
04.01.2008
İstanbul Basketbol Hakemleri Derneği Başkan yardımcısı Ufuk Akyüz, sorularınızı yanıtladı.
Klişe sorumuzla başlayalım. Kendinizden bahseder misiniz? Amatör olarak basketbol oynadım. Edirne'de hakem kursuna başladım. Rahmetli Çetin Kılıç'ın kursuydu. Oyunculuğum devam ettiği maç yönetemiyordum. Ama beni çok destekleyen Murat Erbaş ve Serdar Yiğitsoy altyapıda maçlar yönettiriyorlardı.Hakemliğe çok meraklı bir arkadaşım ile İstanbul'a maç seyretmeye gelirdik. Oyunculuk yaptığım dönemlerde de Özcan Akkaya, Hulusi Yenal, Melih Erdem gibi hakem abilerle olan iyi ilişkilerimden bir anda hakemliğe merak sardım. Yavuz Akıska'nın yönlendirmesi ve desteği ile Kadir Özçelik ile tanıştım. Daha sonra hakemlik serüvenim başladı.
Erkin Kırcı: Ben yıllar önce seyrettiğim bir Ülker-GS maçından sonra o maçın hakeminin de yılın hakemi seçilmesinden dolayı hakem olmaktan vazgeçen eski bir oyuncuyum.Acaba Sn. Ufuk Akyüz istifa olayını niye geciktirdi? Soruyu net anlamamakla beraber acaba son yönettiğim maçı çok mu kötü yönettim diye düşünmeye başladım :) Aslında bir kaç senedir çok mutlu değildim. Gerek yönetimsel bazda gerekse beklentilerimin karşılanmadığı bir ortam olduğu için biraz da gecikmiş de olsam sonuçta bıraktım.Ama bu karar, sadece hakemlik hayatımla ilgili değil iş hayatı ve özel hayatıma daha çok vakit ayırmam gerektiğini düşündüğümden dolayı verilmişti.
Hakemliği bıraktığınıza değdi mi? Manevi olarak soruyoruz. Çünkü gayet iyi bir işiniz var ve maddi bir beklentiniz olmadığı çok açık. Öncelikli olarak kızıma, aileme ve arkadaşlarıma daha çok vakit ayırıyorum. Tabii ki iyi bir maçı iyi bir şekilde yönetmenin hazzı çok büyük. Ve her iyi yönettiğim maçtan sonra insan daha iyisini yapmak istiyor. Ama bunun bir sonu yok. Şu an hakemlikle ilgili en büyük manevi hazzım, açmış olduğum tek kurstan çıkan öğrencilerimi izlemek ve onların başarılarıyla gurur duymaktır.
Öğrencileriniz de sizin gibi mi düşünüyorlar? Bilginiz var mı? Siz hakemliği bırakınca tepkileri ne oldu? Bunu onlara sormak lazım. Lakin İzmir'de yaşadığım süre içinde açtığım bu kursta onlarla çok fazla vakit geçirdim. Sadece basketbolu değil, hayat felsefeleri konusunda onlara abilik yapmaya çalışıp bizim gençken yaptığımız hatalara düşmemeleri için elimden geldiğince yardımcı olmaya çalıştım. Hakemliğin sadece sahada olmadığını saha dışı davranışlarını, insan ilişkilerini yönetmeyi ve gelecekleriyle ilgili yapacaklarını doğru planlarlarsa bunların hakemlik hayatlarına da pozitif yansıyacağını söyledim.
Songül Yalçın: Ben İstanbul Basketbol Hakemliği görevime başladığım geçen sezon döneminde, sitenize üyelik için başvuruda bulunmuştum fakat bir cevap alamadım. Ayrıca Derneğin faaliyetleri ve gelişimi konusunda yardımcı olmaya da hazırım.Bu isteğimi Sevgili Cihat Levent'e de söylemiştim. Siz de biliyorsunuz ki bu geçtiğimiz 15 Aralık'ta yapılan yemek gibi organizasyonlar derneğin faaliyetleri arasında bulunmaktadır.Benim uzun yıllar boyu yapığım iş alanlarımdan birisi de organizasyondur. Yalnız ben öncelikle üyeliğimin onaylanması gerektiğini düşünüyorum. Bana bunun için bir yol gösterirseniz bundan sonraki çalışmalarda yanınızda olabilirim. Dernek yönetmi 2 senede bir değişmekte olduğundan yapılacak genel kurulda çalışmaya gönüllü arkadaşların değerlendirileceğini ve bilgi birikimleriyle katkı sağlayacaklarını düşünüyorum. 6 Ocak'taki genel kurulda çalışmak istediğiniz beyan edebilirsiniz. Başarılar.
Volkan Yüzbaşı: Hakemliği bıraktığınız için samimi cevaplayacağıızı düşünüyorum. Sizce şu anda görevde olan MHK ne kadar bağımsız? Hakem atamalarındaki tutumları ne kadar adil? Kader birliği yaptığınız arkadaşlarınız size destek oldu mu? Çok profesyonel yönetildiğini zannetmiyorum. İş hayatıyla kıyaslamak gerekirse, belirli dönemlerde belirli raporlamaların ve eylem planlarının olması ve buna göre hareket edilmesi gerekmektedir. Önümüzdeki yıllardaki aksiyon planlarınızı buna göre yaparsınız. Günü birlik kararlar alırsanız kısa vadede başarı elde edersiniz. Kişiye bağlı değil, sisteme bağlı çalışmaların daha başarılı olacağını düşünüyorum. Hakemlik müessesesinin de ayrı bir departman gibi gerek pazarlamasının gerek yönetilmesinin gerekliliğine inanıyorum. Hakem atamalarına gelince, bunun cevabı çok uzun. Ve şu an camiada olan herkesin bunun cevabını bildiğini sanıyorum.
Arkadaş desteği olarak da, tabii ki hepsi aradı. Tabi herkesin farklı beklentileri olduğu için hakemliği bırakmamla ilgili onlardan bir beklentim olmadı, olamaz da. 
Hakemlikten beklentiler nedir? Eski bir üst düzey hakem olarak, üst düzey hakemler beklentilerini karşılayabiliyorlar mı? Bence hiçbir zaman hakemlik tek iş olmamalı. Çünkü şuan Türkiye'de hakemliğin sosyal bir güvencesi yok. Belki genç yaşlarda yoğun olarak yapılan hakemlik iyi bir kazanç kapısı olabilir, ancak bilin ki yıllar çok çabuk geçiyor ve bu sürede herhangi bir güvenceniz yoksa yaptığınız hakemlik bir hoş seda olarak kalabilir. Bu sebepten ben, genç arkadaşlara zor olsa da iş veya okul hayatına ara vermemelerini öneriyorum. Bunun çok canlı örnekleri var; herkes bir Tolga Şahin veya Recep Ankaralı olamayabilir. Şuan Avrupa'da üst düzey hakemlik yapan bu iki arkadaşım da bu seviyelere gelebilmek için profesyonel hayattaki işlerini göz arda etmek zorunda kaldılar.
Mert Can: Hakemliği bırakma kararınızı açıkladığınızda sebeplerini de anlatmıştınız. O zaman açıklamadığınız başka sebepler de var mıydı? Bu sorunun cevabını önceki sorularda vermiştim. Ama bir sebebi daha var; bilindiği üzere faal hakemlik yapan kişiler bir kulüpte lisanslı basketbol oynayamıyorlar. Ben de iyice elden ayaktan düşmeden 3-4 sene basketbol oynamak için hakemliği bıraktım, denilebilir :))
Hangi kulüpte oynuyorsunuz? Forma numaranız nedir? Eski arkadaşlarımla beraber oynayacağım kulüpleri tercih ediyorum. Beraber eğleniyoruz, maç öncesi ve maç sonrası vakit geçiriyoruz. Şuan İl Temsilcisi Cihat Levent'in çalışmalarını yaptığı Veteran Lig'in hazırlıkları için kendisi ile fikir alışverişinde bulunuyoruz. İnşallah eski değerleri de bu sayede genç arkadaşlara seyrettirerek bir nostalji yaratacağız. Yıllarca 7 numarayı giydim. Ama özel bir turnuva olduğunda, geçen seneki Business League'de olduğu gibi, forma numaram 23'tür. Majestelerinin hayranıyım.
Hulusi Yenal: Klasmanda maç yönetmek için çok çalıştınız. Bir kalemde nasıl bıraktınız? Şimdi aslında Hulusi abi bir bakıma haklı.Klasman uygulaması olmadığı yıllarda bazı tecrübeli hakemler hariç diğer hakemlerin ne zaman ne görev alacağı belli değildi. Ben de oyunculuğu bırakıp İstanbul'a dönmüş ve bölgede hakemlik yapmaya başlamıştım. O zaman Özcan ve Hulusi abi bana çok yardımcı oldu. Deplasmanlı liglerde görev almak için o zamanki abilerin önerileri dikkate alınırdı. Rahmetli Afif (Kayalı) abinin çekmecesinden çıkan haftalık tayin listesi sonucunda atamalar belli olurdu. Biz de Murat Biricik'le her hafta özellikle fark olacak kız maçlarında görev beklerdik. Fakat nasılsa, o çekmeceden bir türlü bizim adımız çıkmadı. Bölgede çok iyi maçlar yönetmemize rağmen o sene deplasmanlı liglerde görev alamamıştık. Biz ne zaman kendimizi sordursak, 'Tamam, onların isimleri çekmecedeki kağıtta yazılı' dermiş rahmetli Afif Abi. Fakat sezon bitti, herhalde çekmece kilitli kaldı ki biz o sene gün yüzüne çıkamadık. Ama Murat Biricik 1 maça çıktı. Nasıl çıktığını da O'na sorun:)) Bir kalemde bırakmamın yukarıda da daha önce bahsettiğim gibi bir günde olmadığını, bir iki senede kendimi hazırlayarak verilmiş bir karar olduğunu söyleyebilirim.
Madem bu kadar memnuniyetsizlik var, sizce sistem nasıl olmalı? Öcelikle 5 ve 10 yıllık aksiyon planları yapılmalı. Kurul yeniden düzenlenmeli, iş planları ve yönergeleri hazırlanmalı. Kulüplerle işbirliği yapaarak bu süreç sonunda 10-15 sene sorunsuz bir şekilde hizmet verecek kapasitede hakem grubu kurulmalı. Yani kulüplere 5 sene 'bu kişilerin gelişimine katkıda bulunacaksınız, yardımcı olacaksınız, eyyam yaratmayacaksınız' ki sağlıklı bir nesil elde edelim demek ve bunun arkasında durmak gerekiyor. Ama hep kısa vadede hesaplar yapıldığı için bunları öngörecek ve kabul edebilecek hem federasyon hem kulüp yöneticileriyle çalışmak lazım. Bu da şu ortamda zor gözüküyor:))
Hakemliğin gelişimyle ilgili Necip Kapanlı'nın çalışmaları vardı? Hiç mi başarılı olmadı? Evet Necip abinin hakemliği Anadolu'ya yayma çalışmaları vardı. Ama ben çok verimli olduğuna inanmıyorum. Çünkü buldukları iyi hakemleri ellerinde tutamadılar. Küçük illerden gelen yetenekli arkadaşların altyapı eksiklikleri nedeniyle başarıları çok kalıcı olamıyor.Bence bu kişilerin altyapı maçlarının yoğun ve kaliteli geçtiği büyük illerde bir dönem de olsa yaşaması, gerekiyorsa federasyon tarafından iş imkanı sağlanmasıyla kişisel gelişimlerine katkıda bulunulması gerekiyor. Sadece haftada 1 deplasmanlı lig maçı verilerek hakemliği geliştirilemez. Kişilere uzun vadede hakemlik yaptırılması isteniyorsa önlerine bir plan konulmalı. Yoksa sonu hüsran olabilir, bunun bir çok örneği de var. Bu arada Anadolu'ya hakemlik yaymak istenirken büyük illerde de unutulan bir çok yetenekli arkadaşımızın olduğunu düşünüyorum. Bu dönemde bu hakemler de küstürüldü.
Son olarak belki çok olumsuz tablolardan bahsettim. Ama nihayetinde bu da bir iş. Ve insanlar buna mesai harcıyor. Bu sebepten insanlara pembe tablolar çizmeden hareket edilmeli. Çünkü hakemliğim en güzel yanı kurulan dostluklar. Bunun maneviyatı hiçbir şeyle ölçülemez. Benim hiç mi hatam yok? Tabii ki var. Kendi özeleştirimizi yapmayı bilmeliyiz.
Herkese selamlar
|