Üye olmak istiyorum Şifremi Unuttum  Kullanıcı Adı: Şifre:
11 Eylül 2010 , Cumartesi05:04 Günün İpucu: Yeni Sezonda Başarılar Dileriz

İbrahim Kutluay: Önce Eğitim

12.03.2009

Bu haftaki konuğumuz İstanbul Teknik Üniversitesi’nin başarılı oyuncusu İbrahim Kutluay’dı. Kendisi ile çok zevkli bir sohbet gerçekleştirdik.


Öncelikle İbrahim Kutluay kimdir?
İbrahim Kutluay, 7 Aralık 1973'te İstanbul'da doğdu. Futbolcu olma isteğiyle büyüyen Kutluay, basketbol'daki yeteneğinin ön plana çıkmasıyla 13 yaşında, Fenerbahçe altyapısında basketbola başladı ve 4 sene genç takımlarda mücadele etti.
1990 ylında genç oyunculara önem veren dönemin Fenerbahçe koçu Murat Özgül tarafından A takıma alındı. Kutluay, bu imkanı değerlendirmesini bildi ve başarılı oyunu onu Milli Takım'a kadar yükseltti. Özellikle yüksek dış atış yüzdesiyle takımın en önemli hucüm gücü oldu.
1998 - 1999 sezonunda 21,4 sayı ortamasına ulaştı ve Euroleague 'de birinci sıradaya yerleşti. 1999 yılında, genç takımından başlayıp, 1986'dan beri formasını giydiği Fenerbahçe'den ayrılarak, Efes Pilsen'le anlaştı. Daha sonra sırasıyla AEK, Panathinaikos, Ülkerspor, Seattle SuperSonics takımlarının formalarını giydi. 2006 sezonunda Ülkerspor’a geri dönen Kutluay, şuan da TB2L takımlarından İstanbul Teknik Üniversitesi’nin formasını giymektedir.


Antrenörler ve oyuncular ile hakemler arasında iletişim eksikliği var. Bunun için genç hakem arkadaşlara tavsiyeleriniz nelerdir?
En önemlisi doğru diyalog. Sağlıklı iletişim kurduktan sonra hiçbir sorunun kalmayacağı kanısındayım. Oyuncu kazanmak için her şeyi yapmaya hazırdır. Hakemin sorumlulukları olduğu gibi oyuncunun da sorumlulukları var. Samimi olmaya çalışmak birçok sorunun üstesinden gelecektir. Patron hakemdir ama karşılıklı diyalog da unutulmamalıdır.

Yeni oyuncularla iletişim kurma sorununu yaşıyoruz. Bu konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?
Sadece siz değil, yeni oyuncularla, genç oyuncularla biz de sorun yaşıyoruz. Onlarla iletişim kurmakta zorlanıyoruz birçok kez.  En son söyleyecekleri şeyleri en önce söylüyorlar ve bu da sizin iletişiminizi bitiriyor.

Peki bu sorun nereden kaynaklanıyor olabilir?
Sorunun kaynağı aileden ve eğitimden geliyor. Zaten eğitim türkiye’nin en büyük sorunu. Basketbol da da bunun eksikliğini fazlasıyla hissediyoruz. Siz olumlu bir şeyler vermek isteseniz de onlar bazen bundan bile kaçıyorlar.


Çocuğunuz olduktan sonra, basketbola olan ilginizde herhangi bir azalma oldu mu? Aileniz ve basketbolu kıyaslarsak, hangisi daha ön planda sizce?
Ailem benim için çok önemli ama basketbol hayatımda hep bir numarada oldu. Çalışmayı gerçekten çok seven birisiyim. Zaten bu basketbolu sevene kadar da böyle olacak. Eğer bir gün basketbolun önünde bir şeyler hissedersem, o zaman bırakma zamanı gelmiştir zaten. Ama  çocuk olduktan sonra kendimdeki değişiklikleri de çok rahat fark edebildim. Örneğin önceden birçok gereksiz şeyi kafama taktığımın farkına vardım.  Eskiden yenildiğimiz bir maçtan sonra sabahlara kadar uyuyamadığım olurdu, ama artık kızımla oynadığımda bütün her şeyi unutabiliyorum.


Çocuk = Sabır diyebilir miyiz o zaman?
Kesinlikle…


Türkiye’de futbol biraz daha ön planda, futbol üzerindeki baskı çok fazla. Yunanistan’da durum nasıldı?
Orada basketbol daha bir ön planda. Basketbol seyircisi daha bir profesyonel. Seyirci basketbolu izlemeye geliyor. Tamam son yıllarda futbolda Avrupa Şampiyonu olmalarının da etkisiyle biraz daha futbol ön planda gibi görünse de saman alevinden farklı olacağını sanmıyorum. Basketbolcular orda daha fazla seviliyor. Bu da insanın üzerinde daha fazla baskı yaratıyor. Oradaki takımlarda hedef  büyük  olduğundan bunu kolayca hissedebiliyorsunuz.  Saha içinde, maç esnasında muhakkak ki tepki alıyoruz ama maç bitiminde her şey bitiyor. Dışarıda çok nadir tepki almışımdır. Basketbol kültürleri maalesef bizden biraz daha üstün. Orda da hakemlere  itiraz var, bazen öyle oluyor ki tribünler sahaya iniyor neredeyse ama baskı yapacakları zamanı çok iyi biliyorlar. Mesela burada ben serbest atış  kullanırken hala marş söyleyenler var. İş olsun diye maça geliyorlar.


Geçen sezonlarda, hafta  sonu TBL hafta içi de Euroleague’de maça çıkıyordunuz. Hakemlik açısından olan farklar nelerdir?
Yunanistan’dan bahsedersek orada hakemler çok kötüler. Seviyeleri gerçekten çok düşük. Bunun yanında bir o kadar da rahatlar. Hakem farkına gelecek olursak, bence bu tamamen oyuncuların kafasında olan bir olay. Yani oyuncu kendini euroleague maçı için hazırlıyor. ‘’Bu maç sert geçecek’’ diye kafa olarak kendisini hazırlıyor. Bunun sonucunda orda gördüğü sertlik ona değişik gelmiyor ve buna tepki göstermiyor. Hakem konusunda bence çok fark yok. Bizde de çok kaliteli hakemler var aslında. Dediğim gibi bu tamamen kafalarda olan bir şey.


Hakemlere yardımcı olan bir oyuncuydunuz, zaten sahada art niyetli olan oyunculara karşı nasıl bir tutum sergilememiz gerekiyor?
Bazı oyuncuların üzerine yapışmış bu ifade. Hakemin kendisini ifade etmeye çalışması, diyalog kurmaya çalışması en önemlisi bence. Oyuncuya baştan şöyle yaparsan bu olur , bunun faydasını görürsün şeklinde telkinlerde bulunabilmek  oyuncuyu da  rahatlatacaktır. Aslında işiniz gerçekten çok zor. Biz antremanlarda bile birbirimize giriyoruz hakem olmayınca. Bunun yanında bir de futbol hakemi ve oyuncusu olmak vardı. Birde o zamanki baskıyı bir düşünün.


Son olarak daha ne kadar basketbol oynamayı düşünüyorsunuz?
Devam etmek istiyorum ama uzun vadeli plan yapmak gerçekten çok zor ülkemizde. Şimdilik elimden geldiği kadar çalışıp, oynayabildiğim zamana kadar oynamak istiyorum.


 

Robert Traylor: Gelirken Korkmuştum

Hurşit Baytok: Diyalog kurabilmek çok önemli!

Barbaros Akkaş:Oyuncunun Saygısını Kazanmalısınız

İbrahim Kutluay: Önce Eğitim

Cavit Altunay Yazdı!

Ufuk Akyüz: En güzel yanı dostluklar

Cavit Altunay: Amerika basketbolu nerede

Korhan Demirkol: Birbirinizi çok iyi denetliyorsunuz

Cihat Levent: Tek eksik anlayış

Emin Moğulkoç: Hakemlik=Tecrübe

Tamer Oyguç: Hakem korunmalı

Ufuk Sarıca: Altyapıda 2 kez cevap vermediniz

Murat Murathanoğlu: Oyuncu da hakemi tanımalı

Gökmen Ertan: Sadece görevinizi yapmanızı bekliyorum

Mehmet Okur: Amerika'da çıta yüksek

Burçin Badem: Hakemler bana travma yaşattı

Murat Biricik: Çok gözlem, yapabildiğinin en iyisini yapmak

Mithat Özciğer: Daha az hatayla nasıl maç yönetirimi düşünmek gerek

Deniz Kıyak: Kendine yatırım geleceğe katkıdır

Yıldırım Öztürk: En önemlisi sahadaki duruşu

Ömer Akan: Hakemle ne kazandım ne de kaybettim

Menderes Gümüşdal: Mutlaka bir idolu olacak

İsmail Uyanık: Sessiz çoğunluğun vicdanı olun

Tamer Acar: Bence de torpil yok!

Serdar Apaydın: Sokaktan gelen adam hakem olamaz

Savaş Gökbayrak: Bazen art niyet arıyorum

Ünal Tanyıldızı: Hakem görmeden de çalabilmeli

Recep Ankaralı: Kimseye torpil yok

Fikret Cigal: Hep bir üstü hedeflemeli

Hüseyin İlteriş Öztürk: İşimi yükselmek için kullanmadım

Aziz Alemdar: Emeğinizi vermeliler

Behçet Serim: Eski disiplin yok

Bora Sancar: Hakem kararlılığını vücut diline yansıtabilmeli

Meriç Tunca: Turgay Demirel'den fazla katkım oldu

Memduh Öget: Hakem olmak yürek ister

Murat Akar: NBA hakemliği kusursuz

Engin Özerhun: Hakem profesyonel olmalı

Galip Atabek: Neden MHK? (2)

Galip Atabek: Eğitime kadro şart (1)

Yavuz Kuruçay: Hakemlik Türkiye'de yapılacak iş değil

Gökhan Keskin: O bünyede kalabiliyorsanız başarılısınız

Hulusi Yenal: Teşekkür beklerdim

Osman Aydın: Saha içinde de saha dışında da adil olmalı

Harun Erdenay: Tüm maç boyunca yüzde yüz konsantrasyon

Erdinç Elmastaş: Hakem de sanatçıdır

Dee Brown: Kritik anda oyunu okuyabilmelisiniz

Bülent Bayraktar: Profesyonel destek şart

Dalmau: Hakemlerle ilgilenmiyorum

Nevriye Yılmaz: En iyi hakem maçtan sonra hatırlanmayandır

Sabahattin Merdan: İstanbul'da birlik ve beraberlik olmalı

Kadir Özçelik: Hakemliğin % 50'sinden fazlasını sosyal yönler oluşturur

Serdar Gürel: Hakemlere hak verdim

Aziz Akkaya: FIBA hakemlerinin düdükleri çok kötü

Zafer Kalaycıoğlu: Federasyon daha fazla gayret etmeli

Önder Bingöl: Güleryüzlü ve vücut dili iyi olan...

Murat Didin: Hakemler yakışıklı ve güzel olsun

Devrim Kıvanç: Hakemlere Mevlana sabrı diliyorum

Cem Çağal: Eski hakemlerden android olan vardı

Kerem Tunçeri: Hakemler diyalog kurmalı

Necip Kapanlı: Adam olmak ve yetenekli olmak

Oktay Mahmudi: Sahada başrol oyuncusu hakem değil

Tolga Şahin: Kendine yatırım şart

Murat Kosova: Hakem otoriter olmalı

Necati Güler: Her tecrübeli hakeme güvenmiyoruz

İsmet Badem: Hakeme yumurta attırdım

Mihriban Oğuz: Menajerlik doğam

Yasemin Horasan: Asık suratımı artık görmeyeceksiniz :))

Charlie: En sevdiğim kurum MHK

Aydın Örs: Hakemlerimiz çok başarılı

Fatih Dalay: Hayırlı olsun

İstanbul Basketbol Hakemleri Derneği 2007 Ziyaretçi Sayısı: 692857