancak olay yeri anababa günü
gibiydi. Otobüsler ve arabalar geçmeye devam ederken herkes her an
ölebilirdi. Bu sırada, bazı televizyoncular arabaların arkasından,
bazıları da sürünerek canlı yayına devam ediyordu.
- Olay
yerindeki bir pastane müşterilerle doluydu. Kapıdakı bir kişi ve kasada
oturan kadın yaşananları sakince seyrediyordu. Yaralı vatandaş hala
yerde yatarken bir vatandaş da evinin balkonunda kahvesini
yudumluyordu. Bölgede balkon ve penceredekiler sanki dizi çekimi
izliyordu.
- Zaten bir işe yaramayan
güvenlik şeridi de kaldırıldı, çünkü ambulans geldi. Polis habercileri
kaldırdı ve yaralı karga tulumba ambulansa taşındı. Bu sırada operasyon
sürüyordu ve herkes ateş hattında bulunuyordu.
- Polis
habercileri uyarmaya devam ederken hepsini pastaneye topladı, ardından
da pastaneyi boşalttı. Yaşlı bir müşteri elleri arkasında yavaş yavaş
yürüyordu. Tüm bunlar yaşanırken binadakilerin hayati tehlikesi de
sürüyordu. Polis bir kadını "Yukarı çıkın, bomba atacağız" diye
uyarıyordu ama sonra bir uyarı daha yaptı: "Kimseye kapınızı açmayın."
- Operasyon
yapılan evin üç cephesi de açıktı ve evin arka tarafına bakan bir odası
olduğu dikkate alınmamıştı. Çatışma sürerken arka sokakta hayat aynen
devam ediyordu.
- Operasyonun sonlarına doğru silah sesleri ve patlamalar arttı ama vatandaşlar hala olay yerindeydi.
BİRGÜN: EMNİYET MÜDÜRÜ VE VALİDEN HESABI SORULMALI Bostancı'da
dün yaşananları konuyu ve polisi çok yakından bilen eski Özel Harekat
Şube Müdürü ve DSP Milletvekili Recai Birgün, Canlı Gaste'de
değerlendirdi. Recai Birgün, operasyonla ilgili şunları söyledi: "Çatışmayı
izlerken tüylerim ürperdi. Haber metnindeki tespitleri ve hataları
Emniyet neden yapamıyor? Söylenecek ne var bilemiyorum açıkçası.
İstanbul'da yönetim zaafiyeti var, bu ilk yaşanan olay değil. İlk
olarak çevre emniyeti kesinlikle alınmamış, bu tür operasyonlarda bir
kriz merkezi olur ve bu merkezde emir komuta tek bir kişidedir. Bu
kişi, tüm birimleri koordine eder. Görüntülerde görüyoruz, güvenlikli
alanın içinde çevik kuvvet var, trafikçi var, asayiş ekibi var ve sivil
polisler var. Kimin ne yaptığı hiç belli değil. Sarı bandın diğer
tarafında yaralanan bir kameraman ve hayatını kaybeden bir vatandaş
var. Demek ki orası da güvenli değil. Bu
tip operasyonlarda söz konusu ev ya da yapı diğer alanlardan tecrit
edilir, oraya dışarıdan giriş çıkışlar engellenir. Önce vatandaşın
güvenliği, sonra operasyonu yapacak birimlerin güvenliği sağlanır.
Ardından da içeridekiler etkisiz hale getirilir. Burada gerçekten bir
operasyon değil de bir seyirlik panayırdı veya sanki bir film
çevriliyordu ve insanlar seyrediyordu. Nereden başlamak lazım,
şaşırıyorum. 
Polis özel harekatı kullanılması gereken yerde
kullanmazsanız her zaman sıkıntı yaşanır. Geçen hafta Hakkari'de
yaşanan olay bir toplumsal hadiseydi ancak özel harekat müdahale etti,
özel harekat polislerinin orada işi yoktu ki. Siirt'te minibüsçüler
birbirine girmiş, yine özel harekat devrede. Özel harekat polisinin
olmaması gereken yerde özel harekat devrede, asıl olması gereken yerde
ise özel harekat olayın içinde yok. Özel harekat polislerini siz
toplumsal olaylarda veya maçlarda kullanırsanız, bu tür kayıplar
kaçınılmaz olur. Hakkari'de
bir olay oluyor, hemen polis memuru açığa alınıyor. Oysa ki polisi
oraya gönderen bir mülki amir var, bir emniyet müdürü var. Bugün
İstanbul'da bu karmaşa yaşanmışsa bunun bir sorumlusu var. Orada bir
polise, bir komsere veya oranın ilçe emniyet müdürüne bu işi yüklemek
büyük haksızlık. Operasyonda kimin sorumlu olduğu belli değil, kim kimi
yönlendiriyor belirsiz. Sıcak temas sağlanmış, insanlar olayı
seyrediyor, 100 metre bile yok aradaki mesafe. Çatışma devam ederken
trafik akışı sürüyor, herkes bir duvarın arkasına saklanmış ve kim ne
yapacağını bilmiyor. Operasyonu kim yönetiyor, belli değil. 2 kişi
hayatını kaybetmiş, 6 kişi yaralanmış. Bunun bir sorumlusu olmalı, ilk
sorumlu il emniyet müdürü, sonra da validir. İstanbul Emniyet
Müdürü'nün görevi oradaki insanları korumaktır. Operasyon sürerken
yayına bağlanan apartman sakinlerinin ifadelerinden anlıyorum ki,
apartman tamamen güvenlik altına alınmamış. Bırakın dışarıyı,
apartmanın içinde de güvenlik tedbiri yok. O kadar çok eksik var ki. Başarılı
bir operasyondan sonra taltif listesinde ilk olarak vali ve emniyet
müdürünün isimleri yazılır. Bu tür başarısız bir operasyonun da
sorumluları bellidir. Başbakan'ın 'Ben Vali ve Emniyet Müdürü'ne
güveniyorum' demesi bu ayıpı örtmeye yetmez. Operasyon çok derme
çatmaydı ve hesabı ilgililerden sorulmalı."
|
|