Üye olmak istiyorum Şifremi Unuttum  Kullanıcı Adı: Şifre:
11 Eylül 2010 , Cumartesi06:02 Günün İpucu: Yeni Sezonda Başarılar Dileriz

Operasyonda hatalar zinciri

28.04.2009
ntvmsnbc.com

Bostancı'da 6,5 saat süren operasyon güvenlik önlemlerinin eksikliği nedeniyle acı derslerle doluydu. Eski Özel Harekat Şube Müdürü Birgün'e göre bir numaralı sorumlu İstanbul Emniyet Müdürü ve İstanbul Valisi.


İstanbul Bostancı'da gerçekleşen terör operasyonunu mahallede oturanlar pencereler ve sokaklardan, Türkiye de televizyonlardan canlı izledi. Bir binada kıstırılmış silahlı tek bir kişiye karşı düzenlenen operasyonda 1 polis şehit oldu, 1 vatandaş hayatını kaybetti.

Operasyon dikkatle incelendiğinde bir "hatalar zinciri" görüntüsü veriyor. Takipteki polislerin tehlikeyi fark etmemiş olması, bölgenin boşaltılmamaması, trafiğin durdurulmaması, mahalle sakinlerinin ve medyanın olayı film izler gibi izlemesi, olay bittikten sonra gelen yayın yasağı ile operasyon acı derslerle dolu.

Hücre evi operasyonundaki hatalar şöyle:

  • Bostancı'daki operasyonun ilk saatlerinde bina çevresinde gözle görülür bir güvenlik önlemi yoktu. Vatandaşlar ve gazeteciler yolun karşısında rahatça durabiliyordu.
  • Cadde trafiğe kapatılmamıştı ve arabalar, otobüsler rahatça geçiyordu. Oysa kısa bir süre önce terörist bina girişinde polise ateş etmiş, el bombası atmış ve bir polisi öldürmüştü.
  • Polis teröristin bulunduğu cama ateş açarken gazeteciler takipteydi, hatta canlı yayında olan televizyon muhabirleri vardı. Yalnızca sarı güvenlik şeridi çekilmişti.
  • Çatışmanın en kritik anlarından biri... Terörist namlusunu perdeden çıkarıp ateş etti ve NTV kameramanı ile bir vatandaş vuruldu. Kurşun isabet eden vatandaş hayatını kaybetti. O sırada güvenlik şeridinin içi ve dışı vatandaşlarla, polislerle ve gazetecilerle doluydu. Saldırı anında herkes sağa sola kaçıştı.
  • Hiçbir kontrol yok ve adeta polis herkesle beraber operasyonu sürdüyordu. Polis gazetecileri uzaklaştırmaya çalışıyordu ancak olay yeri anababa günü gibiydi. Otobüsler ve arabalar geçmeye devam ederken herkes her an ölebilirdi. Bu sırada, bazı televizyoncular arabaların arkasından, bazıları da sürünerek canlı yayına devam ediyordu.
  • Olay yerindeki bir pastane müşterilerle doluydu. Kapıdakı bir kişi ve kasada oturan kadın yaşananları sakince seyrediyordu. Yaralı vatandaş hala yerde yatarken bir vatandaş da evinin balkonunda kahvesini yudumluyordu. Bölgede balkon ve penceredekiler sanki dizi çekimi izliyordu.
  • Zaten bir işe yaramayan güvenlik şeridi de kaldırıldı, çünkü ambulans geldi. Polis habercileri kaldırdı ve yaralı karga tulumba ambulansa taşındı. Bu sırada operasyon sürüyordu ve herkes ateş hattında bulunuyordu.
  • Polis habercileri uyarmaya devam ederken hepsini pastaneye topladı, ardından da pastaneyi boşalttı. Yaşlı bir müşteri elleri arkasında yavaş yavaş yürüyordu. Tüm bunlar yaşanırken binadakilerin hayati tehlikesi de sürüyordu. Polis bir kadını "Yukarı çıkın, bomba atacağız" diye uyarıyordu ama sonra bir uyarı daha yaptı: "Kimseye kapınızı açmayın."
  • Operasyon yapılan evin üç cephesi de açıktı ve evin arka tarafına bakan bir odası olduğu dikkate alınmamıştı. Çatışma sürerken arka sokakta hayat aynen devam ediyordu.
  • Operasyonun sonlarına doğru silah sesleri ve patlamalar arttı ama vatandaşlar hala olay yerindeydi.

BİRGÜN: EMNİYET MÜDÜRÜ VE VALİDEN HESABI SORULMALI
Bostancı'da dün yaşananları konuyu ve polisi çok yakından bilen eski Özel Harekat Şube Müdürü ve DSP Milletvekili Recai Birgün, Canlı Gaste'de değerlendirdi.

Recai Birgün, operasyonla ilgili şunları söyledi:

"Çatışmayı izlerken tüylerim ürperdi. Haber metnindeki tespitleri ve hataları Emniyet neden yapamıyor? Söylenecek ne var bilemiyorum açıkçası. İstanbul'da yönetim zaafiyeti var, bu ilk yaşanan olay değil.

İlk olarak çevre emniyeti kesinlikle alınmamış, bu tür operasyonlarda bir kriz merkezi olur ve bu merkezde emir komuta tek bir kişidedir. Bu kişi, tüm birimleri koordine eder. Görüntülerde görüyoruz, güvenlikli alanın içinde çevik kuvvet var, trafikçi var, asayiş ekibi var ve sivil polisler var. Kimin ne yaptığı hiç belli değil. Sarı bandın diğer tarafında yaralanan bir kameraman ve hayatını kaybeden bir vatandaş var. Demek ki orası da güvenli değil.

Bu tip operasyonlarda söz konusu ev ya da yapı diğer alanlardan tecrit edilir, oraya dışarıdan giriş çıkışlar engellenir. Önce vatandaşın güvenliği, sonra operasyonu yapacak birimlerin güvenliği sağlanır. Ardından da içeridekiler etkisiz hale getirilir. Burada gerçekten bir operasyon değil de bir seyirlik panayırdı veya sanki bir film çevriliyordu ve insanlar seyrediyordu. Nereden başlamak lazım, şaşırıyorum.

Polis özel harekatı kullanılması gereken yerde kullanmazsanız her zaman sıkıntı yaşanır. Geçen hafta Hakkari'de yaşanan olay bir toplumsal hadiseydi ancak özel harekat müdahale etti, özel harekat polislerinin orada işi yoktu ki. Siirt'te minibüsçüler birbirine girmiş, yine özel harekat devrede. Özel harekat polisinin olmaması gereken yerde özel harekat devrede, asıl olması gereken yerde ise özel harekat olayın içinde yok. Özel harekat polislerini siz toplumsal olaylarda veya maçlarda kullanırsanız, bu tür kayıplar kaçınılmaz olur.

Hakkari'de bir olay oluyor, hemen polis memuru açığa alınıyor. Oysa ki polisi oraya gönderen bir mülki amir var, bir emniyet müdürü var. Bugün İstanbul'da bu karmaşa yaşanmışsa bunun bir sorumlusu var. Orada bir polise, bir komsere veya oranın ilçe emniyet müdürüne bu işi yüklemek büyük haksızlık. Operasyonda kimin sorumlu olduğu belli değil, kim kimi yönlendiriyor belirsiz. Sıcak temas sağlanmış, insanlar olayı seyrediyor, 100 metre bile yok aradaki mesafe. Çatışma devam ederken trafik akışı sürüyor, herkes bir duvarın arkasına saklanmış ve kim ne yapacağını bilmiyor. Operasyonu kim yönetiyor, belli değil. 2 kişi hayatını kaybetmiş, 6 kişi yaralanmış. Bunun bir sorumlusu olmalı, ilk sorumlu il emniyet müdürü, sonra da validir. İstanbul Emniyet Müdürü'nün görevi oradaki insanları korumaktır. Operasyon sürerken yayına bağlanan apartman sakinlerinin ifadelerinden anlıyorum ki, apartman tamamen güvenlik altına alınmamış. Bırakın dışarıyı, apartmanın içinde de güvenlik tedbiri yok. O kadar çok eksik var ki.

Başarılı bir operasyondan sonra taltif listesinde ilk olarak vali ve emniyet müdürünün isimleri yazılır. Bu tür başarısız bir operasyonun da sorumluları bellidir. Başbakan'ın 'Ben Vali ve Emniyet Müdürü'ne güveniyorum' demesi bu ayıpı örtmeye yetmez. Operasyon çok derme çatmaydı ve hesabı ilgililerden sorulmalı."

 

Robert Traylor: Gelirken Korkmuştum

Hurşit Baytok: Diyalog kurabilmek çok önemli!

Barbaros Akkaş:Oyuncunun Saygısını Kazanmalısınız

İbrahim Kutluay: Önce Eğitim

Cavit Altunay Yazdı!

Ufuk Akyüz: En güzel yanı dostluklar

Cavit Altunay: Amerika basketbolu nerede

Korhan Demirkol: Birbirinizi çok iyi denetliyorsunuz

Cihat Levent: Tek eksik anlayış

Emin Moğulkoç: Hakemlik=Tecrübe

Tamer Oyguç: Hakem korunmalı

Ufuk Sarıca: Altyapıda 2 kez cevap vermediniz

Murat Murathanoğlu: Oyuncu da hakemi tanımalı

Gökmen Ertan: Sadece görevinizi yapmanızı bekliyorum

Mehmet Okur: Amerika'da çıta yüksek

Burçin Badem: Hakemler bana travma yaşattı

Murat Biricik: Çok gözlem, yapabildiğinin en iyisini yapmak

Mithat Özciğer: Daha az hatayla nasıl maç yönetirimi düşünmek gerek

Deniz Kıyak: Kendine yatırım geleceğe katkıdır

Yıldırım Öztürk: En önemlisi sahadaki duruşu

Ömer Akan: Hakemle ne kazandım ne de kaybettim

Menderes Gümüşdal: Mutlaka bir idolu olacak

İsmail Uyanık: Sessiz çoğunluğun vicdanı olun

Tamer Acar: Bence de torpil yok!

Serdar Apaydın: Sokaktan gelen adam hakem olamaz

Savaş Gökbayrak: Bazen art niyet arıyorum

Ünal Tanyıldızı: Hakem görmeden de çalabilmeli

Recep Ankaralı: Kimseye torpil yok

Fikret Cigal: Hep bir üstü hedeflemeli

Hüseyin İlteriş Öztürk: İşimi yükselmek için kullanmadım

Aziz Alemdar: Emeğinizi vermeliler

Behçet Serim: Eski disiplin yok

Bora Sancar: Hakem kararlılığını vücut diline yansıtabilmeli

Meriç Tunca: Turgay Demirel'den fazla katkım oldu

Memduh Öget: Hakem olmak yürek ister

Murat Akar: NBA hakemliği kusursuz

Engin Özerhun: Hakem profesyonel olmalı

Galip Atabek: Neden MHK? (2)

Galip Atabek: Eğitime kadro şart (1)

Yavuz Kuruçay: Hakemlik Türkiye'de yapılacak iş değil

Gökhan Keskin: O bünyede kalabiliyorsanız başarılısınız

Hulusi Yenal: Teşekkür beklerdim

Osman Aydın: Saha içinde de saha dışında da adil olmalı

Harun Erdenay: Tüm maç boyunca yüzde yüz konsantrasyon

Erdinç Elmastaş: Hakem de sanatçıdır

Dee Brown: Kritik anda oyunu okuyabilmelisiniz

Bülent Bayraktar: Profesyonel destek şart

Dalmau: Hakemlerle ilgilenmiyorum

Nevriye Yılmaz: En iyi hakem maçtan sonra hatırlanmayandır

Sabahattin Merdan: İstanbul'da birlik ve beraberlik olmalı

Kadir Özçelik: Hakemliğin % 50'sinden fazlasını sosyal yönler oluşturur

Serdar Gürel: Hakemlere hak verdim

Aziz Akkaya: FIBA hakemlerinin düdükleri çok kötü

Zafer Kalaycıoğlu: Federasyon daha fazla gayret etmeli

Önder Bingöl: Güleryüzlü ve vücut dili iyi olan...

Murat Didin: Hakemler yakışıklı ve güzel olsun

Devrim Kıvanç: Hakemlere Mevlana sabrı diliyorum

Cem Çağal: Eski hakemlerden android olan vardı

Kerem Tunçeri: Hakemler diyalog kurmalı

Necip Kapanlı: Adam olmak ve yetenekli olmak

Oktay Mahmudi: Sahada başrol oyuncusu hakem değil

Tolga Şahin: Kendine yatırım şart

Murat Kosova: Hakem otoriter olmalı

Necati Güler: Her tecrübeli hakeme güvenmiyoruz

İsmet Badem: Hakeme yumurta attırdım

Mihriban Oğuz: Menajerlik doğam

Yasemin Horasan: Asık suratımı artık görmeyeceksiniz :))

Charlie: En sevdiğim kurum MHK

Aydın Örs: Hakemlerimiz çok başarılı

Fatih Dalay: Hayırlı olsun

İstanbul Basketbol Hakemleri Derneği 2007 Ziyaretçi Sayısı: 692873