 |

12.03.2009
Bu haftaki konuğumuz İstanbul Teknik Üniversitesi’nin başarılı oyuncusu İbrahim Kutluay’dı. Kendisi ile çok zevkli bir sohbet gerçekleştirdik.
Öncelikle İbrahim Kutluay kimdir? İbrahim Kutluay, 7 Aralık 1973'te İstanbul'da doğdu. Futbolcu olma isteğiyle büyüyen Kutluay, basketbol'daki yeteneğinin ön plana çıkmasıyla 13 yaşında, Fenerbahçe altyapısında basketbola başladı ve 4 sene genç takımlarda mücadele etti. 1990 ylında genç oyunculara önem veren dönemin Fenerbahçe koçu Murat Özgül tarafından A takıma alındı. Kutluay, bu imkanı değerlendirmesini bildi ve başarılı oyunu onu Milli Takım'a kadar yükseltti. Özellikle yüksek dış atış yüzdesiyle takımın en önemli hucüm gücü oldu. 1998 - 1999 sezonunda 21,4 sayı ortamasına ulaştı ve Euroleague 'de birinci sıradaya yerleşti. 1999 yılında, genç takımından başlayıp, 1986'dan beri formasını giydiği Fenerbahçe'den ayrılarak, Efes Pilsen'le anlaştı. Daha sonra sırasıyla AEK, Panathinaikos, Ülkerspor, Seattle SuperSonics takımlarının formalarını giydi. 2006 sezonunda Ülkerspor’a geri dönen Kutluay, şuan da TB2L takımlarından İstanbul Teknik Üniversitesi’nin formasını giymektedir.
Antrenörler ve oyuncular ile hakemler arasında iletişim eksikliği var. Bunun için genç hakem arkadaşlara tavsiyeleriniz nelerdir? En önemlisi doğru diyalog. Sağlıklı iletişim kurduktan sonra hiçbir sorunun kalmayacağı kanısındayım. Oyuncu kazanmak için her şeyi yapmaya hazırdır. Hakemin sorumlulukları olduğu gibi oyuncunun da sorumlulukları var. Samimi olmaya çalışmak birçok sorunun üstesinden gelecektir. Patron hakemdir ama karşılıklı diyalog da unutulmamalıdır.
Yeni oyuncularla iletişim kurma sorununu yaşıyoruz. Bu konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Sadece siz değil, yeni oyuncularla, genç oyuncularla biz de sorun yaşıyoruz. Onlarla iletişim kurmakta zorlanıyoruz birçok kez. En son söyleyecekleri şeyleri en önce söylüyorlar ve bu da sizin iletişiminizi bitiriyor.
Peki bu sorun nereden kaynaklanıyor olabilir? Sorunun kaynağı aileden ve eğitimden geliyor. Zaten eğitim türkiye’nin en büyük sorunu. Basketbol da da bunun eksikliğini fazlasıyla hissediyoruz. Siz olumlu bir şeyler vermek isteseniz de onlar bazen bundan bile kaçıyorlar.
Çocuğunuz olduktan sonra, basketbola olan ilginizde herhangi bir azalma oldu mu? Aileniz ve basketbolu kıyaslarsak, hangisi daha ön planda sizce? Ailem benim için çok önemli ama basketbol hayatımda hep bir numarada oldu. Çalışmayı gerçekten çok seven birisiyim. Zaten bu basketbolu sevene kadar da böyle olacak. Eğer bir gün basketbolun önünde bir şeyler hissedersem, o zaman bırakma zamanı gelmiştir zaten. Ama çocuk olduktan sonra kendimdeki değişiklikleri de çok rahat fark edebildim. Örneğin önceden birçok gereksiz şeyi kafama taktığımın farkına vardım. Eskiden yenildiğimiz bir maçtan sonra sabahlara kadar uyuyamadığım olurdu, ama artık kızımla oynadığımda bütün her şeyi unutabiliyorum.
Çocuk = Sabır diyebilir miyiz o zaman? Kesinlikle…
Türkiye’de futbol biraz daha ön planda, futbol üzerindeki baskı çok fazla. Yunanistan’da durum nasıldı? Orada basketbol daha bir ön planda. Basketbol seyircisi daha bir profesyonel. Seyirci basketbolu izlemeye geliyor. Tamam son yıllarda futbolda Avrupa Şampiyonu olmalarının da etkisiyle biraz daha futbol ön planda gibi görünse de saman alevinden farklı olacağını sanmıyorum. Basketbolcular orda daha fazla seviliyor. Bu da insanın üzerinde daha fazla baskı yaratıyor. Oradaki takımlarda hedef büyük olduğundan bunu kolayca hissedebiliyorsunuz. Saha içinde, maç esnasında muhakkak ki tepki alıyoruz ama maç bitiminde her şey bitiyor. Dışarıda çok nadir tepki almışımdır. Basketbol kültürleri maalesef bizden biraz daha üstün. Orda da hakemlere itiraz var, bazen öyle oluyor ki tribünler sahaya iniyor neredeyse ama baskı yapacakları zamanı çok iyi biliyorlar. Mesela burada ben serbest atış kullanırken hala marş söyleyenler var. İş olsun diye maça geliyorlar.
Geçen sezonlarda, hafta sonu TBL hafta içi de Euroleague’de maça çıkıyordunuz. Hakemlik açısından olan farklar nelerdir? Yunanistan’dan bahsedersek orada hakemler çok kötüler. Seviyeleri gerçekten çok düşük. Bunun yanında bir o kadar da rahatlar. Hakem farkına gelecek olursak, bence bu tamamen oyuncuların kafasında olan bir olay. Yani oyuncu kendini euroleague maçı için hazırlıyor. ‘’Bu maç sert geçecek’’ diye kafa olarak kendisini hazırlıyor. Bunun sonucunda orda gördüğü sertlik ona değişik gelmiyor ve buna tepki göstermiyor. Hakem konusunda bence çok fark yok. Bizde de çok kaliteli hakemler var aslında. Dediğim gibi bu tamamen kafalarda olan bir şey.
Hakemlere yardımcı olan bir oyuncuydunuz, zaten sahada art niyetli olan oyunculara karşı nasıl bir tutum sergilememiz gerekiyor? Bazı oyuncuların üzerine yapışmış bu ifade. Hakemin kendisini ifade etmeye çalışması, diyalog kurmaya çalışması en önemlisi bence. Oyuncuya baştan şöyle yaparsan bu olur , bunun faydasını görürsün şeklinde telkinlerde bulunabilmek oyuncuyu da rahatlatacaktır. Aslında işiniz gerçekten çok zor. Biz antremanlarda bile birbirimize giriyoruz hakem olmayınca. Bunun yanında bir de futbol hakemi ve oyuncusu olmak vardı. Birde o zamanki baskıyı bir düşünün.
Son olarak daha ne kadar basketbol oynamayı düşünüyorsunuz? Devam etmek istiyorum ama uzun vadeli plan yapmak gerçekten çok zor ülkemizde. Şimdilik elimden geldiği kadar çalışıp, oynayabildiğim zamana kadar oynamak istiyorum.
|
|